Çok Dilli Eğitim?

29 Eylül 2014 Pazartesi

Güneydoğu’da okulları boykot etme ve Diyarbakır’ın Bağlar, Şırnak’ın Cizre ve Hakkâri’nin Yüksekova ilçelerindeki okulların müfredatının “Kürtçenin Kurmanci lehçesinde” olmasına öncülük eden Demokratik Toplum Kongresi’nin resmi bilgisunar sitesine girdik. Sitenin açıklamaları, bildirileri, haberleri içeren 48 sayfası Türkçe. Sitenin, aynı metinleri kapsayan ve Kürtçe olan sayfası ise, yalnızca 2. 
Yine Kürtçe müfredatlı okula öncülük eden Eğitim-Sen’in elinde, ilkokul çocuklarına Kurmanci eğitim vermek üzere eğitbilim anlamında değer kazanmış bir Kurmanci alfabe, öğretmen kitabı, çalışma kitabı, sözlük, yazım kılavuzu, dilbilgisi ya da matematik kitabı, yardımcı kitap, masal, ansiklopedi vb. araç var mı? Yok! 
Kurmanci eğitim verecek donanıma sahip öğretmen var mı? Öyle anlaşılıyor ki, ortada yalnızca Kurmanci konuştuğunu söyleyen, ama çoğu Türkçe eğitim vermek üzere eğitilmiş öğretmenler var. 
“Kürtçe eğitim veriyoruz” diye ortaya çıkan öncüler, var olduğu ileri sürülen müfredatı “Kurmanci” olarak belirlemişler. Oysa, Anadolu’daki diller üzerinde araştırma yapmış Japon dil uzmanı Gôichi Kojima’ya göre, Kurmanci bile bölgeler arasında büyük farklılıklar gösteriyor. Hatta bölgede her 50 kilometrede bir konuşulan dil değişebiliyor! 
Bu sorunun yanında, Kürtçenin ayrı lehçeleri olduğu ifade edilen, ancak çoğu birbirini anlayamayan Sorani, Zazaki, Gurani, Luri diliyle konuşan çocuklar için ne yapacaklar? Orası da belli değil... 
Karakucak giden, hiçbir bilimsel veriye dayanmayan, tümüyle siyasal bir sürece bağlı ve binlerce çocuğu toptan bilisizliğe yuvarlayacak bir macera üzerinden “iki dilli eğitim olsun” tartışmasına girenlere gelecek olursak... Onlar için ne diyeceğimizi bilemiyoruz doğrusu... 

Okuryazarlık Çalıştayı  
Okuryazarlıktan ne anlarız? Okula gitmiş, abeceyi öğrenmiş olmayı, yazı yazmayı sökmüş olmayı...
Yönetilenlerin haline, yönetenlerin tipine bir bakın. Çoğu üniversite diplomalıdır da, okulda okudukları dışında bir kitabın kapağını bile çevirmemişlerdir. Güzel duyudan, müzikten, resimden, şiirden habersizdirler.
Nasıl geldiyse öyle gidecek; çağdaş eğitimden uzaklaştıkça, daha da bönleşerek toplumun üstüne üstüne abanan yığın, bir kara delik gibi yutuyor Türkiye’nin uygar birikimlerini...
Bilim ve Ütopya Kooperatifi, ÇYDD Ankara Şubesi, Dil Derneği, Toplumsal Dayanışma Gönüllüleri Derneği, Tüm Öğretim Elemanları Derneği, Ulusal Eğitim Derneği ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi’nin oluşturduğu birliktelik; işte bu sorunu tartışmak üzere 17 Ekim tarihinde Ankara’da, Türkiye Barolar Birliği salonunda “Okuryazarlık ‘Okuryazarlık’ mıdır?” çalıştayını toplayacak. Çalıştayın temel sorunsalı “Okuryazarlık yalnızca harfleri, simgeleri birbirine çatmak mıdır? Biz, bundan ötesini istiyoruz!” olacak. Çağrıları şöyle:
“Çağın bilimsel gelişmelerini izleyip kavrayabilen, bu gelişmeleri toplumsal yaşama uygulayabilen; yalnız okullarda değil yaşamın her anında kendini eğiten, öğrenmeyi sürdüren bireyleri nasıl yetiştireceğimizi tartışmaya açıyoruz.”
Düzenleyiciler; çalıştayı, topluma saygın ve özgün bir eğitim dizgesi armağan ederek kılavuz olan Hüseyin Vasıf Çınar, Mustafa Necati, Reşit Galip, Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’a adadılar.
Yolları açık, çabaları sürekli olsun...

Omuz Omuza 
Dilden dile yıllardır söylenen, yazılan ve onun üzerinden tezler geliştirilen bir genel değerlendirme vardır:
“Kurtuluş Savaşı’nı omuz omuza birlikte verdik, yurdu ortak kanlarımızla kurtardık.”
Merak ettik; Milli Savunma Bakanlığı’nın 1998 yılında yayımladığı 5 ciltlik; Osmanlı-Rus, Osmanlı-Yunan, Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya, İstiklal savaşları ile; Kore, Kıbrıs ve iç isyan harekâtlarında şehit düşen asker ve güvenlik güçlerini kapsayan “Şehitlerimiz” adlı çalışmasında bir küçük araştırma yaptık.
Buna göre:
Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvel ile boğuşulurken yalnızca Giresun, bugün Kürt ayrılıkçı hareketinin yoğunlaştığı Güneydoğu’daki 12 ilin 3 katı; Ankara ise 10 katından fazla şehit vermiş.
Döküm verecek olursak: Toplam 35 şehitli Ağrı, 8 şehitli Batman, 8 şehitli Şırnak, 77 şehitli Tunceli, 21 şehitli Hakkâri; Kurtuluş Savaşı’nda hiç şehit vermemişler. Toplam 106 şehitli Bingöl, Kurtuluş Savaşı’nda 2 şehit vermiş. Diğer kimi illerde de tablo şöyle:
Bitlis (toplam 282 şehidin 10’u), Diyarbakır (toplam 417 şehidin 39’u), Muş (toplam 105 şehidin 5’i), Siirt (toplam 153 şehidin 2’si), Van (34 şehidin 10’u), Mardin (182 şehidin 13’ü).
Buna göre, bu 12 ilde Kurtuluş Savaşı’nda verilen şehit sayısı 81.
Giresun’da ise toplam 1076 şehit var. Bunların 315’i Kurtuluş Savaşı’nda toprağa düşmüş. Ankara ise, toplam 4 bin 219 şehit vermiş. Ankara’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki şehit sayısı 873.
Sık sık dile getirilen omuz omuzalık durumu özetle böyle...


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020