Nedir bu kabine övgüsü?
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Nedir bu kabine övgüsü?

06.06.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yeni kabine çok konuşuldu. Ama kabineden önce dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Türkiye yeni bir döneme giriyor. Bu dönem Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesiyle ilgili değil. Sosyolojik olarak değişen bir Türkiye göreceğiz.

Ülkemize kaçak yollardan giren ve ellerini kollarını sallayarak gezen ne idüğü belirsiz milyonlarca kaçağın geri gönderilmesi ile ilgili kesin ve net kararlar alınması gerekiyor. Simülasyonları yapılmıştır diye umuyorum fakat tahminen 10 yıl sonra nüfusun yüzde 5-10’unu Arap-Afgan kökenliler oluşturacak. Milletvekilleri, partileri belki Meclis’te grupları olacak. 

Çok uzak tarihe bakmamıza da gerek yok. Önümüzde yerel seçimler var. Mesela CHP milletvekili Özgür Karabat resmi verilere dayanarak kendisinin de seçim bölgesi içinde bulunan Başakşehir hakkında bir bilgi vermişti. Başakşehir’de 12 bin yabancı seçmenin olduğunu belirtmişti. Bir seçmenin dahi seçim sonucunu belirlediği bir sistemde 12 bin yabancı seçmenin olduğu bir ilçede seçim sonucunun ne kadar adil olduğunu düşünebiliriz ki?

Bir karışıklığa da dikkat çekmek istiyorum. Ülkemizde bulunan yabancılar için çeşitli tanımlamalar yapılıyor: göçmen, mülteci gibi... Sayılar verilirken de ne yazık ki genel bir sayı veriliyor. Açıklanan resmi sayılar sadece kayıt altında bulunan Suriyelilere dair verilen sayılardır. Ülkemizde bulunan Suriyeliler “Geçici koruma statüsünde bulunanlar” diye geçiyor. Bu kayıtlı olduğu belirtilen kişiler. Ancak kayıtlı olmayan Suriyeli sayısının kayıtlı olanlara eş sayıda olduğu iddia ediliyor. Suriyeliler dışında ise ülkemize kaçak yollarla gelen milyonlarca Afganistan, Hindistan, Pakistan, Bangladeş uyruklu kişiler var.

Kendi mahalleleri, kendi iş dünyası, sendikaları, kendi okulları, mesleki örgütleri kurulacak. Yeni evlilikler yapılacak, yeni çocuklar doğacak, yeni bir toplum yapısı bizi karşılayacak. 

Şu soru çok kritik: Bizi gelecekte bir kırılma bekliyor olacak. Radikal İslam kökenli Arap-Afgan kaçak göçmenleri, laik, sosyal bir hukuk devlet yapısı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne adapte edebilecek miyiz, yoksa onların çizgisine mi yaklaşacağız?

Düşünüyorum, Osmanlı İmparatorluğu’nun çokuluslu yapısı içinde Rum ve Ermeni milletler, toplumun, en ileride olan, ticaretle uğraşan, ekonomiyi ayakta tutan parçasıydı. Kürtler ve Türkler orduya asker yetiştirip çiftçilik yapıyordu. Zanaat, ticaret, tüccarlık, kuyumculuk vb. işkolları gayrimüslimlerdeydi. Dolayısıyla yüzyıllar hatta binyıllarca bu topraklarda yaşamış milletler olarak entegrasyon gibi bir dertleri yoktu. Keza Anadolu, bizim topraklarımız olduğu kadar aslında onların da memleketiydi. Berlin Antlaşması’ndan sonra bu yapı, emperyalistler tarafından özellikle bozuldu ve toplumun içerisinde bulunduğu kaos, antlaşma masalarında kullanılmak üzere ekonomi-politik bir araç haline getirildi. 

Fakat şimdi öyle değil. Okuduğum ve araştırabildiğim kadarıyla, Osmanlı döneminde dahi Anadolu topraklarında bu kadar Arap-Afgan kökenli bir millet yapısı hiçbir zaman olmadı. Osmanlı, Libya’da, Arabistan’da, Suriye’de, Cezayir’de Araplara yüzyıllarca hükmetti ama Anadolu’ya kimseyi sokmadı. 

Çünkü Osmanlı bürokrasisi, devlet aklı, demografinin değiştirilmesinin yüzyıllardan bu yana birer fetih aracı olduğunu biliyordu. Fatih Sultan Mehmet bunu Rumeli topraklarını ele geçirdiğinde uyguladı. 

Anlatmak istediğim şu: Bugünün kaçak göçmenleri yarının kitle hareketlerini, suç merkezlerini oluşturacak, Türkiye düşmanlarının her fırsatta deşeceği zayıf karnı olacak. Yarın güçlendiklerinde, sermayelerini biriktirdiklerinde Amanos Dağları’nda Arap PKK’sinin doğmayacağını kim garanti edebilir? ABD’nin gemilerle silah yardımı yapmayacağını kim garanti edebilir? Yarın ters düştüğünüzde şehirlerde bombaların patlamayacağına kim söz verebilir? Bunları yazınca ırkçı oluyoruz. Ama neoliberal kafaya bu ülke yeterince kandı. Daha şimdiden Hatay için referandum çağrıları yapılmaya başlandı. Artık bu saatten sonra tek yapılacak şey plan plan plan... Doğru bir adaptasyon için planlı bir iktidar, planlı bir kabine, planlı yerel yönetim politikası gerekiyor.

İşte tam da bu yüzden yeni kabinenin açıklanmasını merakla bekledim. Nedense herkeste bir övgü, memnuniyet, beklentinin arttığı bir tablo görüyorum. Yahu bu kabine “Biz çok milliyiz” yalanları altında Batı’ya teslim olunacağının ilanı. Mehmet Şimşek dediğiniz kişi Londra borsalarında Katarlı şirketlere “danışmanlık” adı altında simsarlık yapan bir isim. Erdoğan’ın daha önce kürsüden “dolandırıcılıkla” suçladığı biri. 

Atanan bazı bakanların sosyal medya hesaplarından paylaştığı “Fethullah Gülen’i seviyorum” gibi tweet’lerine hiç girmiyorum. 

Sonuç olarak Türkiye’yi, kaçak göçmenlerle, iflas etmiş ekonomisiyle, acı reçeteyi halkına yükleyecek yeni kabinesiyle sorun dolu bir beş yıl bekliyor. Ha bu yönetim erken seçime gitmek zorunda kalır mı onu da yerel seçimlerden sonra göreceğiz.

Yazarın Son Yazıları

POS cihazlarında vurgun

Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.

Devamını Oku
10.03.2026
Kral Kiros’u ararken Nebukadnezar’ı bulacaklar

Önceki gün Oval Ofis’ten bir görüntü paylaşıldı.

Devamını Oku
07.03.2026
ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026
PayCO operasyonundan neler çıktı

Yasadışı bahis ile ilgili çok yazı yazdığımı biliyorum.

Devamını Oku
10.01.2026
Sahte diploma skandalında yeni iddianame

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 123 sanık hakkında 4 yıldan 136 yıla kadar hapis isteniyor. İddianameye ulaştım.

Devamını Oku
06.01.2026
Gazeteci korktuğu gün ölür

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

Devamını Oku
03.01.2026
Yedigöller’in ‘altında’ ölüm var

“Bolununsesi” gazetesinde yer alan haberde, Yedigöller Milli Parkı’na yalnızca 7-8 kilometre mesafede bulunan Değirmenbeli, Merkeşler ve Afşar köyleri mevkisinde, 880 hektarlık bir alanda altın ve değerli metal arama faaliyeti için başvuru yapıldığı ve bu başvurunun kabul edildiği belirtiliyordu.

Devamını Oku
30.12.2025
'Soruşturma daha yeni başlıyor'

Yasadışı bahis soruşturmasını kamuoyu gibi ben de yakından takip ediyorum.

Devamını Oku
28.12.2025
Kızılay’ın çadır satışı belgelendi!

Türk toplumunun hafızasında ve tarihinde Kızılay, kişilerden bağımsız olarak çok önemli bir yer tutar.

Devamını Oku
23.12.2025
GAIN Medya soruşturmasında kritik soru: Para nereden geldi

Türkiye’de bazı başarı hikâyeleri vardır.

Devamını Oku
20.12.2025
Tutuklama: Tedbir mi, susturma aracı mı?

Ceza, yargılama sonunda verilir; tutuklama ise istisnai bir koruma tedbiri olarak tanımlanır. Ancak son dönemde Türkiye’de yaşananlar, bu teorik ayrımın pratikte hızla eridiğini gösteriyor. Tutuklama artık “yargılamayı güvenceye alan bir önlem” olmaktan çok, yargılamanın kendisi haline gelmiş durumda.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu ülkede binalar değil, adalet çöktü

Türkiye büyük depremler yaşadı.

Devamını Oku
13.12.2025
Bahis soruşturmasının dış bağlantısı İngiltere

Bahis soruşturmasının başlangıcı sayılan olayları tam üç sene köşemde ve kitaplarımda yazdım. Türkiye’yi, kamuoyunu harekete geçirmek için elimden geleni yaptım.

Devamını Oku
09.12.2025
Her işlemde ismi olan kişi hukuken yok

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin soruşturmada her açıdan yaşanan çelişkiler dikkat çekiyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Kamu bağlantıları bir türlü soruşturulmuyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama dikkatimi çekti. Yasadışı bahisle kararlı şekilde mücadele edileceğini ve gençlerin bu karanlık yapılara teslim edilmeyeceğini söyledi.

Devamını Oku
02.12.2025
Bu bedelin hesabını kim verecek?

Türkiye’de öyle davalar görülüyor ki bir mahkeme salonunun duvarları yalnızca hukukun değil, bütün bir ülkenin vicdanının yankısını taşıyor.

Devamını Oku
29.11.2025
Zehirlenmelerde ‘skimpflasyon’ etkisi

Türkiye bir süredir tuhaf bir ekonomik iklimin içinde yaşıyor.

Devamını Oku
22.11.2025
İBB iddianamesinde olmayanlar!

İBB soruşturmasında da aynı süreç yaşandı. İddianameyi satır satır okumaya devam ediyorum, notlar alıyorum. Özellikle soruşturma aşamasında iddianamede yer alan bilgiler açık açık yazıldı, sosyal medya hesaplarından gündem yapıldı. Şimdi bu iddiaların bir kısmını arıyorum iddianamede, ama yok! Mesela İmamoğlu’nun otellerde yapmış olduğu toplantılarda kamera bantlanması ve yanındaki ekibin taşıdığı valiz çok konuşuldu. Valizlerin para dolu olduğu günlerce yazıldı. Herkes linç edildi. Oysa valizlerde para değil, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan jammer (sinyal kesici) cihazları vardı ama ne önemi vardı ki?

Devamını Oku
18.11.2025
İmamoğlu iddianamesinde göze çarpanlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame yaklaşık 237 gün sonra tamamlandı.

Devamını Oku
15.11.2025
Özlem Çerçioğlu ve itirafçının ifadesi

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay... Bu iki ismin verdiği ifadeler neticesinde seçilmiş belediye başkanları ve bürokratlar tutuklandı. Operasyon üstüne operasyon yapıldı.

Devamını Oku
11.11.2025
Sayıştay raporları çıktı: Yargılanmayan ‘hatalar’

Sayıştay’ın 2024 yılı mahalli idareler denetim raporları yayımlandı.

Devamını Oku
08.11.2025
Eda Saraç’ın adalet çağrısı

Günlerden pazar... Harbiye’desiniz. “Bugün ne yapayım?” diye düşünürken tiyatroya gitmek istiyorsunuz. Hazırlanıp yola koyuluyorsunuz. Koştur koştur, geç kalmadan tiyatronun yolunu tutuyorsunuz. E malum, İstanbul trafiği! 10 dakikalık yola 1 saatte gidiyorsunuz. Ama bir sorun var. Her yerde polisler, bariyerler, siren sesleri...

Devamını Oku
04.11.2025
Yasadışı bahise operasyonlar art arda

Türkiye’de gündem öyle hızlı değişiyor ki takip edebilmek mümkün değil.

Devamını Oku
01.11.2025
Bahis skandalı: TFF ile konuştum

Düşünün: maçı yöneten hakemler bahis oynamışlar! Ki bir de bu, tespit edilen yasal sitelere girip üye olup oynayan kişiler. Bir de bunun yasadışı bahis ayağı var. Ki son 5 yılda tespit edilebilen rakamlar bunlar. Bu hakemler içinde Süper Lig hakemleri var. Hakem yardımcıları var. Mutlaka uluslararası bakımdan da incelenecektir.

Devamını Oku
28.10.2025
Tele1 soruşturması ve Ekrem İmamoğlu

Türkiye bir kez daha sabaha bir operasyon haberiyle uyandı.

Devamını Oku
25.10.2025
Emniyet’in uyuşturucu raporu (2)

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı 2025 Uyuşturucu Raporu, Türkiye’deki uyuşturucu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu hususta çok yazı yazdım, son rapor ile ilgili de yazdım. Rapordaki belirtilen rakamlar çok korkutucu. Çevirip çevirip tekrar okuyorum. Israrla üzerinde durmamız gereken bir durum.

Devamını Oku
21.10.2025