AKP iktidarlarının 20 yıllık ekonomisi - Prof. Dr. Nurettin BİLİCİ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

AKP iktidarlarının 20 yıllık ekonomisi - Prof. Dr. Nurettin BİLİCİ

22.05.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu çalışmanın amacı, rakamsal veriler ışığında, 2002 yılından bu yana süregelen AKP döneminin bir değerlendirmesini yapmaktır.

1. KULLANILAN KAYNAKLAR

  • GSYH’nin yüzde 35-40’ına tekabül eden genel devlet (vergi...) geliri, 
  • KİT, arazi, lojman gibi kamu malı satışından sağlanan 80 milyar dolar civarı gelir, 
  • TCMB, Ziraat Bankası, Halk Bank gibi banka ve diğer tüm kamu işletmelerinin kaynakları. TCMB’nin 30 milyar dolar civarı yedek akçesi (rezervi) tüketildiği gibi aynı banka 50 milyar doların üzerinde borçlandırılır.
  • Ülke dış borçları 120 milyar dolardan 500 milyar dolar civarına çıkarılır. Bu tutara döviz cinsi iç borçlar da eklenince Türkiye’nin döviz cinsi toplam borcu 597.7 milyar dolara yükselir. Ayrıca kamu iç borçlarının yarısı civarı kısmı döviz cinsinden hale gelir.

2. İSRAF EDİLEN KAYNAKLAR

  • 6-7 milyon Suriyeli, Afgan mülteci/sığınmacının ülkeye dolmasına göz yumulmasının sebep olduğu 100 milyar doların üstündeki kayıp,
  • Milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılması, bina/araç saltanatı, liyakat yerine sadakat esaslı görevlendirmeler, keyfi maaş artışlarının yol açtığı kayıplar,
  • Emeklilikte yaşa takılanlar adıyla 2.2 milyon kişinin erken emekli yapılması, 4.8 milyon kişiye aynı yolun açılması. 40-50 yaşındaki insanlara emeklilik yolunun açılması SGK’nin “ruhuna el Fatiha” okumak anlamına gelir.
  • 2002-2022 arası 20 yılda 1 trilyon 290 milyar dolar dış ticaret açığına yol açılır. (Yıllık ortalama: 64.5 milyar dolar) 110 milyar dolar olan 2022 yılı dış ticaret açığı Cumhuriyet tarihinin rekorudur. Aynı dönemin ödemeler dengesi açığı 646 milyar dolardır. (Yıllık ortalaması: 32.3 milyar dolar)

3. AKP’NİN BIRAKACAKLARI

  • Çökertilen adalet sistemi. Bir somut gösterge: 31.3.2023 tarihi itibarıyla Türk Anayasa Mahkemesi önündeki derdest başvuru sayısı 108 bin 8’i bulur. Aynı tarih itibarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki 47 üye ülkeden gelen derdest başvuru sayısı ise 76 bin 400’dür.
  • 2002’de 1.2 TL olarak alınan, 19 TL’nin üstüne çıkarılan dolar, 
  • 38 OECD üyesi ülke arasında en yüksek enflasyonu olan ülke,
  • Türkiye’nin dünya toplam ekonomisi içindeki yüzde 0.8’e düşürülen ağırlığı (Dünya toplam GSYH: 100 trilyon dolar, Türkiye: 800 milyar dolar),
  • Türkiye kişi başına GSYH’si 12.000 dolar olan dünya ortalamasının altına düşürülür.

Toplanan devasa kaynakların gerek yanlış kullanılması gerekse israf edilmesinin bir sonucu olarak Türkiye ileriye değil geriye götürülmüştür. 

PROF. DR. NURETTİN BİLİCİ

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026