Yalnızlar kime oy verir?
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

Yalnızlar kime oy verir?

07.03.2024 17:48
Güncellenme:
Takip Et:

Seçim zamanı yaklaştıkça oldukça şişkin bir gündem oluşuyor. Bu her seçimde böyle ama özellikle belediye seçimleri söz konusu olunca yerel hassasiyetler devreye girer, kazanma-kaybetme aralığı çok daha düşük olur, ortam daha da sertleşir ve şişkinlik artar.

“Nedir bu şişkinlik” diye soracak olursanız iyi şeylerin olabildiğince daha iyi kötü şeylerin ise olabildiğince daha kötü gösterilmeye çabalandığı bir gündem.

Elbette bu şişirme işinde sosyal medya, hantal geleneksel medya araçlarına göre çok daha işlevsel ve önde.

Bir örnekle devam edelim. Sokak röportajında mikrofon uzatılan birisi iktidar partisine oy verdiğini açıklar, ardından kendisine maaşı, ekonomik durumu ile ilgili bazı sorular yöneltilir ve ortaya çıkan tablo ile şöyle bir ana fikir oluşur:

“Bakın, iktidar partisi seçimi kazanıyor çünkü seçmen kitlesi başına ne gelirse gelsin onlara oy vermeyi sürdürüyor.”

Durum, yüksek olasılıkla gerçek de olsa benzer içerikte üretilen birçok video sosyal medyaya “düştüğünde” ortaya şişkin bir gündem çıkıyor.

Tabii ki bu verebileceğimiz tek şişkinlik örneği değil, iktidar partisinin de tam tersten oluşturduğu veya sığınmacı karşıtlarının, yanlılarının, şeriatı destekleyen kaynakların ürettiği sayısız içerik var.

Tüm bu içeriklerin asıl amacı, çok sayıda ve tek sesli görünen bir mesaj ortaya koymak. İnsanların oy verirken veya siyasi seçimler yaparken pek de rasyonel olmadığını artık hepiniz kabul ediyorsunuzdur.

Akılcılığın tabutuna sağlam bir çivi çakan bu gerçek bize rasyonel olmayan tercihleri anlamaya çalışmak dışında bir çözüm sunmuyor.

Peki insanlar ekonomik refah artışı gibi son derece gerçekçi bir nedene yönelik oy vermiyorsa hangi gerekçeyle oyunu seçiyor?

Kişisel olarak yazılarımda gündelik siyasetle ilgili fikirlere yer vermem. Nedeni çok basit, çünkü siyasetle ilgili konuşan o kadar çok insan var ki. Sanki aklınızdan geçen herhangi bir fikir daha önce mutlaka söylenmiş gibi bir his yaratıyor.

Ancak söz konusu insanların kişisel eğilimlerinin kitlesel bir yönelime nasıl dönüştüğü ise şunu söyleyebilirim: Bence insanların çoğu öncelikli olarak kendilerini yalnız hissetmemek güdüsüyle oy veriyor.

Yalnızlık bana kalırsa ölümle eşdeğer bir biçimde insanlık en büyük ortak korkusu ve sırf oy vermek değil yaşamımız boyunca verdiğimiz çok sayıda kararda da belirleyici yalnız kalma korkusu oluyor.

Peki belli bir tarafa oy vermek insana nasıl yalnız olmadığını hissettirir? Elbette bir aidiyet duygusu ile kazanan veya kaybeden olmanın ötesinde “kutlu” bir davanın neferi olma payesini edinerek.

İnsanlar ne yazık ki gelir seviyeleri çok dramatik biçimde artmadıkça rasyonel olmayan duyguların tarafı olmanın getirdiği hazzı yaşamayı tercih ederler, oylarını da bu yönde kullanırlar.

Doğal olarak borsada işlem gören hisseleri olan kişilerin, gıda ve hammadde üreticilerinin veya şirket sahiplerinin seçimlerle ilgili rasyonel beklentileri vardır.

Ancak insanların çoğu günün sonunda maaşlı çalışanlardır ve sermaye ekseninde ilerleyen tüm rasyonel gerçeklere karşı kayıtsızlıklarını besleyen yalnızlıklarına en iyi gelecek logoyu içselleştirirler ve mühürlerini basarlar.

Peki yalnızlar kime oy verir? Yalnızlık kavramının altı, modern yaşamın yaldızları döküldükçe giderek daha fazla çizilir oldu.

Artan yalnızlığı gidermek, “makul” olanla olanaksız duruma gelmeye başladı. Bir siyasi tarafın seçmenlere sunduğu vaatler ne kadar akla yakın olursa o kadar çekicilikten uzak artık.

O yüzden pek çoğumuz daha koyu tonlara, daha sert söylemlere kapılıyoruz, yalnızlığımızı unutmak, yaşadığımızı hissetmek için... Bu da insanlığın en büyük kaybedişi olsa gerek.

Yazarın Son Yazıları

Gündemin son kullanıcısı

Günümüzde yaşanan gelişmelerin ne kadar önemli olduğuna ve ne kadar konuşulması gerektiğine kim karar veriyor?

Devamını Oku
17.01.2026
Görünürlük paradoksu

Görünürlük paradoksu

Devamını Oku
27.12.2025
Öfke Yemi

Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözcüğü seçilen kavram, sırf dilsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda dijital çağa yönelik önemli bir teşhistir.

Devamını Oku
06.12.2025
Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

Pandeminin ardından yalnızlık yeni bir biçime büründü. Ekranların ritmiyle biçimlenen çağda “gooning”, sırf bir cinsel pratik değil, dijital odak ekonomisinin bir yansıması.

Devamını Oku
08.11.2025
Zamanın parçalanmış belleği

Zaman artık yalnızca ölçülebilir bir akış değil belleği, siyaseti ve ekonomiyi biçimlendiren bir iktidar aracı

Devamını Oku
25.10.2025
Samimiyet çağında samimiyetsizlik

Samimiyet, insanlık tarihi boyunca güven ve içtenliğin karaktere yansımış bir göstergesi olarak tanımlanırdı.

Devamını Oku
05.10.2025
Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Devamını Oku
21.09.2025
Gündem zehirlenmesi

Artık “Yine ne oldu?” hissiyle uyanmak, politikleşmiş bir yorgunluğa dönüştü.

Devamını Oku
17.08.2025
Kamusal şizofreni

Söylenemeyenlerin çoğaldığı, herkesin birden fazla benlik taşıdığı bir çağda yaşıyoruz. “Kamusal şizofreni” artık siyasetçilerin değil hepimizin hastalığı.

Devamını Oku
26.07.2025
Makbul queer

Makbul queer

Devamını Oku
12.07.2025
Düşünüyorum, öyleyse susayım!

Düşünce artık içerikten çok niyetiyle, sahibinden çok kökeniyle yargılanıyor. Bu sessizlik çağında en büyük özgürlük, hâlâ düşünebiliyor olmak.

Devamını Oku
28.06.2025
1000 > 100 bin

İnfluencer dünyasında artık takipçileriyle derin bağlar kuran içerik üreticileri yani mikro etkileyiciler yüz binlere ulaşan hesaplara göre markaların çok daha fazla ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Devamını Oku
25.05.2025
Kodlarda gizli erkek bakışı

Kodlarda gizli erkek bakışı

Devamını Oku
10.05.2025
Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Devamını Oku
03.05.2025
Elveda özgür Avrupa

Elveda özgür Avrupa

Devamını Oku
20.04.2025
Gerçeğin yokluğu

Gerçeğin yokluğu

Devamını Oku
12.04.2025
Umudu yaratanlar

Umudu yaratanlar

Devamını Oku
28.03.2025
Aklın çölleşmesi

Aklın çölleşmesi

Devamını Oku
15.03.2025
Korku ve ecel

Korku ve ecel

Devamını Oku
01.03.2025
Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Devamını Oku
23.02.2025
'Yapay zekâ kullanıyorum'

'Yapay zekâ kullanıyorum'

Devamını Oku
08.02.2025
Dünyanın en büyük sorunu (şimdilik)

Dünyanın en büyük sorunu (şimdilik)

Devamını Oku
01.02.2025
İhmalkâr

Bolu’da 78 yurttaşımızı yitirmemizle sonuçlanan otel yangınından beri sık duyduğumuz ve sürekli zihnimde tekrar eden kelime: İhmalkârlık.

Devamını Oku
25.01.2025
Ucubelerin sanatı

Ucubelerin sanatı

Devamını Oku
18.01.2025
Kaliforniya’da suyun başını tutanlar

Kaliforniya’da suyun başını tutanlar

Devamını Oku
10.01.2025
Genel izleyicinin tragedyası

Genel izleyicinin tragedyası

Devamını Oku
02.01.2025
Düş adacıkları

Düş adacıkları

Devamını Oku
30.11.2024
Tepkisiz toplum etkisiz siyaset

Tepkisiz toplum etkisiz siyaset

Devamını Oku
23.11.2024
Tekinsizliğe karışan deli

Birkaç farklı yerde, farklı tonlarda ve farklı cümlelerle bilgi sahibi olduğum bir anektod:

Devamını Oku
17.11.2024
Çaresizliğin zorbalığı

Çaresizliğin zorbalığı

Devamını Oku
08.11.2024
3F’den tek F’ye

3F’den tek F’ye

Devamını Oku
26.10.2024
4K netliğinde bir çaresizlik

4K netliğinde bir çaresizlik

Devamını Oku
05.10.2024
Hibrit kimlik ve sanal töreler

Hibrit kimlik ve sanal töreler

Devamını Oku
29.09.2024
Beyaz yakalı çobanlar

Beyaz yakalı çobanlar

Devamını Oku
22.09.2024
Gölgesinden korkan ülke

Gölgesinden korkan ülke

Devamını Oku
07.09.2024
Hangi geçmiş?

Hangi geçmiş?

Devamını Oku
17.08.2024
X etkisi ve cinsiyet politikası

X etkisi ve cinsiyet politikası

Devamını Oku
10.08.2024
Instagram’daki taşralı hayaleti

Instagram’daki taşralı hayaleti

Devamını Oku
03.08.2024
İdeoloji, adi suçlar ve pozitif ayrımcılık

İdeoloji, adi suçlar ve pozitif ayrımcılık

Devamını Oku
26.07.2024