Tarihten ders almadan..

30 Haziran 2020 Salı

Haftaya, tek adam rejiminin değişmeyen yöntem, taktiklerle, hak-hukuk-adalet, anayasal düzene ters taktik ve stratejilerle, icra gücüne ilişkin şekil hukukunu sonuna kadar kullanıyor olarak, Meclis tatili öncesi son hamlelerle “ne yaparsak kâr” mantıklı taktiklerine tanıklıklarla giriyoruz.. Haftalardır yandaş medya konusunun yanında, göreceli gazeteclik ilkelerine uyumlu vitrinde tarafların sözde eşit tartıştırıldıkları sabahtan akşama oturumlarda peygamber sabrı ile izleyip, gerçekleri kavramaya çalışanların oranları çok da yüksek değilmiş..

Gelin görün ki yaşamın gerçeklerinin dayattığı noktalara gelinmiş, iktidarları erkleri yakaladıkları güçlerin şımarıklığında, tarihten ders çıkarmadan güç kullanımında sınır tanımadıkları noktalarda bir şeyler değişiveriyor, işler tersine dönebiliyor. Dün sabah en çok en yandaş medyada biraz da şaşkınlıkla yorumlanan Fransa seçim sonuçları, Sarkozy’nin yenilgisi üzerinden yorumlara dikkat ettiniz mi?

Yandaşlar korosuna bakarsanız, baroları teslim alma operasyonları planları üzerinden yürümede hâlâ şansları var. İçlerinden en aklı başında hukukçuların uyarılarına bile kulak tıkama eğiliminden, sonuna kadar olabilemez hak-hukuk gaspını yakalayabilecekleri operasyon projelerinden “Biri olmasa öteki tam amaçlandığı üzere dünyada bir örneği akla getirilememiş dehşet proje, siyasi partilere bağlılık ayracı üzerinden çoklu baro, olabilemeyecekse de dünya için tek geçerli model olan siyset üzerinden bölünmemiş tekli baro yapılanmasından koparılabildiği kadar koparılmış, bozulmuş bir vesayet modeli..” arayışında son çırpınışlar..

Tartışmaları, olup bitenleri öğrenebilmek adına bazen boğulmuş, bıkmış olarak izlemek zorunda olan bizler, sonuç olarak tarihten nasıl ders çıkarılmadığını çok çıplak görebiliyoruz. Tek adam rejimi adına en profesyonel, deneyimli uzmanlar hâlâ göremiyorlar mı?

***

Kıdem tazminatı gündemi üzerinden tarihten ders çıkarmadan diretmede sanki dersler çıkarılabilmiş izlenimini, Cumurbaşkanı Erdoğan’ın hafta sonu satır arası cümlelerinden okumuş gibi olduk. Kıdem tazminatı tartışmalarının gerçek boyutları üzerinde bırakınız bilgi sahibi olmayı, fikir sahibi bile olamamışların, çok bilmiş görüşlerini elbette ciddiye almamalı. Kıdem tazminatının özel fonlarda, özel kullanımlara yarayacak projelere dönüştürülebilmesi üzerinden formüller üretilemedi. Sonuç olarak Erdoğan’ın işveren ve işçi örgütlerine sitem ederken ne demeye çalıştığını dikkatle okumalısınız..

Sonuç olarak işverenler önceden kıdem tazminatı borçları üzerinden kasalarından para ayırmaya razı değiller. İşçiler ise günlük tazminat hakları sözde korunuyor tablosunun üzerinden, ileriye dönük en azından işten atıldıklarında yargı yoluyla zoraki alabiliyor olsalar dahi alabilecekleri tazminat haklarının işten atılmada da caydırıcı gücünden vazgeçmek niyetinde değiller. Kendilerinden yeni paylar kesilerek toplanacak önceki benzerlerinde çok canları yanmış fonlarda değeri düşmüş olarak, çocukları, belki de torunlarının bile yararlanmalarının riske gireceği yeni ödemelere evet demeye katlanabilecek halleri yok..

***

Tek adam rejiminin gelinmiş günümüz koşullarında, geçmişten ders almamaya ilişkin yürüyüşünde direnmesinin sakıncalarını bugünkü başlığa almış olmama gelince..Kişisel, önyargılı bir ukalalıkla ilgisi yok.. Gazetemize yönelik, Basın İlan Kurumu kullanılarak verilmiş ilan kesilmesi cezalarının, Türkiye’nin önde gelen hukukçuları tarafından değerlendirildiği dizinin dünkü en taze başlıklarından da esinlendim..

Eski TMMB Başkanı Hüsamettin Cindoruk’tan alıntı başlık özetlerini paylaşarak söze girmek istedim. “Cumhuriyet gazetesinin asırlık yayın niteliğini, içeriğini eleştirmek, değerlendirmek, geri kalmış bir devletin bile yapmıyacağı kökten bir yanlıştır. Üstelik bu uygulama geçmişte de sınanmış, sonuç vermemiştir.”

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, “Sert, gereksiz ve yararsız, yargının siyasal güce bağlı olması görünümünü veren gerekçeleri endişeyle karşılıyorum..” diyor. 

Köşe yazısına zoraki sığdırmanın bir anlamı olamayacağı için atladıklarınız varsa 24 Haziran günü başlayan dizideki ülkemizin gerçekten tarihten ders almış, en birikimli hukukçularının, anayasa otoritelerlerinin görüşlerini, devam edecekler de içinde olmak üzere, kupürleriyle kesip bir kenara saklayıverin.. 


Yazarın Son Yazıları

Patronu yakinimdir 7 Temmuz 2020
Kapanmayan yara kanar.. 3 Temmuz 2020
Tarihten ders almadan.. 30 Haziran 2020