Dünyayı omuzlamak cesurların işidir
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Dünyayı omuzlamak cesurların işidir

26.11.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Aydınlanma Çağı diye bilinen tarih dilimi, aynı adla anılan felsefenin 18. yüzyılda doğup benimsendiği süreçtir. Geleneksel ve değişmez kabul edilen dinsel önyargılardan, varsayımlardan temizlenmiş; yeni bilgilere dayalı “akılcı düşünce” sistematiğine dayanır. 

Aydınlanma sürecini 15. yüzyıldan öteye yapılan yeni keşifler ve buluşlar hazırlamış; aklın deneyerek, gözleyerek edindiği bilgiler bilimsel yöntemin ilkelerini oluşturmuştur. Modernite kavramını doğuran bu süreç, din dogmalarını temelden sarsarken Aydınlanmacı felsefede yerini bulan köklü bir zihin değişikliği yaratmıştır. 

Batı toplumlarında pek çok Aydınlanmacı yazar, filozof ve bilim insanının hemen aynı zaman diliminde ortaya çıktığı bu süreçte, Fransız Aydınlanması 1789 Fransız Devrimi’ni hazırlamakla yerleşik düzeni yıkıcı, yeni düzen kurucu olması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

YAZ, OKU, DİNLE, KONUŞ

Coğrafyacılardan fizikçilere, gökbilimcilerden kimyacılara onlarca bilim insanı, yazar ve filozofu aynı yer ve zaman diliminde buluşturan akılcı düşünce, matbaadan başka hiçbir medya teknolojisinin olmadığı o çağda elbette yalnızca kitap, bildiri, gazete yazısı yazarak ve toplanıp konuşarak yayıldı.

Oysa 18. yüzyılda, Fransa’da yerleşik düzene muhalefet etmek, hele Aydınlanmacı “toplumsal reform” önermek hiç de kolay değildi. Hiçbir yazılı metin, resmi sansürden geçmeden basılamıyordu. 1741 yılında, devletin 76 sansürcüsü vardı. Basılmayı bekleyen gazete ya da kitap, “kralın izni ve onayı”nı almadan önce resmi bir sansürcü, prova metinde din öğretisine, kamu düzenine ve ahlaka uymayan ifade olmadığını tasdik etmeliydi. Siyasal erkin onayı olmadan basılan herhangi bir metin yakılır, yazan ve basan tutuklanıp hapse atılırdı.

ELEŞTİRENE ÖLÜM CEZASI 

1757’de Damiens adında bir Fransız, Kral XV. Louis’yi öldürmeye kalkıştı. Suikastın hemen ardından yayımlanan kral buyruğuyla, iktidara, dine, kraliyetin huzuruna ya da kamu düzenine karşı yazılar yazan ve basanlara ölüm cezası geldi. 1764’te yeni bir buyruk, devletin mali durumuna yönelik eleştiri yayımlamayı yasakladı. 

Kitaplar, bildiriler, hatta tiyatro önsözleri ayrıntılı biçimde inceleniyor, cezalar kazığa bağlanıp sokaklarda gezdirilmekten 9 yıl zincirli köle olarak çalıştırılmaya kadar uzanıyordu. 

Peki krallık rejimi, Aydınlanmacıları susturabildi mi? 

Hayır.

Fransız yazar, düşünür ve bilim insanları sansürden kaçabilmek için yazdıkları kitapları Amsterdam, Lahey ve Cenevre’de bastırıyor, gizlice Fransa’ya sokuyorlardı. Çoğu kitaplarına adlarını koymuyor, eser yazarı “anonim” diye anılıyordu.

YAZISINI İHBAR EDEN YAZAR

Örneğin Aydınlanma felsefesinin öncüsü Voltaire, bazı eserlerinin yazarı olduğunu inkâr, kendi kitabının eleştirisini yazmak; hatta bazı kitaplarını “yazmadığına” inandırmak için sansüre bizzat ihbar etmek zorunda bile kaldı!

Zaten imzalı ya da imzasız, kitaplarının neredeyse hepsi yasaklıydı. Ama Voltaire çağın en sivri dili, en parlak zekâsıydı. Yasaklı her eseri kapışılıyor, el altından satılarak yasaklanmasa ulaşacağından çok daha fazla okura ulaşıyordu.

Asıl adı François-Marie Arouet olan Voltaire’in “entelektüel emekçi” yaşamı oysa Versay Sarayı’nda, kraliyet tarihçisi olarak başlamıştı. “Gelenekler üstüne deneme” başlıklı yapıtı dünyada ilk modern deneme ve  yazdığı “tarih felsefesi” ise 19. yüzyıldaki tarihsel determinizm ile 20. yüzyıldaki kültür tarihinin öncüsü sayıldı.

SON SİLAH MİZAH

Ama Avrupa’daki ileri görüşlü monarklarla (krallar) mektuplaşan Voltaire, Fransa’da siyasal otoritenin yasakçılığına ve başta din, sömürüye dayalı yerleşik düzene karşı çıkınca Bastille Hapishanesi’ne kapatıldı. İngiltere’ye sürgüne gitti. Bir süre Prusya’ya sığınmak zorunda kaldı. Yazılarını sansüre karşı maskelemek için başka teknikler de geliştirmişti: Fransa’da olup biteni sanki geçmişte ya da yabancı bir ülkede yaşanmış gibi gösterip eleştiren masallar, öyküler yazıyordu. 

Voltaire, dâhi bir mizah ustasıydı. Mantığını alaycılığıyla birleştirerek, ilerici görüşlerine karşı çıkanları gülünç hale düşürmekte üstüne yoktu.

DÜNYAYI TAŞIYAN ATLAS’IN TORUNLARI 

O ve onun gibi Aydınlanmacı bilginler çok çile çektiler. Ama 1789 Fransız Devrimi’nin temellerini atıp dünyayı değiştirdiler. 

Fransa’da 1789’dan 1809’a günde 1300 değişik gazete basılıp dağıtılıyordu desem inanır mısınız? İnanın çünkü gerçek. 

Gördüğünüz gibi yüzyıllar geçiyor ama zorba gericilerle Aydınlanmacı ilericilerin savaşı bitmiyor ve savaş teknikleri değişmiyor. Çok gazete yok, sosyal medya var. Yoz zorbalığın elinde yine sansür, hapis, komplo ve suikastlar; Aydınlanmacıların mühimmatı yine kalemin bilgisi, sözün zekâsı. 

Dünya daima cesur omuzlar üzerinde ileri taşınıyor ve ancak kitap, çok kitap okuduğu için düşünenlerin cesareti sayesinde aydınlanıyor.

Yazarın Son Yazıları

Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025