Faiz indiriminden amaçlar, beklentiler farklıdır. Gelişmiş ülkeler (GÜ) faiz indirimi, düşük hatta negatif faizle enflasyonu tetiklemeyi, hızlandırmayı amaçlarken; biz faiz indirimiyle enflasyonu düşürmeyi, kontrol altına almayı amaçlıyoruz. Günümüzde politika faizi Avrupa Merkez Bankası’nca yüzde 0.00; İngiliz Merkez Bankası’nca yüzde 0.75, Japon Merkez Bankası’nca negatif yüzde 0.01 olarak belirlenmiş olup FED’in faiz hedefi de yüzde 2 1/4-2 2/4 düzeyindedir.
Gelişmiş ekonomilerde fiyat istikrarı, yıllık ortalama yüzde 2.0 fiyat artışı olarak belirlendiğinden, para politikasıyla bu düzeyde enflasyon yaratılması hedeflenmektedir.
Faiz oranı değiştirilmesinin ekonomik etkileri, etkenliği kuramsal açıdan da tartışılmalıdır.
Kuramsal olarak faiz oranının indirilmesiyle, tasarrufların getirisi, tüketimin alternatif maliyetinin azalmasıyla hane halkının tüketim harcamalarını; kaynak maliyetinin ucuzlamasıyla da işletmelerin yatırım harcamalarını artırmaları amaçlanır. Ancak faizin tüketim ve yatırım harcamalarını belirleyici değişken, etken olduğu kuramsal açıdan genel kabul görmediği gibi, uygulamada da kesin kanıtı yoktur. Ekonomik araştırmalarda bulgular; tüketim harcamalarını belirleyen ana etkenin hane halkının geliri; işletmelerin yatırım kararlarında da satış artışı beklentisi, kapatise kullanım oranı, faaliyet fonu yaratmaları, mali yapıları olduğu yönündedir. Faizin, yatırım ve tüketim harcamalarını belirlediğine ilişkin kesin bilgi yoktur. Nitekim 2007-2008 krizi sonrası GÜ merkez bankalarının faiz indirimi yoluyla ekonomileri canlandırma girişimleri günümüze değin sonuç vermemiş; ekonomiler resesyona, durgunluğa girme riskinden kurtulamamışlardır. Negatif reel hatta nominal faize karşın ekonomilerde hedeflenen düzeyde enflasyon yaratılamamıştır.
TCMB’nin 425 baz puan faiz indirmesinin olası etkileri, kuramsal açıdan ve geçmişteki uygulama sonuçları göz önünde tutularak öngörülebilir.
Tüketim harcamalarını belirleyen ana etken hane halkının geliridir. Kişi başına reel gelirin azaldığı, işsizliğin, geleceğe ilişkin belirsizliğin arttığı, “hane halkı geliri/borç yükü oranlarının” yükseldiği bir ortamda faiz indirimiyle tüketim harcamalarının ekonomiyi canlandıracak boyutta artması beklenemez. Kaldı ki enflasyonun düşeceği algısının yaygınlaşmasıyla dayanıklı tüketim malı alımının ertelenmesi, bu sektörlerde durgunluğu derinleştirebilir.
Satış artışı öngörmeyen, kapasite kullanım oranı yüzde 75.0 düzeyinde olan, düşük kapasite ile çalışan, faaliyet kârı yaratamayan, “borç/özkaynak oranı”, finansal riskleri çok yüksek işletmelerin, kredi faizinin indirilmesiyle yatırımlarını artırmalarını beklemek gerçekçi değildir. İşletmeler, günümüz koşullarında yeni kapasite artırıcı yatırımlara girişmez, zorunlu yenileme yatırımlarıyla yetinirler.
GÜ merkez bankaları, sıfır faiz oranı ile ekonomiyi canlandıramamış, ancak ekonomide deflasyon sürecinin başlamasını önleyebilmişlerdir.
Merkez bankalarının politika, borç verme faizin, iskonto oranını değiştirmesi, bankaların merkez bankasına koşut kredi ve mevduat faizini indirmeleriyle piyasalara yansır. TL mevduat faizinin indirimi, mudilerin yeni değerleme alanlarına yönelmelerine, mevduat artış hızının yavaşlamasına yol açabilir. Gelir beklentisiyle riskli işlere girişme, bankanın TL kaynak kaybı, finansal istikrarı daha da bozucu etki yapar.
Piyasalar arasında faiz farkı, faiz arbitrajına, faizi düşük piyasalardan borç alıp faizi yüksek piyasalara yatırmayı güdülemekte (carry trade), kısa süreli sıcak para hareketlerine yol açmaktadır. Türkiye’ye karşı ekonomik ve siyasal nedenlerle borç verme hoşnutsuzluğu, arbitraj kârının azalması beklenen sermaye girişini de sınırlar.
İç ve dış talep azalışı, geçen yıl yaz aylarında enflasyonun yüksek gerçekleşmesinin baz etkisiyle, fiyatlar salt tutar olarak geçen yılki düzeyinde artsa dahi enflasyon, faiz indirimi olmaması halinde de yavaşlayacaktı. Yavaşlayan enflasyonu faiz indirimine bağlamak dayanaksız bir savdır.
Türkiye; özel sektörü teşvik, yabancı sermayeyi özendirme, ihracat çekişli büyüme, kaynak yaratma yerine borçlanma, para politikasıyla istikrar sağlama gibi yanılgılardan kurtulmadıkça, ekonomik açıdan da görece geri gidiş, sorunlar sürecektir. Rakamların makyajlanması, sözle yönlendirme, gerçek durumu değiştirmemektedir.
Faiz indiriminin olası etkileri
Yazarın Son Yazıları
Her yeni yıla girerken yılın mutlu, başarılı olması istenir, ümitle girilir.
İlke, bir alanda olayı tanımlayan temel kural, önerme, prensiptir.
Terör, bir iktidarı, bir gücü zorla kabul ettirmek amacıyla sistemli şekilde şiddet kullanma, yıldırma, korkutma, tedhiştir.
Enflasyon, en yalın tanımıyla arztalep dengesizliği nedeniyle fiyatların yükselme sürecidir.
Kuvayı Milliye, Milli Mücadele, bağımsızlık savaşımıyla eşanlı din motifli dış destekli karşı hareket başlamıştır.
Sosyal demorasi, halkın katılımıyla sosyal refahı, gönenci ençoklama; halkın egemenliği, özgürleşmesi amaçlı siyasal düzendir.
Kolonyalizm, sömürgecilik bir devletin kendi sınırları dışındaki ülkeler üzerinde hegemonya, egemenlik kurarak ideolojik, kültürel, siyasal, ekonomik baskılarla siyasal, ekonomik çıkar sağlamasıdır.
Ödemeler dengesinde “net hata noksan” kalemi...
Başlık Halkın Haberi renkli sunucusu Ekrem Açıkel’den esinleme; ama fikir Montaigne “Halk doğru olan çok şeyi bilmemeli; yanlış olan çok şeye inanmalıdır”.
Korku kültürü, bireyin; özgüvenini yitirmesine, söyleneni yapmasına, özgürce seçimini önlemeye, özsaygısından yoksunlaştırmaya, değersizleştirilmesine yöneliktir.
Trump’ın büyükelçi Barrack’a “Erdoğan’a meşruiyet verelim” talimatı, meşruiyet tartışmasına yol açtı.
Bilgilendirmede amaç, kamuoyunu aydınlatma, bilgi eksikliğini, oluşan veya oluşturulmak istenen bilgi kirliliğini gidermektir.
İttifak, tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmez.
Planlı kalkınma
Önerilerde bulunurken geçmişte yaşanan olaylardan, deneyimlerden ders alarak gelecekte olabilecek kötü gelişmelerden kaçınmak, uyarıda bulunmak gerekir.
Planlanan, vaat edilen büyük işlerden, söylemlerdense yapılan ufak işler daha yararlıdır.
Çözüm için soruna doğru tanı koymak, amacı belirlemek, süreci amaç doğrultusunda ilerletmek gerekir.
Ekonomi politikasının ana amaçlarından biri de gelirin yeniden dağılımı, dağılımın eşitlikçi yöne evrilmesidir.
Barışçıl, eşitlikçi, gönenç düzeyi yüksek, doğası, çevresi korunmuş bir kürede yaşamak olanaklı ve hedeflenmiş iken savaşların sürdüğü, yoksulluğun, açlığın yaygınlaştığı, haksızlığın arttığı çevrenin, doğanın sürekli kirletildiği, ortalama yaşam kalitesinin düştüğü bir kürede yaşıyoruz.
Barışçıl, güvenli, insan kaynağı gelişmiş, eşitlikçi, çevre ve doğal kaynakları korunmuş bir dünya hedeflenirken iklim krizine girmiş, çevresi, doğası giderek kirlenen, açlığın, yoksulluğun yaygın olduğu, eşitsizliğin, şiddetin arttığı, kuralsız, düzensiz, güvenli olmayan bir dünyada yaşıyoruz.
Birleşmiş Milletler’e üye ülkeler, 2000 yılında yeni girilen döneme ilişkin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kabul ettiler.
CHP’li olabilmek, CHP etiketi taşımayı değil, etik değerlere, niteliklere sahip olmayı gerektirir.
Ülkede barış, terörsüz Türkiye mottosu ile de bezenmiş bir BOP (GOP) kurgusu sahneleniyor.
Kolonyalizm, sömürgecilik döneminde kolonilerde başat sömürgeci güçlerle işbirliği yapan...
2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde, yine parti örgütünün onayı olmadan, Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu tarafından biraz da gayri ciddi şekilde kürsüye çağrılarak resen aday ilan edilmiş; İnce seçimde genel merkez tarafından desteklenmediği yakınmasıyla partiden ayrılmıştır.
Ekonomi politikasının başarısı tartışmalarında başarısızlık kanıtı cari işlem açığı.
ABD’nin BOP (GOP) kapsamında Irak ve Suriye’yi hallettikten sonra güncel olarak İran, ardından da sıranın Türkiye’ye geleceği yorumları yapılıyor.
Ekonomik kalkınma, büyüme konusuna odaklanıldığında ağırlıklı olarak yatırım, sermaye birikimi, finansman, teknoloji gündeme getirilir.
Klasik iktisat öğretisinde faiz etkili araçtır...
Bir ekonominin kalkınma aşamasına geçmeden önce gayri safi yurtiçi ve milli hasılasının (GDP-GNP) artması gerekir.
PKK’nin karalama, itham, yol gösterme, övünme ile dolu bildirgesi veya memorandumu; devletin egemen karakteri, bağımsız üniter, ulusal yapısı, Türkiye devletini uluslararası olarak tanıyan Lozan Antlaşması konularında tartışmalara yol açtı.
TC Merkez Bankası’nın brüt, net rezervi arttı, eksildi bilgisinden çok, merkez bankaları niçin rezerv bulundururlar, rezerv yeterliliğinin ölçütleri nelerdir, rezerv nasıl değerlendirilmeli, kullanılmalıdır sorularının yanıtları bilgilendirmede yararlı olur.
Sözcükler büyülüdür. Etki altına alır, belirli somut bir amaca yönlendirir, umuda kaptırır. “Barış” da büyülü bir sözcüktür.
İktisatta irdelenmeyen, bulgularla da kanıtlanmayan bir inanç, has, dogma da yabancı sermaye yatırımıdır. Yabancı sermaye yatırımı bir “panacea”, her derde deva olarak önerilir. Yabancı sermaye gelecek, üretim, istihdam artacak, enflasyon hız kesecek, döviz, teknoloji, yönetim deneyimi girişi olarak kriz sonlanacak.
Olaylar ve anılar
Faşizan hukuk düzeni
Türkiye’nin temelinin atıldığı gün
Gelir dağılımı ekonomik kalkınma
Diploma
Çevresel sermaye varlığı