Ölüm serbest, sorumluluk yasak
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Ölüm serbest, sorumluluk yasak

26.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu ülkede insanlar ölüyor. Her gün, her ay, her yıl. Ve ölümlerin çoğu kader değil, ihmal. Üstelik en tehlikelisi şu: Bu ölümler “önlenebilir” olmasına rağmen, “önlenmeyen” ölümler olarak karşımıza çıkıyor. Dahası, bu ihmallerin birçoğu da cezasız kalıyor. İşte tam da bu yüzden Türkiye’de “cezasızlık” artık sadece bir hukuk sorunu değil, toplumsal bir çöküşün sessiz ama öldürücü işareti haline geldi.

Daha acısı bu ölümler artık sıradanmış gibi algılanmaya başlandı.

Önceki gün orman işçilerimizden 10 şehit verdik. Hepsi de ormanları vatan toprağı diyerek canıyla korumak isterken hayatını kaybetti. İnsanımızı dev boyuttaki alevlerle yüz yüze bırakana kadar ne kadar önlem aldık? Ormanlarımızı korumak için kim ne kadar harekete geçti? Kış mevsimi geldiğinde unutulan sanki hiç olmayacakmış gibi davrandığımız bu yangınlar için ta soğuk dönemlerden hazırlanmamız gerekiyordu.

Birkaç yıl önceki Marmaris yangınlarının söndürme çalışmalarına bizzat katıldım. O zamandan bu yana bir adım öteye gidemedik. Sadece uçak ya da helikopter almaktan bahsetmiyorum. Elektrik hatlarının denetlenmesi, kuru ot temizliği, olası yangın planlarına göre orman planlarının ortaya çıkarılması, müdahale tatbikatları, kamera ve yapay zekâ desteği...

İsteyene önlem almak için yapılacaklar saymakla bitmez.

Bu ülkede ölüm serbest, sorumluluk yasak.

Gelin yakın dönemden örnekler vererek anlatayım.

2021’de Kastamonu Bozkurt’ta sel oldu. AFAD verilerine göre en az 71 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Neden? Çünkü dere yatağına yapılan yapılaşma uyarılara rağmen engellenmedi. HES kapakları zamanında açılmadı. Halbuki devletin kurumları yıllar önce “Burada büyük bir sel yaşanabilir” diye uyarmıştı. Kim dinledi? Hiç kimse. Görevini yapması gereken bürokratlar gereğini yapmadı. Sorumsuzluk silsilesi 71 kişiyi öldürdü.

6 Şubat 2023’te yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremler... Resmi rakamlarla 53 bin 537 kişi öldü. Bu insanlar sağlam binalarda değildi. Daha doğrusu hepsi fay hattı üzerine yapılmıştı. Fay hattı üzerinde yapılan ruhsatsız yapılarda ya da göz göre göre denetlenmeyen beton blokların altında öldüler. Bu bölgelerde yıllarca deprem tatbikatları yapıldı. Uzmanlar, akademisyenler, STK’ler uyardı. Ama kimse binaları kontrol etmedi. Denetleme yapması gerekenler görmedi, görmek istemedi. Bir gün böyle bir deprem olacağı yıllar yılı biliniyordu.

Ocak 2025’te Bolu Kartalkaya’da Grand Kartal Otel’de çıkan yangında 78 yurttaşımız hayatını kaybetti. Otel tadilat halindeydi ama faaliyet gösteriyordu. Yangın merdiveni çalışmıyordu. Acil çıkışlar kapalıydı. Elektrik tesisatı yıllardır kontrol edilmemişti. Yani her şey kaza için hazırdı, yangın sadece bahaneydi. Üstelik otelin işletilmesi için bütün izinler verilmişti.

Bu örneklerin üçünde de ortak bir şey var: Ölenler yurttaşlar, kalanlar sorumsuzlar. Hiç kimse ciddi anlamda hesap vermiyor. Kartalkaya yangınında, 32 kişi yargılanıyor. Evet ama asıl sorumlu olan kamu görevlileri, bakanlıklar, denetim izinleri verenler hakkında tek bir soruşturma bile açılmadı. Çünkü “izin verilmedi.” Evet, yanlış okumadınız: Türkiye’de kamu görevlilerini yargılamak için önce izin almanız gerekiyor. O izni nedense kimse vermiyor!

Deprem sonrası yüzlerce müteahhit gözaltına alındı. Manşetler atıldı. Ama sonra ne oldu? O binalara imza atan belediye yetkilileri, o zemin etüdünü onaylayan kurumlar, yapı denetim şirketleri... Hepsi hâlâ yerinde duruyor. Cezalandırılan birkaç taşeron, birkaç tabela şirketi. Geriye kalanlara ise dokunulmadı. Üstelik binayı yapan müteahhitler ya serbest bırakıldı ya da firari durumda. Yine ceza alamadılar.

Kastamonu’daki selde dere yatağına inşaat izni verenler, imar planlarını değiştirenler, yapılar yıkıldıktan sonra bile “Buraya ev yapılmasında sakınca yok” diyenler? Onlara da dokunulmadı. Hayatını kaybedenlerin yakınları “adalet” diye haykırdı ama duyan olmadı.

Bu noktada mesele sadece hukuk değil, bir ahlak ve vicdan sorunu haline geliyor. Eğer insanlar, yaptıkları ihmaller sonucu ölümler yaşandığında bile hesap vermiyorsa... Eğer devlet, ihmali olanları korumaya alıyorsa... O ülkede ne adaletten söz edebiliriz ne de insan hayatına verilen değerden.

Devletin görevi, vatandaşını yaşatmaktır. Sadece “öldükten sonra” mezar taşına başsağlığı yazmak değil, “ölmeden önce” yaşamasını sağlamaktır.

Ama biz ne yapıyoruz?

Yangın çıkmadan önce kontrol etmiyoruz. Sel gelmeden önce önlem almıyoruz. Deprem olmadan önce binaları denetlemiyoruz. Ve sonra hep birlikte “Başımız sağ olsun” diyoruz. Ama kimsenin başı sağ olmuyor.

Cezasızlık devam ettiği sürece bu ülkede hiçbir can güvende değildir. Önlenebilir ölümler, hesap sorulamayan ölümlere dönüşürse, toplum olarak dağılırız. Çünkü insan hayatının değersizleştiği yerde hiçbir kural kalmaz, hiçbir kurum işlemez, hiçbir güven oluşmaz.

Bu yazıyı bir çağrı olarak yazıyorum:

- Denetimsizliğe göz yumanlar da yargılanmalı.

- Bürokratlar başlarının üstünde denetim sopasını hissetmeli. Attıkları her imzada tir tir titremeli. Kılı kırk yararak iş yapmalı.

- Rüşvete ağır yaptırımlar getirilmeli.

- En önemlisi siyasi bağlantısı olan sorumlulara da dokunulmalıdır.

- Felaketten önce önlem alınmalı, insanlar can verdikten sonra özür dilenmemeli.

- Belki de en zor olanı ama yargının gücü, sadece alt sınıflara değil, herkese hissettirilmeli.

Unutmayın, bazı ölümler gerçekten önlenebilirdi. Ama olmadı. Çünkü ölüm bu ülkede serbest. Sorumluluk ise hâlâ yasak.

Yazarın Son Yazıları

Tartışmalı araçlar: Kılıçdaroğlu ve Nafer Bey ilişkisi

CHP ile yatıyoruz, CHP ile kalkıyoruz.

Devamını Oku
30.05.2026
Kılıçdaroğlu'nun 'görevi' ne zaman bitecek

AK Parti’nin 25 yıllık iktidarı boyunca “Bunu da gördük” dediğimiz o kadar olay yaşadık ki ne yaşanırsa yaşansın artık şaşırmayız diyorduk.

Devamını Oku
26.05.2026
Mesele mutlak butlandan çok daha büyük

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. olağan kurultaya ilişkin verilen “mutlak butlan” kararını herkes konuşuyor.

Devamını Oku
23.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı dosyasından ayrıntılar

Rasim Ozan Kütahyalı’nın ifadesini okudum.

Devamını Oku
19.05.2026
Adana’da neler oluyor: Dev bir KİRLİ ÇARK

Yasadışı bahis ve kumar en az uyuşturucu kadar tehlikelidir.

Devamını Oku
16.05.2026
Hem yoksul hem de yoksun kaldık

Ekonomik anlamda hiç ama hiç iyiye gitmiyoruz.

Devamını Oku
12.05.2026
Yasadışı bahis imparatorluğuna operasyon

Türkiye’de yasadışı bahis soruşturmaları uzun yıllardır sürüyor.

Devamını Oku
09.05.2026
Sazlıdere’den beton dereye: Çılgın proje

Yıl 2011...

Devamını Oku
05.05.2026
Ayaklar baş olursa kıyamet kopmaz

Dün 1 Mayıs’tı.

Devamını Oku
02.05.2026
Doruk Madencilik işçileri ve Latin Amerika benzerliği

Birazdan anlatacaklarım tekil bir “işçi emekçi mağduriyeti” değil; Türkiye’de özelleştirme politikalarının, denetim mekanizmalarının ve siyasal himaye ilişkilerinin nasıl iç içe geçtiğinin çarpıcı bir özeti.

Devamını Oku
28.04.2026
Gaziantep’teki ihaleye şaşırdık mı?

Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımı, özellikle de ihale süreçleri, uzun süredir hem hukuki hem de siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Devamını Oku
25.04.2026
Adalet bir gün herkese lazım olacak

Ankara’da Mansur Yavaş’a yönelik İçişleri Bakanlığı’nca soruşturma izni verilmesi siyaset koridorlarını hareketlendirdi.

Devamını Oku
21.04.2026
Maraş saldırısı ve Horváth’ın kitabı

Neyi nasıl koruyacağımızı artık bilmiyoruz.

Devamını Oku
18.04.2026
Anemurium antik kentinde beton tehdidi

Anemurium antik kentini bilir misiniz?

Devamını Oku
14.04.2026
Belediyelere operasyonlar ve kumpas kültürü

Çok enteresan bir dönemden geçiyoruz.

Devamını Oku
11.04.2026
Akbelen, Tisan, Belgrad Ormanı: Tarafınızı seçin

Ülkedeki gündem her dakika değişiyor.

Devamını Oku
07.04.2026
İBB davasında dekont olayı

Bazen trajikomik olayların memleketin durumunu daha güzel anlattığını düşünüyorum.

Devamını Oku
04.04.2026
Sahte diplomada kritik isim

Sahte diploma operasyonlarını hatırlıyorsunuz değil mi?

Devamını Oku
31.03.2026
Beykoz’daki milyon metrekarelik orman arazisi

Siyasilerin “yeşil”e olan duyarlılığı, sanmayın ki doğanın yeşiline karşı.

Devamını Oku
28.03.2026
Yeter artık!

Gazeteciliğin ne kadar önemli bir meslek olduğunu bir türlü anlayamıyoruz.

Devamını Oku
24.03.2026
'Nerede o eski bayramlar' dememek için...

'Nerede o eski bayramlar' dememek için...

Devamını Oku
21.03.2026
Bu yargılama böyle bitmez

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 107’si tutuklu, beşi müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki 1 No’lu salonda görüldü.

Devamını Oku
17.03.2026
Yargılanan değil yargılayan İmamoğlu

Silivri’nin soğuk rüzgârları yine bir siyasi davaya tanık oluyor.

Devamını Oku
14.03.2026
POS cihazlarında vurgun

Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.

Devamını Oku
10.03.2026
Kral Kiros’u ararken Nebukadnezar’ı bulacaklar

Önceki gün Oval Ofis’ten bir görüntü paylaşıldı.

Devamını Oku
07.03.2026
ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026