Seçmenin en anlamlı demokrasi çıkışından dersler çıkarabilmek..

25 Haziran 2019 Salı

Halkın zaferi, demokrasi destanı yazıldı, parti devletin çöküşü, tek adamın hezimeti.. Dünkü Cumhuriyet’in haberleri, arkadaşlarımızın yorum başlıklarından birkaç alıntı.. Seçim sonuçlarına ilişkin dün netlik kazanmış istatistik veriler, daha da çarpıcı bir başarının, seçmen dersinin çıkarımlarının pek çok yönlü kanıtları..
İmamoğlu’nun, ilk hukuken haklı ve geçerli, İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı olduğu sonuçlarındaki, YSK’nin mazbatasını vermek zorunda kaldığı 20 bin 689 olan oy farkı, AKP-MHP’nin itirazlarına “sınırlı fark” algısı ile gerekçe yapılmışken, Saray baskısı ile YSK tarafından yenilenen seçimin sonucunda 806 bin 426 bin gibi çarpıcı bir yükselişe ulaşmış. Seçmen oylarının yüzde 54’ünü almış olarak, İmamoğlu tarihin en yüksek oyunu almış belediye başkanı olma rekorunu kırmış..
Şimdi tüm tarafların şöyle ya da böyle, mezheplerine göre yaptıkları ilk değerlendirmelerde de ortak kabul gören sonuçlarıyla, daha önceleri Cumhur cephesine oy vermiş seçmenlerden de çok anlamlı bir pay almış. Seçmenin, oyuna saygısızlığa tepki, haksızlık, mağduriyete yanıtı olarak henüz netleşmemiş verilerle anlamlı bu kayış için, Cumhur cephesinin özeleştiri yapması istenirken, Millet cephesinin bu kayışın nedenlerine ilişkin, ekonomik krizin ürettiği çok boyutlu çaresizlikler en başta, çok daha anlamlı gerekçelendirmeleri var. İlk CHP, İYİ Parti liderleri ile İmamoğlu açıklamalarında kendilerine güvenerek oy değiştirmelerine teşekkürler ön planda..

***

Siyaseten öne çıkan bir başka gerçeklik ise YSK’nin aynı pusuladan çıkan bir tek Başkanlık seçimini iptal edip diğerlerinin sayılmasındaki garabet, haksızlık, hukuksuzluğa karşı, “Yenilenecekse seçimlerin tümü yenilenmeli” önerisinin haklılığının belgelenmesi. İmamoğlu’nun bu yüksek oy artışı verileri ile CHP’nin ne kadar daha çok ilçe belediyesinde seçim kazanmış olacağının verileri çok çarpıcı. AKP’nin İstanbul’da bu oy dağılımı ile elinde birkaç belediyenin kalmış olabileceği gerçeği bir yana, meclis üyelikleri ile muhtarlık dağılımları da çok ağır düşmüş olacaktı..
AKP’nin bir önceki seçim sonucundaki yüzde 45 oyu ile kazanmış olduğu yüksek oranlı ilçe seçimleri, meclis üyelikleri, muhtarlıkların, siyaseten zorlanan seçimle erozyona uğramış olması gerçeği, Cumhur cephesi açısından ne türden gelişmelere yol açacak sorgulaması ister istemez kendi yandaş sözcülerinin ağızlarında ilk geceden, seçim sonuçları ile birlikte gündeme girmiş oldu.. Kuşkusuz yine ön planda üstyapı üstünden, kamuoyuna yansımış tartışmalarıyla..
İlk ağza alınan olasılıklar, daha önceden AKP’den kopuşlarla parti kurabilecekleri çalışmaları bilenen isimler üzerinden ön plana çıkarılırken elbette kimi sonuçları, zamanlamaları üzerinden çok farklı değerlendirmeler de gündeme giriyor. Elbette Millet cephesi sözcülerinin, İmamoğlu ile CHP, İYİ Parti başkanları ile dünkü Öztrak’ın vurgulamalarında; “Başta çok ağır ekonomik kriz ülke sorunları karşısında, seçimden yorgun düşmüş, barışçı çözüm, güç birliği isteyen seçmenin duyarlılığına saygı gösterileceğinin ilan edilmesi dikkat çekici değil mi?
Demokrasiye işlerlik kazandırmada kapıları açan İstanbul Belediye Başkanlığı seçim sonuçları sonrası, aynı anlamda çok net verdikleri sözlerle, ülke sorunlarını, seçmenin çözüm üretme güçlü arzusu ve gereksinimi, mesajlarına duyarlı olarak, asla erken seçim çağrısı yapılmayacağı anlamına gelen açıklamaları oldu. Ülke sorunları, demokrasi için İstanbul Belediyesi çalışmaları ile sınırlı olmamak çerçevesinde, Meclis’in, tüm kurumların çalıştırılması, elbette öncelikli de hak-hukuk-adalet düzeninin oluşturulması çağrıları, her tür gereken desteğin verileceği, işbirliğine hazır oldukları sözleri dikkat çekti..
Saray cephesinin seçimlere birkaç gün kala, her yol mubah siyaseti ile ortalığa saçılan şantaj, tehditlerin, seçim sonrası icraatları beklenmeden, seçmen oylarının patlaması, çok kaynaklı, kimlikle olmasına dayalı bu çıkışların siyasi getirisini öngören, Saray cephesi siyasetçileri de elbet hemen gardlarını aldılar. Seçim sonrası bu ilk çıkışların gerçekçi olamayacağını, asıl sorunun Millet İttifakı’nın çok kimlikli yapısından beklenecek kırılmalarla yaşanacağı senaryolarıyla tartışmaları germenin yollarını aradılar..
Seçim sonuçları ile demokrasi adına anlamlı bir nefes almanın kapısı açıldı.. Bizim de almamız gereken en büyük ders ise çaresiz, seyirci kalma lüksümüz olmadığı gerçeğini yaşamış, bedellerini ödemiş olarak, duyarlılıklarımızın, sorumluluklarımızın katlandığı gerçeği değil mi?