Cumhuriyet Susmayacak

02 Kasım 2020 Pazartesi

Cumhuriyet gazetesi doğru haberi yansız olarak okuyucusuna duyurur. Bu, bizim temel görevimizdir.

Gazetemiz, Ocak 2020 tarihinden Nisan 2020’ye kadar, 8 haber için 45 gün ilan kesme cezası ile cezalandırılmış bulunuyor.

Bu haberlerden beş tanesi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a aittir. Birisi Cumhurbaşkanlığı’na, diğer ikisi de Ankara’da Next Level inşaatını yapan Pasifik Yatırım AŞ’ye ait haberlerdir.

Bu beş haber, İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Boğaziçi öngörünüm bölgesinde, imar müdürlüğünden izin almadan yaptığı tadilat inşaatları ile ilgilidir.

Belgeli haber

Bu haberlerin hepsi belgeli haberlerdir. Ancak Basın İlan Kurumu (BİK) Cumhuriyet gazetesine, bu haberlerden dolayı ilan kesme cezası verdi.

Bu kararlara karşı, Çağlayan Adliyesi Asliye Hukuk Mahkemesi’ne itiraz edildi. 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, BİK’in verdiği bu kararların hepsini geçen hafta onayladı. Böylece gazetemiz 45 gün ilan kesme cezasına çarptırıldı. Amaç, Cumhuriyet gazetesini mali yönden baskı altına almaktır.

BİK’in kuruluşu

Basın İlan Kurumu (BİK), resmi ilanların basına adil olarak dağıtılması amacıyla kurulmuştur. Ancak bu kurum, kuruluşundan 40 yıl sonra ne yazık ki eleştirel gazetecilik yapan basına karşı mali ve ekonomik baskı aracı olarak kullanılıyor.

Kısaca bu kurumun kuruluşu hakkında bilgi sunalım.

27 Mayıs 1960 öncesi, DP iktidarı, resmi ilanları dağıtırken adaletsiz davranıyor, kendisine bağlı yandaş basını kayırıyor, eleştiri yapan gazetelere de ilan vermiyordu. Resmi ilanların dağıtımı, siyasal iktidar tarafından “havuç ve sopa” uygulaması ile yapılıyordu: “Beni tutarsan resmi ilan alırsın; tutmazsan, eleştirirsen resmi ilan alamazsın…”

İşte bu “partizan” tutum ve adaletsizliğin engellenmesi için, 27 Mayıs 1960’tan sonra 2 Ocak 1961 tarih ve 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Yasası çıkarıldı.

Sopa gibi kullanma

Ancak, AKP iktidarı bu kurumu, şimdi, eleştiri yapan basına karşı bir sopa olarak kullanıyor. AKP’yi tutmazsan, mali ve ekonomik yönden cezalandırılıyorsun…

Böylece AKP’yi eleştiren gazeteler ekonomik yönden baskı altında tutulmak, nefessiz bırakılıp mali açıdan boğulmak istenmektedir.

İşin en talihsiz yanı da şudur ki, BİK, kamu yönetimi hiyerarşi şemasında İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a bağlanmıştır. BİK’i denetleyen kamu kurumunun başkanı Altun’dur. Ne yazık ki Altun, kendisinin amiri olan BİK’e, kendisini eleştiren gazeteleri şikâyet etmekte. BİK de kendisinin amiri olan Altun’un her şikâyet dilekçesine patronu lehine karar vermektedir.

Bu, aslında öncelikle etik kurallara aykırıdır. Bu kararlara Çağlayan Adliyesi 3. Asliye Hukuk Mahkemesi de her seferinde onay vermektedir.

Basına baskı

Yapılan işin niteliği, basına baskı ve yıldırma politikasıdır. Kuşkusuz bu tutum, anayasamızın 25. maddesindeki “düşünce ve kanaat özgürlüğü” ve 26. maddesindeki “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” ve 28. maddesindeki “basın özgürlüğü ilkeleri”ne açıkça aykırıdır.

İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, incelemelerini eksik yapmıştır. Bu konu ile ilgili olarak İletişim Başkanı Altun’un avukatları İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na, bu haberlerden sonra fotoğraf çekilmesi nedeniyle şikâyette bulunmuşlar, cezai kovuşturma istemişlerdir. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/ 76570 ve 2020/76643 sayılı ve 28.09.2020 tarihli kararları ile bu konuda kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar vermiştir. 

Bu takipsizlik kararına rağmen, hukuksal açıdan asıl değerlendirme yapması gereken hukuk mahkemesi, basın özgürlüğü ve haber alma özgürlüğünü dikkate almadan cezaları onamıştır.

Bu konuyu, basın özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi gereken 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, anayasanın basın özgürlüğü ile ilgili 25, 26 ve 28. maddelerini görmezden gelmiş, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yukarıda tarih ve sayıları verilen, “kovuşturmaya gerek yoktur” kapsamındaki kararlarını da yok saymıştır.

3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı hem anayasaya hem Anayasa Mahkemesi kararlarına hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına aykırıdır.

Kitaplara geçecek

Hiç kuşku yoktur ki gerek BİK’in gerekse 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu kararları, birkaç yıl sonra anayasal özgürlükleri kısıtlayan kararlar olarak kitaplara geçecek ve hukuk fakültelerinde okutulacaktır.

Herkes bilmelidir ki Cumhuriyet gazetesi susmaz. Onu susturmak için yapılan bu hareketler Cumhuriyet gazetesini daha çok etkiler ve kamçılar. Bu gazete, DP’nin kanundışı hareketlerine karşı susmadı, askeri yönetimlere karşı susmadı, FETÖ’nün Ergenekon kumpasında susmadı ve dik durdu, AKP’nin bu ceza yöntemlerine karşı da susmaz ve susmayacaktır.

Hukuk yollarına gidilecek

Kuşkusuz, bu kararlara karşı tüm hukuk yollarına gidilecektir. Anayasa Mahkemesi’ne, oradan AİHM’ye gidilecektir.

Özgürlükleri hiçe sayan hukuka aykırı bu kararların, demokrasi ile bağdaşmadığını göstermek için hukuk savaşı vereceğiz. Herkesin, hak ve özgürlüklerin temel ilkelerine ve demokrasi kurallarına saygı duymasını istiyoruz.

Bir kez daha vurguluyoruz. Bu mali ve ekonomik baskılar patronları korkutur, çoğu zaman da onları yola getirir... Ancak Cumhuriyet gazetesinin patronu yok... Ama Cumhuriyet gazetesinin sadık okuyucusu var.

Cumhuriyet gazetesi, yandaş basın gibi devlet kuruluşlarından, kamu bankalarından ya da ihale zengini şirketlerden ilan almıyor. Onun sahibi okuyucusudur ve onun sahibi gazeteyi her gün hazırlayıp halka sunan vefakâr emekçileridir...

97 yıllık Cumhuriyet gazetesi, saygın yoluna kararlılıkla ve ödün vermeden devam edecektir.


Yazarın Son Yazıları

Önce Samimiyet... 16 Kasım 2020
Cumhuriyet Susmayacak 2 Kasım 2020
Ekonomi Nereye Gidiyor? 10 Ağustos 2020
Atatürk ve Türk halkı 10 Kasım 2019
Gerginlikler Yılı 2012 31 Aralık 2012
En Kızılan Gazete 10 Mayıs 2012