Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

28.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti! Konya tehlikeli düzeye ulaşan kuraklık ve aşırı su tüketimi nedeniyle susuzlukla yüz yüze. Azalan yağışlar ve bilinçsiz tarımsal sulama, yeraltı sularının çekilmesine ve obruklara neden oluyor. Çiftçi Yılmaz, “3-4 metreden su çıkıyordu ama kurudu. İlk kez kuyunun susuz kaldığını gördüm. Suya ulaşmaya çalışıyoruz, kaç metrede bulacağız bilmiyoruz. her yıl daha derine inmek zorunda kalıyoruz. Suyumuz tümüyle tükeniyor, tehlike çanları çalıyor dedi. Yeraltı sularının tükenmesi, tarımsal üretimi tehdit ediyor. Sorunu sınırlamak için modern sulama yöntemlerini yaygınlaştırmak ve su tasarrufu bilincinin gelişmesi gerek. Su çok bilinçli kullanılmalı. Kuraklık, tüm bölge için ciddi endişe kaynağı ve bu tehlikeli gidişe karşı ivedi önlemler gerekli.

KÜRESEL İKLİM FACİASI VE SU KITLIĞI

İklim faciası, su kaynakları üzerinde doğrudan ve yıkıcı etki yaratmakta. İklim Değişikliği Paneli-2022 raporuna göre dünya nüfusunun yarısı su sıkıntısı içinde. Aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artarken tarımsal ve hidrolojik kuraklık yaygınlaştı. Türkiye gibi Akdeniz Havzası ülkeleri, bu değişimden en çok etkilenenler. (TÜBA Raporu)

UNESCO 2022 Türkiye raporuna göre; yaz sıcaklığının artması, kar yağışının azalması, yüzey sularının yitimi ve kuraklığın sıklaşması su kaynaklarını doğrudan tehdit ediyor. Türkiye’de 2100 yılına dek su kaynaklarının 1/4 azalması bekleniyor. “Su savaşları” dünya gündeminde!

NÜFUS ARTIŞI VE SU İSTEMİ

Dünya nüfusu 8.5 milyara koşarken Türkiye 90 milyonu aştı. Bu artış, su istemini katlayarak büyütüyor. Tarım Bakanlığı’na göre, 2030’a dek Türkiye’de suyun yüzde 20 azalması bekleniyor. Bu salt iklim değişikliği değil, artan nüfus kaynaklı. Kentleşme, sanayileşme ve yaşam düzeyinin yükselmesi su tüketimini artıyor. Ancak tatlı su kaynaklarının yüzde 2.5’i kullanılabilir ve bunun yüzde 1.2’sine erişilebiliyor. Su, tartışmasız çok kıt ve değerli, stratejik bir kaynak.

ORMANSIZLAŞMA VE BİLİNÇSİZ SU KULLANIMI

Ormanlar, su döngüsünün en önemli bileşeni. Ormansızlaşma, yağış rejimini bozarak yeraltı suyunun çekilmesine neden oluyor. Son yıllarda çok artan orman yangınları ve betonlaşma, su kaynakları üzerinde ciddi baskı nedeni. Bilinçsiz su kullanımı sorunun başka bir boyutu. Evlerde gereksiz su tüketimi, tarımda vahşi sulama ve sanayide geri dönüşümsüz su kullanımı, sınırlı doğal kaynakların hızla tükenmesine yol açıyor. Görünüm ve gidiş ürkünç; bilimsel yöntemler yaşamsal önemde:

-Damla sulama ve yağmurlama sistemleri ile tarımda su verimliliği artırılabilir.

-Gri su geri dönüşümü ile evsel atık sular yeniden kullanılabilir. Biyolojik-kimyasal arıtma çok gelişti.

-Akıllı sayaçlar ve sızıntı önleme ile altyapı yitikleri azaltılabilir. Tüketim düzeyine uyarlı tarife de bir seçenek.

TARIMDA AKILLI SU KULLANIMI

Tarımsal sulama, Türkiye’de su tüketiminin yaklaşık yüzde 74’ü. Bu yüzden, su kıtlığıyla savaşımda kilit. Akıllı tarım teknolojileri, sensörle sulama başarılı. Dayanıklı bitki türlerinin seçilmesi, su tüketimini azaltabilir. Tarım Bakanlığı’nın Akıllı Tarım Uygulamaları ve Su Verimliliği Stratejisi girişimleri sonuç alıcı evreye taşınmalı.

ULUSLARARASI KURUMLARIN GİRİŞİMLERİ

BM’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında “temiz su ve sanitasyon” yeralıyor. Bu hedef, herkes için güvenli su sağlanması amaçlı. DSÖ, su kaynaklı hastalıkların önlenmesi için hijyen ve sanitasyonun iyileştirilmesini öneriyor. Özellikle susuz dönemlerinde salgın hastalık riski büyüyor. BM Çevre Programı, su ekosisteminin korunması ve su yönetimi politikalarının geliştirilmesi için ülkeleri destekliyor. 2023 “Global Water Outlook” raporu, su krizinin çözümünde doğa temelli çözümlerin önemini vurguluyor. IPCC verileri, iklim faciasının su döngüsüne etkilerini belirlerken COP 29 iklim toplantıları, ülkeleri su yönetiminde bağlayıcı kararlara zorluyor. Türkiye, COP süreçlerinde yer alarak ulusal su stratejilerini biçimlendirmeye çalışıyor.

HALK SAĞLIĞI VE SUSUZLUK İLİŞKİSİ

Susuzluk, salt çevresel değil, aynı zamanda ciddi halk sağlığı sorunu. Temiz suya erişimin sınırlanması kolera, dizanteri, tifo gibi su kökenli hastalıkların yayılmasına neden olur. DSÖ’ye göre, her yıl milyonlarca insan kirli su yüzünden ölüyor. Ayrıca susuzluk beslenme yetersizliği, hijyen eksikliği ve psikolojik stres gibi dolaylı sağlık sorunlarını da doğuruyor. Özellikle çocuk, yaşlı, süregen hastalığı olanlar daha olumsuz etkileniyor.

SONUÇ VE ÇAĞRI

Su kıtlığı iklim faciası, nüfus artışı, ormansızlaşma ve bilinçsiz tüketim yüzünden derinleşen bir kriz.

Türkiye, su gerilimi olan bir ülke ve 2030 sonrası su kıtlığı riskiyle karşı karşıya. Dünya nüfusunun yüzde 1.15’ine ama su kaynaklarının yüzde 0.6’sına sahip, su yoksulu! Fırat-Dicle stratejik! Bu nedenle bireysel-kurumsal su yönetimi politikaları ivedilikle yaşama geçirilmeli. Uluslararası işbirliği, halkın eğitimiyle bu krizi yönetmek olanaklı ama zaman daralıyor. Su, artık sınırsız bir kaynak değil, titizlikle korunması gereken yaşam kaynağı.

Yazarın Son Yazıları

2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026