Erdal Sağlam

Yeni başkan konuştu, piyasa bozuldu

30 Mart 2021 Salı

Merkez Bankası’nın başkanı Şahap Kavcıoğlu dün kamuoyuna ilk açıklamasını yaptı ama etkili olamadı. Yeni başkanın piyasalara güven vermek adına yaptığı belli olan açıklaması sonrası kurlar yükseldi. Bu artışta küresel gelişmelerin de rolü vardı ama ne olursa olsun piyasanın verdiği tepki, Merkez Bankası’nın bundan sonra işinin çok zor olduğunun ispatı gibiydi.

Her şeyden önce açıklamada şekil olarak hata yapılmıştı. Bloomberg Ajansı’na açıklama yapılırken belli ki yabancı yatırımcılar da hedeflenmişti. Ancak açıklamanın yazılı soru gönderilerek yapılması, Kavcıoğlu’nun doğrudan yanıt vermek veya basının önüne çıkıp soruları yanıtlamak için henüz kendisine güvenmediğini gösteriyordu. Açıklamanın içeriğine bakarsak “ürkek bir enflasyonla mücadeleyi savunma” pozisyonunda kaldığı dikkat çekiyordu.

Kavcıoğlu, “Nisan veya sonrasındaki aylarda PPK kararıyla ilgili hemen faiz indirilecek şeklinde önyargılı bir yaklaşımı doğru bulmuyorum” demiş, Merkez Bankası’nın yüzde 5 enflasyon hedefine sıkı sıkıya bağlı olduğunu eklemiş. 

Kavcıoğlu’nun köşe yazıları, piyasaların güven duymasını baştan engelleyen bir unsur. Çok daha kararlı bir tutum göstermesi gerekirken, faiz indirim beklentisini önyargılı bulduğunu söylemesi, “Piyasalar bozulmasın diye bir-iki ay faiz indirmeyebiliriz” anlamına da gelebilir. Yüzde 5 enflasyon hedefiyle ilgili söyledikleri ise “sadece bir söz” olarak görülür çünkü Ağbal öncesi başkanlar da aynı şeyi söylemiş ama gerektirdiği para politikalarını uygulamamışlardı. Yani sözlere artık inanılmıyor, uygulanacak politikayla gereken sıkı adımlar atılacak mı, piyasalar buna bakıyor. Ağbal’ın kısa sürede bu kadar güven vermesinin nedeni, hem yaptığı işler hem söyleminin uyumlu gitmesi, gereken iradeyi göstermesiydi. Kavcıoğlu’nun bu sözleri, samimi olarak buna dönük politika uygulayacağının garantisi olarak görülmüyor. 

Kavcıoğlu aynı röportajda, “Yeni dönemde de kararlarımızı kurumsal bir para politikası anlayışıyla enflasyondaki düşüşün kalıcılığını sağlayacak şekilde almaya devam edeceğiz” demiş. Kurumsal bir yapının kalmadığı ortada iken, kendi ataması kurumsallaşmanın olmadığını gösteren bir örnekken piyasaların, kurumsal nedenlerle enflasyona sahip çıkılacağını söyleyen yeni başkana inanması zaten beklenemezdi. O nedenle kişi olarak Naci Ağbal’a olan güven, piyasaları tutuyordu, Türkiye’de kurumsallaşma hiç kalmadığı için, Ağbal’ın ömrü de bu kadar kısa sürdü. 

ASIL DALGALAR YENİ BAŞLIYOR

Ağbal’ın görevden alınmasının piyasalarda bir hayli hasar yarattığı ortada. Birinci hafta sonunda Türkiye’nin risk primi olan CDS’ler 460’lara kadar çıkarken dolar kuru haftayı 8.02’den kapattı; tahvil faizleri yüzde 19’u aştı. Dün piyasalar açıldığında biraz sakinleşmişti ama dolar kuru gün içinde 8.17 TL’yi de aştı. Bu artış Kavcıoğlu’nun açıklamasından sonrasına denk geliyordu.

Artışta doların tüm dünyada değer kazanmasının etkisi tabii ki vardı. Ancak geçen hafta olduğu gibi bu haftanın ilk gününde de TL’nin Meksika Pezosu ile birlikte, diğer gelişmekte olan ülke para birimlerine kıyasla, çok daha ağır hasar alıp olumsuz ayrıştığı da ortada.

Ağbal’ın görevden alınması küresel gelişmeler açısından da çok talihsiz bir dönemde geldi. ABD Başkanı Biden’ın 3 trilyon dolarlık yeni paketi, enflasyon sürecine girilmesi TL’yi de olumsuz etkileyecek. Taşıma krizi, petrol ve emtia fiyatlarının yükselişi, enflasyonun dış nedenlerle de artacağını gösteriyor.

Zaten içeride ekonomik ve siyasi sorunları ağırlaşırken, ekonomik istikrar adına tek çıpa haline gelen Kişi’yi de görevden alıyorsunuz. Hatanın hasarını azaltmak için Merkez Bankası Başkanı’nın böyle röportajlar vermesi, Cumhurbaşkanı danışmanının, her zamanki gibi vatandaşın fiyattan faydalanmak için geçici dolar satışını “ters dolarizasyon başladı” diye satması, piyasaları sakinleştirmek yerine paniği daha da artıran, umutları iyice azaltan bir rol oynuyor. 

Eski Merkez Bankası Başiktisatçısı Prof. Dr. Hakan Kara’nın da dediği gibi, Ağbal’ın alınmasıyla piyasalarda başlayan dalga daha yeni başladı. Asıl bundan sonra Merkez Bankası’na güvenilmeyen, ekonomide çıpası tümüyle kaybolan bir sürükleniş görme ihtimali yüksek. Dünyanın neresinde bir sorun olsa, bunu en ağır yaşayacak ülkelerden biri Türkiye olacak. 

Yeterince iç ve dış sorunlarımız yokmuş gibi sanki sorunların etkilerini göreceğimiz günler yaklaşmamış gibi böylesine büyük hatalar yapmak, bence kötü yönetimin doruğa ulaştığının göstergesi. Bu iktidar devam ettiği sürece artık kurumların hiçbirine güven duyulamayacağı apaçık ortada. Yabancıların raporlarında bunu açık açık söylemeye başlamalarının nedeni de bu iktidar döneminde düze çıkılacağına olan güvenin neredeyse tümüyle kaybolması.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları