Adamlıktan cüdamlığa, Türkiye

17 Aralık 2023 Pazar

Atatürk, Veliaht Vahdettin ile ilk kez 13 Aralık 1917’de karşılaşmıştı. Almanya yolculuğundan iki gün önce Vahdettin’in Vaniköy’deki köşkünde gerçekleşen bu tanışma, Atatürk’ün anı notlarında şöyle anlatılır:

Naci Paşa; şimdi Kolordu Komutanı ve Harbiye Mektebi’nde benim “Askeri Terbiye” hocamdı, onun da Vahdettin ile birlikte bulunması uygun görülmüştü. Hareketimizden bir gün evvel Vahdettin’in sarayında birleştik. Bizi sarayın içinde Arap hasırlarıyla örülmüş salona açılan bir odaya soktular. Redingotlu adamlarla dolu odanın eşyası bir kanepe ile kanepenin iki tarafında birer koltuktan ibaretti. Henüz girdiğimiz odada ayakta dururken, çok laubali görünen redingotlu adamların arasında redingotlu başka bir adam göründü. Yeni gelenin kim olduğunu, ne olduğunu ve ne olması gerektiğini ne ben ne de arkadaşım fark edebildik. İçeriye girdi, bizim bulunduğumuz tarafa yöneldi. Kanapenin sağ köşesine oturdu. Ben karşısındaki koltuğa oturdum. Yanındaki koltuğa Naci Paşa oturdu. Bu kişi bir defa gözlerini açtı, bize lütfen iltifat etti: 

“Sizinle tanıştım. Memnunum.”

***

Tekrar gözlerini kapadı, bu incelikli sözlere cevap vermeye hazırlanırken, kendinden geçmiş bir kişinin huzurunda bulunduğumu anladım, cevap vermek mi yoksa vermemek mi lazım geldiğinden kuşku duydum. 

Naci Paşa’nın yüzüne baktım, o da çok durgundu. Onda (Vahdettin) bir defa daha konuşma gücü mevcut olup olmadığını anlamak için beklemeyi uygun buldum. 

Biraz sonra gözlerini açtı:

“Seyahat edeceğiz değil mi?” dedi. 

Pek çok sıkılmış, çok bunalmış bir halde, “Evet, seyahat edeceğiz” dedim. 

Açıkça belirteyim ki, bir mecnunla karşı karşıya bulunduğumuzu derhal hissetmiş, mantıki konuşmaya girişmekten kendimi alıkoymuştum. Hemen ayağa kalkıp dedim ki:

“Efendi hazretleri, beraber seyahat edeceğiz. Seyahat iki gün sonra başlayacaktır. Perşembe akşamı garda hazır bulunacaksınız. Oradan hareket edeceğiz.”

***

Veda ettik ve çıktık. Gösterişli bir saray arabasına binmiştik. Naci Paşa ile aramızda, aşağı yukarı şöyle bir konuşma oldu:

“Zavallı, talihsiz, acınacak birisi... Bunlarla ne olabilir?”

“Öyledir.”

“Bu zavallı yarın padişah olacaktır, kendisinden ne beklenebilir?”

“Hiç...”

“Biz ki aklımız, mantığımız vardır, biz ki memleketin kaderini, durumunu ve geleceğini anlamış insanlarız, ne yapabiliriz?”

Naci Paşa, “Güç” dedi. (Mehmet Alev Coşkun, Atatürk’ün Hatıraları, Cumhuriyet Kitapları, 2023.)

Y.N. “Büyük Gazimizin Büyük Hayatından Hatıralar” alt başlığıyla bizzat Atatürk’ün tuttuğu notları birleştirip ilk kez günümüz Türkçesiyle buluşturan bu kitabı merakla okudum. Nutuk kadar önemli ve Atatürk’ü yakından tanımak, neyi niçin yaptığını anlamak için birincil kaynak olduğunu düşünüyorum.

MASADA KAYBEDİLEN TÜRKİYE

Hafıza önemli...

2005 Şemdinli... 2006 Atabeyler... 2007 Ergenekon... Askeri casusluk... 2010 Balyoz... 2011 Şike... 2011 OdaTV... 2012 MİT operasyonu vs... 15 Temmuz 2016 ABD destekli darbe girişimi...

Karanlık yıllar!

Kumpasta hayatını kaybedenler... Kudusi Okkır, Kaşif Kozinoğlu, Türkan Saylan, İlhan Selçuk, Uçkun Geray, Yarbay Ali Tatar, Albay Berk Erden, Yüzbaşı Olgun Ural, Albay Abdülkerim Kırca...

Ya da hapisanelerde çürüyenler! Bugün sözde adalet arayanlar neredeydi o günlerde! O karanlık yılların adalet bakanı bugün ne yapıyor? 2023’te dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i Ankara Çankaya’dan vekil yapan Kılıçdaroğlu, “Toplama kamplarının sorumluları kimlerdi” sorusuna bu şekilde yanıt verdi. 

***

Gerçek şuydu:

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonlarıyla birlikte “değişim” başladı. “Toplama kamplarından” Fethullah’a desteğe uzanan bir süreci anbean yaşadık. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun “danışman” kadrosunda “sağcı” ve “Gülen hareketine” sempatiyle bakan isimler vardı. Zaman gazetesine desteğe giden de CHP lideriydi, vekillerini gazete ve Bugün TV önüne yollayan da o! (Aytunç Erkin, Masa, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2023.)

Y.N. “96 Saatin Öyküsü” altbaşlığıyla 2023 genel seçimlerindeki ittifak masasını en ince ayrıntılarına kadar anlatan bu kitap, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl ucuz ve ucube hesaplara feda edildiğini gözler önüne seriyor. Özellikle Atatürk’ün Hatıraları’ndan sonra okununca, muktedirinden muhalifine çapsız, donanımsız, vizyonsuz ve fırsatçı politikacıların ulusun çıkarlarını hiçe sayıp ülkenin geleceğini çürüttüklerini ortaya koyuyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları