Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

08.11.2025 10:23
Güncellenme:
Takip Et:

COVID-19 pandemisi artık çok uzak bir anı gibi geliyor.

2020 başlarından 2022 sonuna dek uzayan süreç, hepimizin yaşamını – en azından bir süreliğine – kökten değiştirmişti.

Daha önce yalnızca bilimkurgu filmlerinde rastlayabileceğimiz bir distopyayı bu kez bizzat deneyimledik. Hem korkutucu hem de tuhaf biçimde büyüleyici bir gerçeklikti bu.

Bazen o günler hepimize olduğundan daha uzakmış gibi geliyor. Sanırım bunun nedeni, olayların gerçekliğini tam kavrayamadan sonuçlarıyla baş başa kalmamız.

Hazırlıksız yakalandığımız yasaklar, kısıtlamalar ve yerlerine ikame ettiğimiz yeni alışkanlıklar, bir rıza süreci olmaksızın, yaşamsal bir zorunlulukla yaşamlarımıza girdi.

Bu yüzden şartlar ortadan kalktığında unutmamız da bir o kadar hızlı oldu. Ancak o günlerin izleri, bilincimizin bir yerlerinde hâlâ duruyor.

Bazı alışkanlıklarımız o dönemle birlikte şekillendi, bazılarını ise o süreçte kaybettik.

Peki bunların ne kadar farkındayız?

MAHREMİN TOPLUMSAL KARŞILIĞI

Tüm bunlardan söz etmemin nedeni, ABD’de pandemi sonrası dönemde ortaya çıkan ve son zamanlarda tartışma yaratan bir olgu: “gooning.”

Türkçeye çevrilmesi pek kolay olmayan bu kavram — kökünde “goon” kelimesinin taşıdığı argo ve metaforik çağrışımlar nedeniyle yalnızca bir cinsel pratik değil, aynı zamanda daha geniş bir kültürel semptom olarak da okunabilir.

Kısaca özetlemek gerekirse, gooning; bireyin mastürbasyon sırasında orgazmı sürekli erteleyerek haz noktasını yeniden ve yeniden üretmesi üzerine kurulu bir pratik.

Son dönemde ABD’de “sessiz salgın” gibi yayılmaya başlaması, onu yalnızca bireysel bir alışkanlık olmaktan çıkarıp toplumsal dönüşüm göstergesine dönüştürüyor.

Bu noktada, “Son derece mahrem bir eylem neden sosyolojik bir konu olsun?” diye sorabilirsiniz.

Aslında cinselliğin nasıl yaşandığı, nasıl temsil edildiği ve pornografi sektörünün bu temsilleri nasıl biçimlendirdiği; son 50 yıldır sosyoloji, psikoloji ve medya çalışmaları için önemli bir gözlem alanı.

Bir dergideki beden temsilleri, bir porno filmindeki kamera açısı ya da içerik algoritmalarının öneri mantığı bile toplumsal bilinç hakkında çok şey söyler.

PANDEMİYLE DEĞİŞEN CİNSELLİK

Pandemi, yalnızca bir sağlık krizi değil, bir algı kriziydi. Evlere kapanan bireylerin sosyallik, dikkat ve zaman algısı kökten değişti.

Ekran merkezli yeni yaşam biçimi, topluluk hissini yeniden tanımlarken cinsellik algısını da dönüştürdü.

Bu süreçte algoritmaların görünmez yönlendirmeleriyle dijital platformların akışına dayalı bir varoluş biçimi oluştu.

“Gooning”, bu yeni düzenin uçta ama son derece açıklayıcı bir semptomu: Yalnızlığın, aşırı uyaranın ve sosyal platform akışının kesişiminde doğan modern bir “ritüel.”

Anımsayın! Pandemiyle birlikte gündelik yaşamın en sıradan hareketi bile, bedenlerin birbirine yaklaşma olasılığı taşıdığı için “risk” kategorisine alındı.

Temas, kuşkulu bir eylem hâline geldi; yalnızlık ise bir korunma biçimiydi. Uzaktan yaşam, bedensel karşılaşmayı istisnaya çevirirken; ekran karşısında geçirilen saatler, bir noktadan sonra yalnızlığı ortadan kaldırmak yerine kalıcılaştıran bir rutine dönüştü.

Bunun sonucu olarak dijital alan, sosyalliğin yerini alan bir simülasyon olarak, ilişkileri sahici bir karşılaşma olmaktan çıkarıp bir “kullanıcı tarafından oluşturulan içerik”e dönüştürdü.

Belki söylemesi bile rahatsız edici ama bu süreç, ekran kişiliklerinin çoğu insan için en yakınlık kurulan figürler hâline gelmesine neden oldu.

Bu kişilerle hiç karşılaşmamışlardı ve samimiyetleri, olsa olsa görüntü kalitesiyle ölçülebilir durumdaydı.

Elbette cinselliğin sunumu da bundan payını aldı. Eskiden “özel bir kaçış” olarak bilinen pornografi, pandemiden sonra sürekli açık bir ortama, adeta dijital bir arka plan sesine dönüştü.

Ve “gooning”i ortaya çıkaran asıl sonuç da burada belirdi:

Cinsellik, bedensel bir deneyim olmaktan çıkıp bir tür kendini oyalama tekniğine dönüştü.

HAZZIN YENİ DOĞASI

Şöyle düşünün: Pandemi sırasında gün, ekranda açılıp kapanan bir tekrarlar bütünüydü.

Kısa videolar, diziler, oyunlar ve toplantılar… Hepsi birbirinden farklı içeriklerin aynı ritimde buluştuğu bir düzende işliyordu.

“Gooning” pratiğini besleyen şey de tam olarak bu: sürekli uyarım, kısalan dikkat. Bu dönemde ortaya çıkan ve PMV (Porn Music Video) adı verilen pornografik montaj videoları da bu yeni cinsel algıyı TikTok ritmine uyarlayan bir yenilik.

Farklı pornografik görüntüleri müzik eşliğinde yeniden üreten bu içerikler, dopamin akışını tektipleştiren bir işlev görüyor.

Görsel kesitler sesle tam senkron biçimde ilerliyor; her yeni saniye bir öncekinden daha yüksek bir uyarım vaat ediyor.

Kısacası, haz artık içerikten değil, ritimden doğuyor.

Ortaya çıkan göreceli bir “trans durumu”nda orgazmdan çok zihinsel bir kaçış bu pratiğin merkezinde.

Ancak bu trans hâli, bir özgürleşme biçiminden çok bilinçsizlikle yapılan bir anlaşma gibi. Birey, sonsuz bir uyarım akışında “kendini unutmak”la huzur bulmaya çalışıyor.

Tıpkı pandemide Zoom ekranında donup kalmış yüzler gibi, zihinsel bir donma yaşanıyor.

“Gooning” bu açıdan yalnızca bir cinsel pratik değil, sürekli yenilenen merak ve bitmeyen “bir sonraki video” dürtüsüyle dijital dikkat ekonomisinin bir izdüşümü.

SONSUZ ‘ŞİMDİ’ HAPİSHANESİ

Artık platformlar yalnızca zamanımızı değil, zaman algımızı da yönetiyor. Neye baktığımızın yanında ne kadar süre baktığımızı da ölçüyorlar.

Odak süresi, yeni bir piyasa verisi hâline geldi. Bu sistemin cinsel ekonomideki karşılığı da OnlyFans ve e-girl içerikleri.

Hepsi kullanıcıyı “sonsuz şimdi”ye kilitleyen bir mekanizmanın parçaları.

Bu açıdan “gooner”, kapitalizmin belki de ideal bireyi: Her zaman çevrimiçi ama hiçbir yere varamıyor. Ne hazza ulaşabiliyor ne de kopabiliyor.

Ancak unutmayın: Cinsel sunumlar ve alışkanlıklar, toplumun bir yansımasıdır. Bu yüzden “gooning”i sırf uç bir sapma değil, genel ekran kültürünün abartılı bir parodisi olarak okumak mümkün.

Kısa video bağımlılığına giden tekillik arzusu ve bir sonraki içeriğe geçme dürtüsünü oluşturan mekanizmalar, yalnızca pornografiyle sınırlı değil.

Anlık dopamin talebi, sürekli bir “olağanüstü hâl” yaşama alışkanlığı; haber, oyun ve alışveriş gibi alanlarda da sürüyor.

Ve öyle bir an geliyor ki, bir son dakika haberiyle anlık indirim bildirimi arasındaki döngü, aynı ritimde buluşuyor.

Yazarın Son Yazıları

Bir insan ne zaman affedilir?

Ünlü modacının yıllar sonra yeniden modanın ışıltılı sahnesine dönüşünün engellenmesi Batı’daki güncel ve tarihsel açmazları da ortaya çıkardı.

Devamını Oku
26.09.2026
Önce hüküm, sonra olay

Girne’den Taşucu’na gitmek üzere yola çıkan yolcu gemisinin alabora olmasıyla ortaya çıkan görüntüler, doğal olarak hepimizi sarstı. İnsanların denizin ortasında yardım beklediği anlar, kurtulanların anlattıkları, yaşamını yitirenler ve hâlâ haber bekleyen aileler…

Devamını Oku
31.08.2026
Her şey reklam ama artık reklam olduğunu bile anlamıyoruz...

Televizyonun evin başlıca eğlence aracı olduğu yıllarda reklamın nerede başlayıp nerede bittiğini bilirdik. Dizinin en heyecanlı yerinde görüntü kesilir, ses yükselir ve birkaç dakika boyunca deterjandan otomobile, çikolatadan bankaya kadar birileri bize bir şeyler satmaya çalışırdı.

Devamını Oku
22.08.2026
Yaşamın kendisini izlemeye ne zaman başladık?

Modern insanın en ilginç özelliklerinden biri, tarihte hiç olmadığı kadar çok şeye tanıklık etmesine karşın belki de hiç olmadığı kadar az müdahil olması.

Devamını Oku
11.07.2026
Öteki uzaylı

Son günlerde yeniden gündeme gelen UFO tartışmaları, aslında gökyüzündekilerden çok yeryüzündekiler hakkında bir şeyler söylüyor.

Devamını Oku
04.07.2026
Hareket çağında ev aramak

20. yüzyılın sonu ile 21. yüzyılın ilk çeyreği arasında dünyaya hâkim olan fikirlerden biri hareketti.

Devamını Oku
13.06.2026
Neden herkes terapi diliyle konuşuyor?

Modern insan artık duygularını yaşamıyor, onları etiketliyor.

Devamını Oku
23.05.2026
Hak yalnızca hukuk değildir

Bazı sistemler gerçekten bozuk olmayabilir. En azından herkes için.

Devamını Oku
16.05.2026
Çocukları koruyor muyuz, hapsediyor muyuz?

Türkiye’de son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarıyla birlikte uzun süredir konuşulan birçok yasak ve kısıtlama yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
02.05.2026
Çocukları kim yetiştiriyor?

Çocukları kim yetiştiriyor?

Devamını Oku
18.04.2026
Bağ kurmanın anahtarı: Kırılganlık

Bugün size futboldan söz edeceğim. Daha doğrusu futbolda gözünüzün önünde olan ama iş dünyasının bir türlü kopyalayamadığı o devasa güçten: Hikâyenin saf kudretinden.

Devamını Oku
05.04.2026
Duygular öğretilir mi?

Bir insan gerçekten ne hisseder? Öfke, suçluluk, sevgi… Hemen soralım: Bunlar bize ait duygular mı yoksa bize öğretilmiş tepkiler mi?

Devamını Oku
28.03.2026
'Ben'siz bir yaşam

Bir sabah uyanıyorsunuz. Telefonunuzda birkaç haber, birkaç mesaj… Gün daha başlamadan zihniniz dolmaya başlıyor. Ekonomi, siyaset, gündelik tartışmalar… Hepsi birbiriyle iç içe geçmiş halde.

Devamını Oku
21.03.2026
Yeni nesil hayatta kalma rehberi

ABD’de büyüyen “prepper” hareketi olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Görünmek neden bu kadar zor?

Son günlerde sıkça tartışılan bir argüman var: İş dünyasında psikopatların daha başarılı olduğu. Hatta bu iddia bir adım daha ileri taşınıyor; dünyayı yöneten elitlerin önemli bir bölümünün empati yoksunu, soğukkanlı ve gerektiğinde acımasız davranabilen kişiler olduğu öne sürülüyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Gizliliğin tiksindirici gücü ve "doğrulama" yanılsaması

Epstein belgeleri uykularınızı mı kaçırıyor? Haklısınız ama tüm bu gerçeklik bunca zamandır orada, bakmadığınız yerde duruyordu.

Devamını Oku
07.02.2026
Bu hayatı bir daha yaşar mıydın?

Bir gün birisi size şu soruyu sorsa: Bu hayatı, baştan sona, hiçbir şey değişmeden bir kez daha yaşamak ister miydiniz?

Devamını Oku
31.01.2026
Kullan-at düşünce iklimi

Fikirler artık birer katalog gibi. Sosyal medyaya girip istediğinizi seçebilir, kendinize göre uyarlayabilirsiniz. Bir görüşü benimsemek için uzun uzun düşünmeye, tartmaya ya da bir fikri zaman içinde inşa etmeye gerek yok. Zaten hazırlar, seçmenizi bekliyorlar.

Devamını Oku
24.01.2026
Gündemin son kullanıcısı

Günümüzde yaşanan gelişmelerin ne kadar önemli olduğuna ve ne kadar konuşulması gerektiğine kim karar veriyor?

Devamını Oku
17.01.2026
Görünürlük paradoksu

Görünürlük paradoksu

Devamını Oku
27.12.2025
Öfke Yemi

Oxford Sözlüğü tarafından yılın sözcüğü seçilen kavram, sırf dilsel bir yaklaşım değil, aynı zamanda dijital çağa yönelik önemli bir teşhistir.

Devamını Oku
06.12.2025
Pandeminin mirası bir sessiz salgın: Gooning

Pandeminin ardından yalnızlık yeni bir biçime büründü. Ekranların ritmiyle biçimlenen çağda “gooning”, sırf bir cinsel pratik değil, dijital odak ekonomisinin bir yansıması.

Devamını Oku
08.11.2025
Zamanın parçalanmış belleği

Zaman artık yalnızca ölçülebilir bir akış değil belleği, siyaseti ve ekonomiyi biçimlendiren bir iktidar aracı

Devamını Oku
25.10.2025
Samimiyet çağında samimiyetsizlik

Samimiyet, insanlık tarihi boyunca güven ve içtenliğin karaktere yansımış bir göstergesi olarak tanımlanırdı.

Devamını Oku
05.10.2025
Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Diziler, şarkılar, davalar: Kimin sahnesi?

Devamını Oku
21.09.2025
Gündem zehirlenmesi

Artık “Yine ne oldu?” hissiyle uyanmak, politikleşmiş bir yorgunluğa dönüştü.

Devamını Oku
17.08.2025
Kamusal şizofreni

Söylenemeyenlerin çoğaldığı, herkesin birden fazla benlik taşıdığı bir çağda yaşıyoruz. “Kamusal şizofreni” artık siyasetçilerin değil hepimizin hastalığı.

Devamını Oku
26.07.2025
Makbul queer

Makbul queer

Devamını Oku
12.07.2025
Düşünüyorum, öyleyse susayım!

Düşünce artık içerikten çok niyetiyle, sahibinden çok kökeniyle yargılanıyor. Bu sessizlik çağında en büyük özgürlük, hâlâ düşünebiliyor olmak.

Devamını Oku
28.06.2025
1000 > 100 bin

İnfluencer dünyasında artık takipçileriyle derin bağlar kuran içerik üreticileri yani mikro etkileyiciler yüz binlere ulaşan hesaplara göre markaların çok daha fazla ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Gülerken kızmak: Türkiye’de ofansif mizahın sınırları

Devamını Oku
25.05.2025
Kodlarda gizli erkek bakışı

Kodlarda gizli erkek bakışı

Devamını Oku
10.05.2025
Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Ne diyorsunuz? Anlamıyorum!

Devamını Oku
03.05.2025
Elveda özgür Avrupa

Elveda özgür Avrupa

Devamını Oku
20.04.2025
Gerçeğin yokluğu

Gerçeğin yokluğu

Devamını Oku
12.04.2025
Umudu yaratanlar

Umudu yaratanlar

Devamını Oku
28.03.2025
Aklın çölleşmesi

Aklın çölleşmesi

Devamını Oku
15.03.2025
Korku ve ecel

Korku ve ecel

Devamını Oku
01.03.2025
Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Kendini gerçekleştiren kehânet ve Antigone

Devamını Oku
23.02.2025
'Yapay zekâ kullanıyorum'

'Yapay zekâ kullanıyorum'

Devamını Oku
08.02.2025