Hukuksuzluğun bedeli...

21 Haziran 2019 Cuma

Lokomotif raydan çıktı ve baş aşağı inişe geçti... Fren tutmuyor. Ve doğal olarak vagonları da sürüklüyor peşi sıra. Türkiye’nin durumu şu anda tam da bu.
Tarımda, siyasette, dış politikada, eğitimde yanlış politikaların bedelini 80 milyon öderken İstanbul’u 25, Türkiye’yi tam 17 yıldır tek başına yöneten iktidarın, gösterecek tek doğru çıkış yolu bile kalmamış durumda. Böğürüyor durmadan... Tehditler savuruyor. İstanbul seçimini bir toplumsal kutuplaşmaya dönüştürmekten vazgeçmiyor. Her şeyin başının kendi yarattığı hukuksuzluk olduğunun ve aynı hukuksuzluğun bir gün kendi sonunu getireceğinin henüz farkında değil. Ama artık başkaları farkında:
- Siverek’te bir çocuğun gözleri önünde tüm ailesi katlediliyor. Ve o çocuk büyük acısı içinde ana babasının öldürülmesini izlerken bir yandan da kanıt olsun diye kaydediyor görüntüleri. O küçücük yaşında biliyor, bu vahşetin örtbas edilebileceğini, siyasal iktidara hizmet eden bir yargı gerçeğini...
- İstanbul’un göbeğinde anlı şanlı bir otel, savcılık izni olması gerekirken müşterilerinin giriş çıkış görüntülerini, kayıtlarını iktidar ile paylaşabiliyor umarsızca. Çünkü ilişkiler ağı, çıkarlar bunu gerektiriyor sahipleri için. Ama gizli kalmıyor, İBB’den onlarca ihale aldıkları ortaya çıkıyor.
Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değil. Büyük kırılma başladı. AKP’nin kaleleri olan Sancaktepe’de, Sultanbeyli’de İmamoğlu’nun etrafındaki kitleler işte bu değişimin başladığını gösteriyor. Öte yandan teknoloji dediğimiz olgu, sosyal medya takkeleri savuruyor ve kel ortaya çıkıyor.
23 Haziran’daki demokrasi mücadelesi işte bu yüzden bir yandan da sonun başlangıcı anlamına geliyor.

Bölgede yalnızlaşan Türkiye
Dünya da aynı dünya değil. Ticaret savaşlarının kızıştığı, askeri hareketliliğin arttığı bir dönemin içindeyiz ve Türkiye giderek yalnızlaşıyor.
Doğu Akdeniz ve bölgedeki doğalgaz yatakları son günlerin en önemli dış politika konusu. Türkiye Fatih’ten sonra ikinci sondaj arama gemisi Yavuz’u dün bölgeye gönderdi. Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır, Doğu Akdeniz Gaz Forumu kurdu. Kıbrıs Rum Kesimi ayrıca, Yunanistan ile birlikte Mısır, İsrail ve Ürdün’le işbirliği içinde... ABD ve AB, bu işbirliklerine destek veriyor.
Doğru bir dış politika izleyerek süreci yönetebilirdi; en azından eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in söylediği gibi önce bölgeyi “Münhasır Ekonomik Bölge” ilan edebilir, kayıtlara geçirebilir ve öyle petrol arama işlerine başlayabilirdi. Ancak AKP hukuksuzlukla ülkeyi yönetmeye o kadar alıştı ki, aynı şeyi dış politikada da yapıp başarılı olacağını sanıyor.