Çok değil, gazetelerin spor sayfaları, ucuz futbol çöplüğüne dönüşmese Zeynep Sönmez'in Avustralya Açık'taki performansı gündemin 1. Maddesi olurdu.
Aslında hayatı durdurması gerekiyordu Zeynep-Putinseva maçında.
Ama olmadı, kimi sosyal medyadan öğrendi, kimi "Aaaa" dedi. Sadece tenis dünyası maçı TV'den veya dijital yayınlardan izledi, elbette federasyon ve spor bakanlığı..
Bakın gazetelere; sıradan bir transfer iddiası (yalanı) manşet, Zeynep'in haberler altta kutu!
Evet, mesleği öğrendiğim ve öğrencisi olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet gazetesi spor servisi kurucularından Abdülkadir Yücelman, bu başarının ardından Zeynep Sönmez'le ilgili bilgi, bulgu getirmeyenin ensesinde boza pişirirdi.
Grand Slam'ın 4 etabını bilmeyeni spor servisinin kapısından sokmazdı.
Işık içinde uyusun 'Abdül abi'
*
Gelelim Zeynep'i Türk tenisinin son yıllarda yetiştirdiği en önemli isimlerden biri. 30 Nisan 2002 İstanbul doğumlu. WTA sıralamasında kariyerinde ilk 100’ün içine girerek Türk kadın tenisinde yeni bir eşiği temsil ediyor.
WTA'lerin aranan ismi olmuştu.
2026 Avustralya Açık, Sönmez’in kariyer patlaması yaptığı turnuva.
Bu sabah heyecanla izledik.
Elemelerden geldi, 1 tur, 2. Tur derken 3. Turda Rus ama Kazakistan adına yarışan Yulya Putinseva'ya yenildi. 3-6, 7-6 ve 3-6'lık setlerle gitti maç.
İstatistiklere yansıyan 73 hata yaptı. Onun dışında müthişti; galiba biraz da heyecanlı.
Aslında bu yenilgi bir sonraki turnuvanın başarı muştusu.
Ve Zeynep kızımız kortta Descartes okuyacak kadar da engin bir bilgi okyanusunda. Belki de tenis tutkusu "Ruhun Tutkuları" kitabında saklı. Grand Slam’lerde tur görebilen, WTA seviyesinde galibiyetler alan ve milli formayla sorumluluk taşıyan bir oyuncu olarak, Türk tenisinin yeni kuşağının yüzlerinden biri hâline gelen Zeynep'te ailesinin çok emeği var, antrenörlerinin de.
Ve elbette Türkiye Tenis Federasyonu yönetiminin. Başta kadın Başkan Şafak Müderrisgil'i kutlayalım. Ve yönetimindeki kadınlar, Ebru Özdemir, Eda Seviaioğlu, Esra Hatipoğlu, İpek Soylu ve diğer tüm ekibi.
Ayrıca Türkiye'nin kort cenneti olması da önemli. Eskiden sayıları 3-5'ti. Artık İstanbul, İzmir, Antalya, Ankara merkez, Batman'da bile var. Burada Genel Müdürü Ozan Çakır'ı da kutlamak gerek. Farklı bir vizyona taşıyor Türkiye'yi. Ve Osman Aşkın Bak'tan, Mehmet Kasapoğlu'na, Murat Başesgioğlu'na, daha öncelere Erdoğan Toprak'a, Fikret Ünlü'ye de teşekkür edelim. Spora bir tuğla koyan bin yaşasın!
İyi ki varsınız.
ATAMAN'I KİM SAVUNACAK
Ve Maccabi-Panathinaikos maçı; biliyorsunuz Ergin Ataman, Yunan başkent temsilcisinin koçu. Lig ve EuroLeague şampiyonlukları yaşadı.
Geçen akşam İsrail'de Maccabi-Panathinaikos maçı vardı. Ergin Hoca Türk, aynı zamanda (A) Milli Basketbol Takımımızın koçu. İyi de bir Atatürk milliyetçisidir; tartışmam!
Maccabi seyircisi Ergin Hoca Tel-Aviv'e ayak bastığı andan itibaren protestoya başladı.
Niye bağırdıkları belli. Türk antipatisi.
Takım otele girerken, takım otelden ayrılırken ağır küfürler.
Sonra sadece sporculara ait koridor ve soyunma odasında da benzer taciz.
Hatta Maccabi kulübünden yetkili biri, soyunma odasında Ergin Hocaya, "Sen günün göreceksin, başına neler gelecek" diyor.
Ataman bunu basın toplantısında söyledi, "Bu spor, basketbol değil. EuroLeague yönetimi bunu görsün" dedi.
Şimdi biliyoruz ki Anadolu Efes ve Fenerbahçe BEKO, EuroLeague'in baş aktörlerinden. Sesleri çıkmadı.
Efes, Tel-Aviv'e gittiğinde Şehmus veya Ercan Osmani ya da Fenerbahçe BEKO gittiğinde Tarık'la Onuralp aynı hakaretlere maruz kalırsa yine sessizleri mi oynayacaklar?
Ve TBF; Sayın Hidayet Türkoğlu, milli takım koçunuz dolaylı tehdit ediliyor., Türk kimliği nedeniyle hakarete uğruyor; siz de mi susacaksınız? Üstelik konu İsrail!