‘Komisyon’ meşru mu?!
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

‘Komisyon’ meşru mu?!

14.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor. Bu yazıyla hem yasallık hem de meşruluk açısından “komisyon”u irdeliyoruz. Kuruluşu TBMM başkanı girişimiyle gerçekleşti, çalışma ilke ve yöntemleri (usul ve esasları) TBMM Başkanlığı’nca belirlendi. Amacı, “PKK’nin silah bırakma süreci sonrası demokratikleşme, toplumsal bütünleşme ve gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması”. Bu yönüyle yasama sürecine hazırlık işlevli, “ektopik” ve kamu tüzel kişiliği de yok.

TBMM İçtüzüğünde böylesi bir komisyona ilişkin özel hüküm olmadığından, Meclis başkanının partilerle görüşerek oluşturduğu bu yapı, danışma ve hazırlık komisyonu niteliğinde. Kararları Meclis kararı değil. Yasa teklifi için vekiller zaten yetkili (AY m.87-88). Bu yönüyle yasama sürecine paralel, yersiz bir kurum. Karar alma oranı 3/5, en zayıf nitelikli çoğunluk; 2/3 veya 3/4 olabilirdi. TBMM başkanının doğrudan komisyon kurma yetkisi, anayasa ve TBMM İçtüzüğünde düzenlenmiş değil, yok! TBMM’de Komisyonlar üç yolla kurulur: 1. Sürekli komisyonlar (anayasa, adalet, sağlık vd., 17 tane) İçtüzüğe dayanır. 2. Geçici komisyonlar “TBMM kararıyla” kurulur (örn. araştırma komisyonları, AY m.105-6...). 3. Danışma veya özel süreç komisyonları; Meclis başkanının partilere danışarak oluşturduğu yapılar. Bu Komisyonun kuruluşu TBMM Genel Kurulu’nda onanmamış, resmi karar numarası ve tarihi olan bir TBMM kararı yayımlanmamıştır. Resmi bir “TBMM Genel Kurul kararı” yoktur. Bu nedenle, komisyonun hukuksal konumu sakattır. “Meclis kararıyla” kurulmuş değil, TBMM başkanı girişimiyle oluşturulan, yetkisiz, bir “fuzuli” kuruldur. Halk meclisi ya da Kurucu Meclis benzeri bir kurgu olabilirdi, ille de gereksinim duyuluyorsa. Bir tablo ile iyice netleştirelim:

Image

Özetle bu komisyonun yasa, TBMM İçtüzüğü, TBMM kararı gibi normatif dayanağı yoktur; meşru değildir!

***

Komisyonun meşruluğu, toplumsal ve siyasal aktörlerin katılımı, saydamlık ve kapsayıcılık ile de ölçülür. Bu açıdan, Komisyonun karar alma yöntemleri, toplantı düzeni ve katılımcı yapısı açıklandı. Ancak TBMM Genel Kurulu kararı olmadan kurulması, demokratik meşruluk açısından ciddi sorundur. Meclis Genel Kurul kararıyla geçici bir komisyon oluşturulabilir ya da sürekli komisyonlardan uygun birine görev verilebilirdi. Böylelikle, TBMM çatısı altında oluşum, çalışma, toplanma, karar alma kuralları bir tür başına buyruk kılınmış olmaz; yürürlükteki TBMM İçtüzüğüne bağlı kalırdı. Biçimsel hukuk dayanağı bakımdan bu komisyon, ölü doğmuş durumdadır, vurgulayalım. AYM ne yapar?

Bu komisyonun anayasa değişikliği önermeyeceği savlanmış, CHP buna izin vermeyeceğini belirtmiş olsa da silah bıraktığı-bırakacağı söylenen-beklenen yasadışı bölücü taşeron örgüt PKK -ve yurtdışı uzantıları- ile TBMM’deki temsilcisi DEM’in, Cumhur İttifakı ve eklerinin ısrarlı radikal isteklerinin köklü anayasa değişiklikleri olmadan gerçekleştirilemeyeceği açıktır. Şimdilik kamuoyu yumuşatılmakta. Yapılacak yasalar, anayasaya aykırı olmaya mahkûmdur! 

*** 

Sözde “terörsüz Türkiye” yapay gündeminde istemlerin çoğu yasal düzenleme gerektirirken, kimisi siyasal karar niteliğinde. Özellikle Öcalan’ın durumu ve infaz düzenlemesi hem kamuoyunda hem de hukuk çevrelerinde ciddi tartışmalara yol açtı. Bu sürecin meşruluğu salt hukuksal zemine değil, aynı zamanda toplumsal kabul, saydamlık ve kapsayıcılığa dayanmak zorundadır. Aksi takdirde, demokratik sistem içinde kalıcı bir çözüm üretmek olanaklı olmaz. AKP-MHP’nin içi kaynıyor. BOP, ABD büyükelçisi T. Barrack’ın küstah özel göreviyle ivmelenerek uygulamada!

Demokratik konfederalizm, Kürtçenin resmi dil olması ve yeni millet tanımı PKK-Öcalan-DEM’in temel istemleri.

Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin tekil (üniter) yapısı ile temelden zıt. Anayasanın 3. maddesi (devletin ülkesi-ulusu ile bölünmez bütünlüğü) ile bağdaşmaz. “Yeni anayasa” zaten bu Meclisçe yapılamaz ancak ilk dört madde, 24, 42, 66, 174’üncü maddeler hedeftedir. İmamoğlu “Kürtçe” ve “eşit yurttaşlık” güzellemesi yapmakta bağışlanmaz gaflarla.

“Komisyon” hukuksal açıdan meşru değil iken “yapmaya odaklandıkları” bakımından da tarihsel-sosyolojik-felsefi-politik açıdan sorgulanmalıdır. Yüz yıldır yarattığımız ulus devlet kaynaşması, emperyal Batı’nın ikiyüzlülüğü ile parçalanmak istenmekte. Tapu ve tabumuz kurucu antlaşma Lozan dışlanmakta, Sevr makyajlanarak dayatılmakta. Kurucu parti CHP, bu komisyonda neye engel olacak ya da neyi halka duyuracak? Birkaç gizli oturum dışında toplantı tutanakları zaten halka açık olacak. İşte çok yönlü ağır meşruluk krizi öylesine belirgin ki CHP de suça ortak edilerek yaraya pansuman aranıyor. Oysa gerçek gündem dayanılmaz yoksulluk, yakıcı işsizlik, kokuşan yolsuzluklar, talan, Saray yargısı ve giderek ceberrutlaşan çağdışı, İslamo-faşist tek adam rejimidir! CHP devrimci-demokrat olmalıdır!

Yazarın Son Yazıları

2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026