Cumhuriyet ve Gerçekler

29 Ekim 2021 Cuma

Bugün Cumhuriyetin ilan edilişinin 98. yıldönümüdür. Cumhuriyet yönetimi, bir asırlık bir çınar oldu.

Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden cephede bulunan Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları parçalanıp işgal edildiği dönemde Mustafa Kemal, Anadolu’da Kuvayı Milliye’yi örgütledi, Milli Mücadele savaşlarını yönetti. 

Milli Mücadele; işgalci yabancı ordulara, onları destekleyen emperyalist devletlere, iç savaş çıkaran hainlere ve tüm bu projeleri destekleyen, padişah ve işbirlikçilerine karşı dört bir cephede verilen bir savaştır.

Bu milli savaş bin bir zorlukla kazanıldı ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin önderi, kurucu babası Mustafa Kemal Atatürk’tür. 

Cumhuriyet, egemenliğin hanedan ailesinden alınıp Türk halkına verilmesidir. Atatürk daha sonra çağdaş bir toplumun yaratılması için aydınlanma devrimlerini adım adım gerçekleştirdi. Din devletini temsil eden halifelik tarihin derinliklerine gönderildi. 

Padişah ve halifeye bağlı tebaadan eşit yurttaşlar yaratıldı. Bir Türk devleti ve Türk ulusunun inşası (kuruluşu) sağlandı. Ümmetten çağdaş bir ulus doğdu. Mustafa Kemal, herkesi kucaklayarak “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” dedi. 

Batı dünyasının yüzyıllar boyunca süren kanlı mücadeleler sonunda elde ettiği aydınlanma çağını, 15 yılda Türkiye’ye uyguladı. 

1950’de çok partili sisteme girdiğimiz günden bu yana Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, aydınlanma devrimleri ve çağdaşlaşma hareketi tartışma konusu yapılmıştır. Bu tartışmanın köklerinde, halifeliğe geri dönüş, yeni Osmanlıcılık vardır. Siyasi iktidarı ele geçiren sağcı siyasal partiler 70 yıldır, tüm maddi ve manevi güçleriyle Cumhuriyete, Atatürk’e ve aydınlanma devrimlerine karşı geliyorlar.

Bu karşı çıkış son 20 yıldır en etkin durumuna ulaştı. AKP siyasal iktidarı tüm gücüyle bu hareketi destekliyor, bunun için “kindar ve dindar gençlik” yaratılmasını istiyor. Laiklik karşıtı cephenin güçlenmesinde özellikle cemaatlerin gelişmesi ve güçlendirilmesi temel politika olarak benimsenmiştir. Ancak son gelişmeler gösteriyor ki, 70 yıllık bu gerici zihniyet başarılı olamayacaktır.

Bunun nedenleri, Atatürkçülüğün çağdaş ve evrensel boyutlarıdır. Aydınlanma devrimlerinin köklerinin derinliği ve güncelliğidir. Atatürk devrimleri, bir çağdaşlaşma ve aydınlanma hareketidir.

Nadir Nadi’den sonra gazetemizin başyazarlığını ve Cumhuriyet Vakfı’nın Başkanlığını yapan İlhan Selçuk, Atatürk’ün aydınlanma devrimlerinin temel noktalarını şöyle özetlemiştir:

“Emperyalizme karşı Bağımsızlık...

Padişahlığa karşı Cumhuriyetçilik...

Şeriata karşı Laiklik...

Tutuculuğa karşı Devrimcilik...

Ümmetçiliğe karşı Ulusçuluk...”

Türkiye’nin yönetimi şeriata değil, akla dayanacaktır. Eleştiri, sorgulama ana ilkedir. Atatürk aydınlanmasının temel ilkesi de eleştirel aklın öne çıkmasıdır. Bilimin en büyük yol gösterici olmasıdır. Atatürk, “Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir” tümcesiyle her şeyin bilime ve eleştirel akla bağlanmasını istedi. 

Türk toplumunu ortaçağın karanlığına döndürmek isteyenler başaramayacaklardır. Özellikle yeni yetişen, dünyaya açılan gençlik buna izin vermeyecektir. 

Atatürk’ün akla dayanan yol göstericiliği sürecektir. Aydınlanma devrimleri ve Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacaktır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları