Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

06.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor.

PKK-DEM ile uzlaşmaz MHP-Bahçeli’nin yeni diyalog süreci, kodları altüst etti. Bahçeli’nin DEM’li Bakırhan ile el sıkışması, planlı bir adımdı. Terörsüz Türkiye için denenmemiş, MHP tabanı için tabu olan yöntemler gündeme girdi. Bahçeli, eleştirenlere “DEM’e uzattığım el, ‘Türkiye partisi olun’ ve ‘Teröre cephe alın’ teklifidir” diye savundu. Daha sarsıcı adımlar izledi. Bahçeli, PKK’nin silah bırakması koşuluyla, Öcalan’ın “Meclis’e gelip silah bırakıldığını ilan etmesini” önerdi.

Umut hakkı ve muhatap sinyali (Kasım 2024): Öcalan terörü bitirmede dirayet ve kararlılık gösterirse, umut hakkı için yasal düzenleme de önerdi. Öcalan silah bıraktıracak muhatap idi! Bahçeli Apo için “PKK’nin kurucu önderi” bile dedi! MHP’li Yıldız, komisyonun, İmralı’ya temsilci göndermesini önerdi. MHP güvenlik odaklı politikadan, muhatap ve teşvik odaklı yeni çözümsüzlük stratejisine geçti. Neden? Stratejik zorunluluk mu, siyasal pazarlık mı? Bahçeli-MHP’nin 180 derecelik dönüşünün ardındaki “NİÇİN” sorusu için iki ana eksen var:

Askeri çözümün sınırları: 40 yıldır süren terörle savaş-askeri yöntemler PKK’yi bitirmedi, zayıflattı. Kalıcı çözüm için siyasal-sosyolojik adımlar gerek. Çözüm süreci (2013-15), Kandil, HDP ve İmralı çok başlılığı nedeniyle çökmüştü. MHP şimdi sorunu tek muhataba (Öcalan) indirgiyor.

Devleti oyun kurucu yapmak: İnisiyatifi Kandil ve HDP/DEM’in sokak siyasetinden alıp devlet denetiminde İmralı’ya vermek. Sonal hedef, Terörsüz Türkiye... Amacı, Öcalan’a umut hakkı havucu sunarak, PKK’nin silah bırakmasını ve dağıtılmasını sağlamak. Bu, MHP’ye göre ödün değil, ulusal birliği sağlamak için stratejik adım.

Anayasa pazarlığı ve siyasal sıkışmışlık: Endişelerini paylaşan çevrelerse değişimi tümüyle farklı bağlama oturtmakta. Anayasa ve 3. dönem pazarlığı. RTE’nin 2028’de 3. kez adaylığının önünü açacak anayasa değişikliği. Yeniden adaylık TBMM’nin erken seçim kararı dışında olanaksız. Yeni anayasa veya değişikliğin halkoylamasına götürülmesi (360-400 mv), doğrudan kabulü (400+ mv) için Cumhur İttifakı oyları yetmiyor, DEM’in desteği gerekli. MHP, DEM’in ikna edilmesi görevini mi üstlendi? MHP’nin bu açılımı, DEM ve tabanına, anayasa sürecinde Öcalan’ın durumu, kültürel haklar vd’nin dikkate alınacağına ilişkin “güvence” mi?

Meşrulaştırma riski: MHP, Erdoğan’ın geleceğini güvence altına almak için, tabanının ve ülke-ulus bütünlüğünü sarsan, terör örgütü başını meşrulaştıran tehlikeli bir yola girdi. Bu karmaşık tablo, Türkiye’nin geleceğine ilişkin yaşamsal sorunlarla yüklü. Gelişmeler Türkiye’yi bölünmeye mi sürükler? Sürecin yarattığı haklı kaygı! DEM-Apo istemleri net Kürtçenin resmi dil olması, federasyon/ özerklik ve Türk milleti tanımının değişmesi. Bu istemler, anayasanın ilk dört maddesine açıkça aykırı. MHP’nin açtığı kapı, bu tehditlerin pazarlık masasına gelmesine ve üniter yapının tartışmaya açılmasına neden olarak bölünmenin fitilini ateşliyor. “Hayır” diyenler: Asıl bölünme riski, terörün sürmesi ve Kürt nüfusun siyaseten dışlanması. PKK’yi silerek, DEM’i Türkiye partisi yaparak bütünleşme güçlenir. Pekala, anayasa değiştirilebilir mi? Halk onaylar mı? Değiştirilmesi bile önerilemeyecek ilk dört madde en büyük güvence. Ancak DEM’in istemleri bu maddeleri doğrudan hedef almakta. RTE’nin adaylığı veya sivil anayasa adı altında başka değişiklikler için DEM’le pazarlık yapılabilir mi? Evet, 360 bulunursa anayasa değiştirilebilir. Ancak “Halk bunu onaylar mı” sorusunun yanıtı belirsizdir. MHP tabanının, umut hakkı ve Öcalan’la diyalog için sessizliği, parti disiplinine bağlanabilir. Ancak süreç DEM’in anayasal istemlerine evrildiği anda, salt MHP tabanından değil, AKP ve geniş halk kitlelerinden de çok sert tepki gelmesi kaçınılmazdır.

Türkiye bu tehlikeli sarmaldan nasıl kurtulabilir?: Ciddi bir kriz yaşanıyor. Güvenlikçi paradigmanın restorasyonu görüşü, MHP’nin derhal vazgeçmesini, DEM’i terörün uzantısı olarak tanımasını ve devletin terörle savaşımı askeri-polisiye yöntemlerle sürdürmesini savunur. Diyalog sürecini “ihanet” olarak görenlerin temel istemidir. Saydam ve demokratik süreç görüşü, Kürt sorunu kabul eder ancak çözümü İmralı-Kandil ile kapalı kapılar ardında değil, TBMM’de arar. İktidar bloku ise bunun savrulma değil, denetimli bir terörü bitirme operasyonu olduğunu savunmakta: Kurtuluş ancak PKK’nin silah bırakmasıyla olanaklı ve bu yol, hedefe ulaşmak için tek çare.

Sonuç: Milliyetçiliğin reelpolitiği ve Cumhuriyetin geleceği... Türkiye, MHP ile çok riskli ve öngörülemez bir reelpolitik deneyde. Beka için (?) atılan adımların, Türkiye’yi terör belasından kurtarıp kalıcı iç barışa mı, pazarlıklarla üniter yapının aşındırıldığı yeni bir karmaşaya mı sürükleyeceği, ikilemi ortada. Kesin olansa; anayasanın temel ilkeleri ve Cumhuriyetin bütüncül yapısı, politikacıların kısa erimli hedefleri veya iktidar pazarlıkları için feda edilemeyecek yaşamsal önemde.

Yazarın Son Yazıları

Çok katmanlı bunalım

Türkiye neden eşzamanlı hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim, güvenlik, çok katmanlı-çok ağır bir toplumsal güven bunalımı yaşıyor?

Devamını Oku
08.10.2026
Çürüme...

Turizm Bakanı Ersoy’a ait Maxx Royal Bodrum’daki ağaçlık bölgenin yok edilip otel yapılması...

Devamını Oku
24.09.2026
Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!?

Türkiye çok kritik bir eşikte.

Devamını Oku
10.09.2026
Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?

AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu.

Devamını Oku
27.08.2026
Tarihsel eşik ve ulus devletin egemenlik bunalımı

103 yaşındaki TC, çok ağır egemenlik bunalımıyla yüz yüze.

Devamını Oku
13.08.2026
‘Çerçeve yasa’ neyin çerçevesi?

Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde.

Devamını Oku
30.07.2026
Bağımsızlığın ipoteği: NATO’nun kanlı mirası ve Türkiye’nin egemenlik sınavı

Atatürk’ün dış politikadaki altın anahtarı çok nettir...

Devamını Oku
16.07.2026
Yapay zekâ ve sağlığımız: Bir umut mu, bir risk mi?

Yapay zekâ (YZ), tıp uygulamasını ve halk sağlığı yönetimini kökten değiştirme gücüne sahip, kuşkusuz en güçlü devrimsel ve çağcıl araçlardan biri.

Devamını Oku
02.07.2026
2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026
Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Küresel haydutluk ve yeni dünya eşiği

Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.

Devamını Oku
12.03.2026
Çocukluk rehin, geleceğimiz yitik

Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.

Devamını Oku
26.02.2026
Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025