Her ocak ayı sıkıntılıdır para yönetimi için. OVP’lerdeki enflasyon beklentisi hep bu ayda sekteye uğrar bizim coğrafyada! Nureddin Nebati yönetiminde şaşmayan bu kural, Mehmet Şimşek döneminde de devam ediyor!
2025’te TÜİK’in törpülü verilerine karşın Türkiye yüzde 30.9’la Avrupa kıtasının enflasyon şampiyonuydu. En yakın rakip Romanya 8.6’da kalmıştı! Geçenlerde bir sosyal medya kullanıcısı, ülkedeki pahalılığı 2017 ve 2026 faturalarıyla anlatmış. 9 yıl önce 1000 TL’ye orta karar bir bulaşık makinesi alınırken bugün o makinenin sadece deterjan kapsülüne parası yetmiş. İşte Türkiye’deki para, ekonomi ve fiyatlandırma beceriksizliğinin fotoğrafı!
Gidişata bakılırsa 2026’da enflasyonun düşmesini beklemek Pollyanna masalcılığından öte bir şey değil. Uluslararası kredilendirme kuruluşu Fitch, raporunda “Türkiye’deki enflasyon çok yüksek” diyerek işlerin iyi gitmediğine dikkat çekti. Ancak para yönetimi görmüyor bu uyarıları. Sisteme güven yerlerde. Şu unutulmamalı ki vergi ve harçlara gelen her zam enflasyonun lokomotifidir, keza benzin-motorin zammı da hayat pahalılığının jet yakıtı. Ki geçen hafta içinde yukarı doğru iki kez düzenleme yapıldı pompa fiyatlarına. Mutfaktaki yangın sönmüyor, hazır gıda patladı, etteki artış artık TÜİK çuvalını (sepetini) ocakta delecek bir mızrak gibi!
Ayrıca “birilerinin” ricası ile değişen yönetmelikler de körüklüyor enflasyonu. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ülke dışından 30 Avro’ya kadar getirtilen ürünlerden vergi alınmaması uygulamasına karşı çıkmıştı, yasa güncellendi. Artık ithalatçı belirleyecek fiyatları keyfine göre. Keza TÜRSAB, çokuluslu seyahat portallarına erişim engeli için siyasilere baskı yaptı! Aralarında Turizm Bakanı M. Nuri Ersoy’un aile şirketi ETS’nin de bulunduğu firmalar, yeterli tatil ve otel konaklama hizmeti satamıyormuş! Örneğin, otellerden yabancı merkezli firmalar aracılığıyla çok daha ucuza hizmet satın alınabiliyordu, artık yasak! Demek ki birilerinin fahiş kâr beklentisinin faturası yine yurttaşa kesilecek! Prof. Dr. Emre Alkin’in konuyla ilgili makalesini her vicdan sahibi turizmci okumalı!
Dipnot: Türkiye’deki et sorunu büyüyor. Son 5 yılda yüzde 1230 zam görmüş. An itibarıyla dünyanın en pahalı etini tüketen ülkesiyiz. ABD’nin bombaladığı ve iç savaşın eşiğindeki İran’da etin kg. fiyatı 10.9 dolar (460 TL) civarındayken bizde 960-1000 TL. Biftek ve bonfile altın gibi 2 bin 500 TL’lerde! Peki krizin nedeni ne? Öncelikle üretim sorunu var. Üretici iki gün sonrasını göremiyor, yatırım yok, kooperatifçilik unutulmuş. İthalatçı 5 dolara aldığı besilik büyükbaşı yüzde 100’leri aşan kârla piyasaya veriyor. CHP ailesine katılan Bursalı STK yöneticisi Sencer Solakoğlu’nun tespitleri sorunu da çözümü de ortaya koyuyor ama hayvancılıktan sorumlu Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. İbrahim Yumaklı oralı değil! Belli ki ramazan ayında, Kobe bifteğinden sonra dünyanın en pahalı etini satan ülkenin bakanı olarak tarihe geçmek istiyor!
KANDİL’E DİKKAT!
Suriye’deki gelişmelerin ardından PKK’nin sözde yöneticisi Murat Karayılan’ın tehdit içerikli açıklamaları, “Kandil tamamen dağılmadan (dağıtılmadan)” terörsüz Türkiye girişiminin başarıya ulaşamayacağını ortaya koydu. Ki çözüm sürecinin sahada karşılığının olmadığını da söyledi Karayılan. Belli ki “Silahları bıraktı” denen Kandil’deki PKK kadrolarının B planı var. Bu planın içinde İmralı’da demokrasi havariliğine soyunan terörist başı Abdullah Öcalan’la DEM Parti yöneticilerinin rolleri bilinmiyor. Varlarsa neresindeler, Kandil Öcalan’ı mı, DEM’i mi dinliyor, yoksa başka bir güç (İsrail) mü etkin? Ve Suriye’de dillendirilmeyen “federe devlet” düşü Kandil’de mi tasarlanıyor? Tam da Gaffar Okkan’ın şehit edildiği haftanın yıldönümünde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne el yapımı patlayıcılarla saldırılması bir şeylerin ayak sesleri. İçişleri Bakanlığı, MİT ve Milli Savunma Bakanlığı, bölgede hiç olmadığı kadar dikkatli olmalı, Nusaybin’deki gibi provokasyonlara fırsat tanımamalı.
YAVUZ SALTIK’IN MEKTUBU!
İBB davasında adı geçenlerden biri de muhtarlık işleri dairesi başkanı Yavuz Saltık. Beylikdüzü’ndeki görevinden de önce Trabzonspor çatısı altında rahmetli Özkan Sümer sayesinde tanışmıştık. Yurttaşla iletişimi iyi olduğu için muhtarlar dairesinde görevlendirilmişti Ekrem İmamoğlu tarafından. Şimdilerde duruşmaların başlayacağı 9 Mart’ı bekliyor Silivri’de. Günlerini, Cumhuriyet, BirGün ve Karar gazeteleriyle kitap okuyup değerlendirdiğini yazmış mektubunda. Cumhuriyet okurlarına da mesajı var:
“Milletin payına çalışmanın bedeli olmaz. Bize bedel ödetmek isteyenlerin tüm çabaları boşunadır. Millet her şeyden, herkesten üstündür. Ömrüm, yoksul ülke ve sahipsiz halkımıza feda olsun.”