Belleğimin güzel oyunu
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Belleğimin güzel oyunu

03.12.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım hepimize olur, belleğimiz hiç olmadık zamanda hiç olmadık bir anıyı getirip önümüze koyar. Şimdi ben İzmir’deyim ve Karşıya Belediyesi’nin yıl boyunca sürdürdüğü Cumhuriyetimizin Yüzüncü Yılı etkinliğinde “Cumhuriyetimizin 100. Yılında Kadın” panelinde konuşmacıyım. Diğer konuşmacılar, Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, yönetici-yazar, tiyatro insanı Haluk Işık. Salona giriyorum, ön sıradan kıvırcık saçlı bir kadın koşarak gelip boynuma sarılıyor ve kulağıma şöyle fısıldıyor: “İdil’den bu yana neredeyse 23 yıl geçti.” Boynuma sarılan kişi Ayşe Yüksel ve evet biz ÇYDD’nin İdil’de yaptırdığı kız yurdunun açılışı ve 3. Eğitim Bilim Kültür Şenliği nedeniyle 2000 yılının mayıs ayında oradaydık ve ikimiz de inanılmaz heyecanlı iki genç kadındık. Birden Ayşe’nin kulağıma fısıldadığı “İdil” gelip beni buluyor. Öyleyse o günkü İdil’de biraz gezinelim:

İnsan neleri unutmuyor ki. İdil’in girişindeyiz, dört katlı üç binanın balkonları delik deşik, pencereleri kırık. Birden ben “Burada da deprem olmuş” diyorum. Yanımdakiler biraz şaşkın, bana bakıyorlar. İçlerinden biri, “Onlar roketatar mermilerinin bıraktığı izler” diyor. Çok değil daha üç yıl önce buralarda olup biteni nasıl da unutmuşum. Topraklarımızda sürüp giden karanlığı, savaşı... Bir anda belleğim açılıyor ve artık her yerde, bütün duvarlarda mermi izi aramaya başlıyorum. Sıvanmasına rağmen ilçedeki evlerin yarıdan çoğunda mermi izleri, roketatar izleri açıkça görülüyor.

Sonra iki kez, tümüyle yanan çarşıdan geçiyorum. Çarşıdaki pek çok dükkânın kepenkleri kapalı, girip tatlandırıcı aldığım eczanede eczacı, “yangından önce-yangından sonra” diye ilginç bir milat kullanıyor. Eczanede en itibarlı ilaçlar tifoya karşı kullanılan antibiyotikler. Sarılık, tifo ve verem buralara yuva yapmış, uzun süre de çekip gideceğe benzemiyor. Roketatar izlerini takip ederek bir kahveye giriyorum. Kahvemi içerken bizi Diyarbakır’dan İdil’e taşıyan minibüsün şoförü Zeki’nin, yol boyunca dinlettiği müziği anımsıyorum. Teybin düğmesi sonuna kadar açılmıştı ve “Sesi biraz kısabilir misin?” dediğimizde Zeki’nin verdiği tek bir yanıt vardı: “Olmaz, sonra kaza yaparım!” Yolda uğradığımız Türkiye Süryanilerinin merkezi Deyrulumur (Mor Gabriel) Manastırı’nda Zeki pek bir heyecanlıydı. İçi içine sığmıyordu. Sonunda anlaşıldı, manastırdaki rahibelerden biri Zeki’nin çocukluk arkadaşıymış. Sonra babası kızı getirip bu manastıra vermiş. Zeki’nin heyecanı bundan. Olur ya, bir bakarsın kızı karşısında görüverir. Ama olmadı çünkü rahibeler başka bir bölümdeydi ve bizim olduğumuz yerden orayı görmek olanaksızdı. Gene de Zeki’yle birlikte mahalle arkadaşını görmek için çeşitli yollar denedik. Olmadı işte. 

İdilliler şu günlerde hayatlarından pek memnunlar. Savaş sonrası her yer yeniden onarılıyor. İki yıl içinde dört ilköğretim okulu, iki bölge okulu açılmış. Toplantıların yapılacağı bölge okuluna gitmek geliyor içimden. Bener Cordan İlkokulu’nda yok yok ama ne yazık ki binanın kalitesi kontrol edilmemiş. Altı ay önce öğretime başlayan binanın yan duvarlarından biri şimdiden çökmüş. Azıcık bir yağmur yağmış, tiyatro sahnesi su içinde. Sahnede, tavandan damlayan suyun daha az zarar vermesi için koyulan kırmızı renkli naylon kovayla gayet kaliteli Alman malı kuyruklu bir piyano yan yana duruyor. Az sonra gencecik iki insan, Bach, Chopin çalacaklar. Bu kuyruklu piyano, epey ciddi bir çabanın sonucu sahnede duruyor. Şöyle olmuş: Şenlikte piyano çalınacak ama İdil’de piyano yok. O zaman en yakın illere başvurulmuş. Evet, Şırnak’ta bir piyano var ama iki yıldır kullanılmadığı için akordu bozuk. Telefon telefon üstüne... Sonunda Dicle Üniversitesi’nden bir uzman, askeri helikoptere bindirilip Şırnak’a götürülmüş. Uzman orada piyanonun akordunu yapmış. Sonra piyano kalın battaniyelerle sımsıkı sarılıp bir kamyonun arkasında İdil’e doğru yola çıkmış. Şimdi piyano İdil’de, bakalım daha nerelere gidecek. 

Bütün bunlar bir yana, İdilliler yeniden sokakta düğün yapabildikleri için acayip mutlular. Tam dört yıl düğünlerin tadı tuzu yok olmuş. Kapalı bir yerde yapılan sade bir nikâh. Savaş, düğünlerin en güzel yanını alıp götürmüş. Şöyle meydanda davul zurna çalacak ve davetli davetsiz herkes düğün halayına katılacak. Bu halay da tam yedi gün yedi gece sürecek. Neyse şimdi gelinler mutlu, güveyler mutlu, düğün sahipleri mutlu. Meydan düğünleri yeniden başlamış. Biz de bir iki tanesinde halaya katıldık. Bu arada arkadaşlarım “Neredesin” diye soruyorlar, “İdil’deyim” diyorum. “Orası neresi?” diyorlar, bilen çok az. Oysa bir İdil Biret’imiz var. O zamanlar İdil’de kaymakam olan babası, kızına İdil adını koymuş. 

Kısadan hisse: Hani bir marşımız var, “Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür” diye, vallahi billahi gitmeden o köy bizim olmuyor.

Yazarın Son Yazıları

Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025