Avrupa Borç Krizi Türkiye’yi Olumsuz Etkiledi

11 Mart 2014 Salı

2008 küresel finans krizi sonrası 2009 yılının sonlarında Avrupa’da patlak veren borç krizi başta Yunanistan olmak üzere İrlanda, Portekiz, İtalya, İspanya ve Güney Kıbrıs kesiminde ekonomik dengeleri oldukça sarstı.
AB’de başgösteren bu borç krizinden dış ticaretinde önemli bir yer tuttuğu için Türkiye de oldukça fazla etkilendi.

AB’ye ticaretimiz azaldı
AB’ye yapılan ihracat 2009’da 63 milyar dolarken 2010’da 52.6, 2011’de 62.3, 2012’de 59.1 milyar dolar olarak gerçekleşti.
AB’ne yapılan ihracatımızın toplam ihracattaki payı 2009’da yüzde 46 iken 2012’de yüzde 38.8 oranına geriledi.
Avrupa’ya yapılan ihracattaki azalma Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracatla telafi edilmeye çalışıldı.

Avrupa pazarından kaydırma kolay değil
AB ülkelerine yapılan ihracatın ilk sıralarını motorlu kara taşıtları, tekstil, elektrikli makine ve cihazlar, canlı hayvanlar ve gıda maddeleri almaktadır. Yani orta ve ileri teknoloji ürünleri başı çekmektedir.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yapılan ihracatın en önemli kalemleri demir-çelik, gıda maddeleri, canlı hayvan, mineral yakıtlar ve yağlardır. Yani ileri teknoloji olmayan ürünlerdir.
Bu nedenle AB’ne yapılan ihracatı bu bölgelere kaydırmak sınırlı kalmıştır.

Avro/dolar paritesi dış ticareti olumsuz etkiledi
Türkiye’nin dış ticaretinde ihracatın yarısı dolar yarısı Avro cinsindendir.
Oysa ithalatın 2/3’ü dolar,1/3’ü Avro cinsindendir.
Bu nedenle Avro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi ithalatımız üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.

Avro’nun değer kaybının etkisinin hesabı
Örnek hesaplama:
İhracatımızın 2009 ve 2012’de 50 milyar dolar, 50 milyar Avro olduğunu kabul edelim.
2009’da çapraz kuru yani 1 Avro’yu 1.4406 dolar, 2012’de 1.3193 dolar alalım.
Bu durumda dolar değerinden ihracatımız 2009’da 122 milyar dolar, 2012’de 116 milyar dolar olarak hesaplayabiliriz. Görüleceği üzere çapraz kurdaki bu değişim ihracatımızın dolar değerini düşürmektedir.
İthalatımızın da her iki yılda da 60 milyar Avro ve 130 milyar dolar olduğunu kabul edelim.
İthalatımızın dolar değeri nispi olarak daha fazla olduğundan Avro dolar karşısında değer kaybettikçe dolar üzerinden yapılan ithalatımızı karşılamak üzere daha fazla ihracat yapmak zorundayız. Yani Avro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi bizim ihracatımızı artırmayı zorunlu kılmakta ve bu da ekonomiyi zorlamaktadır.

Cari açığın finansmanı spekülatif yatırımlara kaydı
AB borç krizi AB ülkelerinin gelişmekte olan ülkelere yaptıkları yatırımların tutar ve niteliğini önemli ölçüde etkilemiştir.
Türkiye’de cari açık 2009 yılına kadar daha çok doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilirken 2010 yılından itibaren cari açık kısa vadeli fonlarla finanse edilmeye başlamış ve bu da spekülatif sermaye akımı nedeniyle ekonomimizin kırılganlığını arttırmıştır.
Cari açığın finansmanında gerek doğrudan yatırımlarda, gerekse portföy yatırımlarında AB ülkeleri önemli bir paya sahiptir. Bu itibarla AB bölgesinde oluşan krizler Türkiye ekonomisini oldukça önemli etkilere yol açmaktadır.

AB’ye giriş şevki kırılmış gözüküyor
AB borç krizinin üyelik süreci görüşmelerinde siyasi iktidarın hevesinin kırılmasına yol açtığını, ilk yıllardaki heyecanını kaybettiğini görüyoruz.
Türkiye’nin bu psikolojiden kendini kurtarması ve AB sürecini hızlandırması gerekmektedir.
Başbakan seçim mitinglerinde ekonomimiz ile ilgili birçok gerçeği gizlemektedir. Oysa ekonomik kırılganlığımız daha da artmış ve cari açık finanse edilemez hale gelmiştir. Ülkenin nefret söylemleri ile kutuplara ayrılması ekonomimizdeki olumsuz gidişi daha da derinleştirecektir.
Gerçi biz ne söylersek söyleyelim ok yaydan fırladı. Başbakan’ın başka bir siyaset izlemeyeceği de kesin olarak belli oldu.
Ne diyelim; Allah ülkemizi korusun…  


Yazarın Son Yazıları

İnsan Olmak! 4 Mart 2014
Bir Umrenin Ardından 25 Şubat 2014