‘Değişim’ demişken...

‘Değişim’ demişken...

20.04.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bana mı öyle geliyor, yoksa yalın gerçeği mi görüyorum, bilemiyorum ama sanki CHP’de yönetim değişmesine imkân veren “değişim” iddiası biraz unutulmuş ya da göz ardı edilmeye başlanmış gibi hissediyorum. Nitekim son haftalarda kimse onu ağzına almaz oldu.

Oysa 31 Mart seçiminde CHP, beklenenden büyük bir başarı sağlayınca tüm keramet “değişim” kavramında aranmıştı.

Aslında değişim, bir bakıma yaşandı. Ama bu, özellikle kazanılan yeni belediye başkanlıklarındaki makamlara CHP’li yeni yüzlerin oturmasından ibaret kaldı.

Oysa değişimin CHP dünyasında ve halkoyundaki karşılığı sadece bu değildi.

Beklenti, özellikle parti tüzüğünde ve programında yapılacak değişiklikler ve pratikte daha demokratik bir işleyişe doğru CHP’de yeni adımlar atılmasıydı.

Parti programı ve tüzüğü gibi hayli teknik ve derin çalışma gerektiren konuları şimdilik bir kenara koyuyorum.

En basit olandan ve -bir bakıma- en kolayından örnek vereyim. Üstelik eskiden uzun yıllar uygulanmış ama -yanlış anımsamıyorsam- 1990’lı yıların ilk yarısında değişmiş bir uygulamadan söz edeceğim:

CHP’nin tek parti olarak ülkeyi yönettiği yıllardan 1990’lara, daha açığı merhum Deniz Baykal’ın CHP genel başkanı olduğu tarihe kadar TBMM’deki CHP meclis grubu toplantıları, “Grubun TBMM’de izleyeceği politikaları belirleme” amacıyla toplanır, gündemdeki veya gündeme gelmesi beklenen konular üzerinde milletvekillerinin görüş açıklamalarını konuşurdu. Örneğin Meclis’e bir “gensoru” veya “soruşturma önergesi” mi verilecek, gerekiyorsa o tartışılırdı. Ya da grup yönetim kurulunun uygun gördüğü yasa önerisi veya bir yasa tasarısı üzerinde önceden görüşmeler yapılırdı. Böylece grup adına ortak görüş belirlenir hem de milletvekilleri kendilerini “anlamlı” ve “işlevli” hissederlerdi. Parti iktidarda ise grup başkanlığına verilen soru önergeleri ile bakanlar ve hükümet sorguya çekilirdi.

Kısaca TBMM Meclis grubu “bir işe yaradığını” hisseder, milletvekilleri de “görevlerini yaptıkları” duygusuna kavuşurlardı.

Grup toplantıları da şimdiki gibi tiyatro olmaktan çıkar, “gizli” yani dışarıdan hiç kimsenin katılmadığı “aile içi” toplantılar şeklinde yapılırdı. Biz -o zamanın genç gazetecileri- de grupta neler konuşulmuş, kim ne demiş, neler yaşanmış öğrenmek için çırpınırdık.

Çünkü parlamento muhabirliğinin en zor tarafı grup toplantılarını çözebilmekti.

Oysa yıllardır TBMM grupları, her siyasi parti için liderin nutuk çektiği, şov yaptığı bir tiyatro haline dönüştü. Liderler bu toplantıları partinin iç kamuoyuna, halka veya rakiplerine mesaj verme aracı olarak kullandılar.

Yukarıdaki düşüncelerimi paylaştığım hiçbir milletvekilinden “Hayır o öyle olmaz” türü bir yanıt almadığımı belirteyim.

Keza “demokrat”lığı kimseye bırakmayan hiçbir liderin de kendi parti yönetmeliklerini bu yönde değiştirmeye yanaştığına da tanık olmadım.

Gerçi “değişim” konusu üzerinde daha sonra da duracağım ama “değişim”den söz ediyorsak ve onun gerekliliğine sahiden inanıyorsak öncelikle CHP, en kolayından -bir bakıma da liderin gerçekten demokrat olduğunu sınamaya yarayacak olan bu uygulamadan- başlamalıdır.

Yazarın Son Yazıları

Zor günler önümüzde...

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 18 üyeli “cumhurbaşkanlığı kabinesine”, -1982 Anayasası’nın son değişikliği ile “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” denen “acayip” düzene geçtiğimiz tarihten beri- “en stratejik” tayinler yapıldı ve adalet bakanlığı makamına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, içişleri bakanlığına da Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi getirildi.

Devamını Oku
14.02.2026
Jeffrey Epstein

Ahlaksızlık belli ki ne “inançla” ne “statüyle”, ne “zenginlikle” ne “yoksullukla” ne de “ırkla” veya “milliyetle” bağlantılı bir durum.

Devamını Oku
07.02.2026
Nereden nereye?

Her yıl 23 Nisan günü kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreninde biz -o zamanki- çocuklar “10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan!” derken ve “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan!” diye haykırırken yeri göğü inletir, Türk ulusunun bir bireyi olduğumuz için göğsümüz kabarır ve “çağdaş uyarlığı yakalayıp geçme” azmimizi iliklerimize kadar hissederdik.

Devamını Oku
31.01.2026
Bu gidiş iyi (!) gidiş...

Bolu/Kartalkaya’da o facianın yaşandığı günü unutmak mümkün mü?

Devamını Oku
24.01.2026
Gün ola harman ola!

Sanıyorum dört veya beş hafta önceydi.

Devamını Oku
10.01.2026
Andımız’a ne oldu?

Hadi iktidardan beklemiyorduk ama son “açılım süreci” başlayalı beri bir buçuk sene geçti, muhalefet partileri dahil tek bir kişiden 2013 yılından bu yana “And”la başı hoş olmayanları memnun etmek adına ilkokullarda her sabah okunan “Andımız”ın kaldırılmasına itiraz duymadık.

Devamını Oku
03.01.2026
Bir kahramana...

Daha önceki yıllarda yapılan törenlere eğer Ankara’daysam ben de katılırdım.

Devamını Oku
27.12.2025
Muhasebe...

AKP dışındaki bütün partiler düne kadar “süreç komisyonu” bağlamında hazırladıkları raporları TBMM Başkanlığı’na sundu.

Devamını Oku
20.12.2025
Çorbaya düşen sinek

Adını ilk defa bir haberde okudum.

Devamını Oku
13.12.2025
Nereye?

Taraflara bakarsanız “terörsüz Türkiye” amacına ulaşmak konusunda herkes mutabık.

Devamını Oku
06.12.2025
Kadın cinayetleri...

Nedir bu kadınlarımızın 21’inci asırda değil de çağımızdan 21 bin yıl öncenin mağara adamları kafasıyla yaşayan erkeklerden çektiği?

Devamını Oku
29.11.2025
Eğitimdeki felaket...

Yusuf Tekin, biliyorsunuz Türkiye’yi çağdaş uygarlığın önüne geçirmeyi ta 3 Mart 1924’te...

Devamını Oku
22.11.2025
Bu gidişle...

İyimserlerimiz ne kadar olumlu değerlendirmeler yaparlarsa yapsınlar, gerçek artık görmek istemeyenlerin de gözüne batıyor:

Devamını Oku
15.11.2025
Yargımız...

Baştan söyleyeyim: Bugün yaşadıklarımız hiç kimseyi mazur göstermez.

Devamını Oku
08.11.2025
İkiyüzlü müyüz, yüzsüz mü?

Tamam, hepimiz biliyoruz ki bireyler daha tez canlıdır.

Devamını Oku
01.11.2025
Anlayana...

Çok değil, geride kalan pazartesi günü ülkemizde güvenilir bir adalet sistemine kavuşmayı isteyenlerin özlediği bir toplantı Diyarbakır’da yapıldı.

Devamını Oku
25.10.2025
Reformdan korkmak

Öteden beri bir adalet bakanı “yargıda reform” amaçlı bir çalışma başlattıklarını müjdelese (!) benim içimde birtakım endişeler kıpırdamaya başlar.

Devamını Oku
18.10.2025
CHP’nin siyasi adresi...

Henüz üzerinden çok vakit geçmedi. Ama bir açıklama da çıkmadı.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir o kalmıştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisi bu defa geçmişte yaptığı gezilere kıyasen çok daha büyük gürültüye yol açtı.

Devamını Oku
04.10.2025
Küstahlık...

Mesleki bir alışkanlık mıdır, yanlış bir göreneğin bir türlü terk edilememesi midir, bilmiyorum.

Devamını Oku
27.09.2025
Nihayet gitti...

O koltukta sekiz yıl oturdu ve gitti.

Devamını Oku
20.09.2025
Karışık kafalar

Çoğumuz gibi önceki gün benim de kafam karıştı.

Devamını Oku
13.09.2025
Bir CHP hikâyesi

Büyük Atatürk’e ve CHP’ye gönül vermiş hiç kimse önümüzdeki gibi bir karanlığı yaşayacağımızı düşünmemiştir.

Devamını Oku
06.09.2025
Cumhuriyetin iki düşmanı...

Bakanlığının yanılmıyorsam ilk ayı idi.

Devamını Oku
30.08.2025
Turp savaşı

Son mart ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başlatılan “turp savaşı”, en azından benim anımsayabildiğim 80 yıllık siyasi geçmişimiz boyunca hiç görmediğim boyutlara ulaştı.

Devamını Oku
16.08.2025
Yoğun bakımdayız...

Bir an, hafızanızdaki makarayı geri sarın.

Devamını Oku
09.08.2025
Diplomasi bu mu?

Kendisini güçlü hisseden devletlerin sesi hemen her zaman üst perdeden çıkar.

Devamını Oku
02.08.2025
Bir dosta vefa borcu...

Duygular bayatlamaz. Vefa duygusu da öyledir: Altan’ı kaybedeli bugün bir hafta doluyor.

Devamını Oku
26.07.2025
Neyimiz doğru ki!?

Adalet ve Kalkınma Partisi, kan kardeşinden daha yakın müttefiki olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteğiyle, uzun süredir TBMM’den geçirmek için verdiği öneriyi kabul edip yasalaştırdı.

Devamını Oku
19.07.2025
Ormanlar yanarken

Daha temmuzun ortasına bile ulaşamadık. Ama günlerdir kamuoyunu İzmir, Muğla, Antalya, Hatay, Aydın, Manisa, Sakarya’da çıkan orman yangınları işgal ediyor.

Devamını Oku
12.07.2025
Hem bağımlı hem taraflı...

Ebubekir Şahin Bey’in başında bulunduğu “RTÜK mezbahası” önceki gün yine giyotinini eline aldı ve kurbanlık koyun diye baktığı üç televizyon kanalına “Bu son! Bir kere daha canımızı sıkarsanız bu giyotin kellenize inecek” uyarısını yaptı.

Devamını Oku
28.06.2025
Biz kobay değiliz!

Gerçi hiçbir günün sabahı o günün akşamına uymayan bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
21.06.2025
Gözümüz aydın (!)

Artık sadece iç politikalarda değil, dış politikada da -biz değil, gelişmiş dünya- şeffaflık aşamasına gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
14.06.2025
Bunlar yalan mı?

Bir kısmını sevdiğim, takdir ettiğim, bazılarından hazzetmediğim 19 aydın birkaç gün önce ortak imzalarıyla kamuoyuna bir bildirge yayımladılar.

Devamını Oku
07.06.2025
Keşke sırf alay etseler...

Bağımsız bir anlayışla yayın yapan televizyon kanalları (onlar da üçü geçmiyor), akla mantığa yatmayan bir durumla karşılaşınca, siyasi iktidarı göstererek “Aklımızla alay ediyorlar” diyorlar ya..

Devamını Oku
31.05.2025
Anayasa demişken

Macaristan dönüşü Tayyip Erdoğan, uçakta gazetecilere, müjde mi vermek istedi, yoksa onların hep birlikte ayağa kalkıp “Hayır sayın cumhurbaşkanım! Bizi bırakıp da gidemezsiniz!” diye feryat etmelerine mi tanık olmak istedi, bilemiyoruz.

Devamını Oku
23.05.2025
PKK’nin palavraları

Ne tuhaf günlerden geçiyoruz farkında mısınız?

Devamını Oku
17.05.2025
Özgürlük engellenemez

Özgürlük engellenemez

Devamını Oku
10.05.2025
Nereden nereye?

Nereden nereye?

Devamını Oku
03.05.2025
İdrak olmayınca...

İdrak olmayınca...

Devamını Oku
26.04.2025