Usul hukuku açısından 28 Şubat davası - Hamdi Yaver AKTAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Usul hukuku açısından 28 Şubat davası - Hamdi Yaver AKTAN

07.10.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

“28 Şubat” davasındaki Yargıtay kararı gerekçesinde, “Meşruluk sitenin/devletin gözle görülmeyen barış meleğidir. (Ferrero)” denilmektedir. Kuşkusuz ki meşrulukta öncelikle yasalara uygunluk söz konusudur. Alman düşünürü de “Şekil, keyfiliğin can düşmanı özgürlüğün ikiz kardeşidir” demişti. Cevdet Paşa, “Usul esasa mukaddemdir” özdeyişini hukuka yerleştirmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, “Ergenekon davası” olarak isimlendirilen davada Ceza Mahkemesi Kanunu’nda (CMK) düzenleme olmadığı halde, evrensel hukuk içtihadını gözeterek cezaevinde yargılama yapılamayacağını belirtmişti; bozma kararı verirken usulün esasa feda edilemeyeceğine, tersine bir yaklaşımın hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılmasının olanaksızlığına işaret etmiştir.1 ABD Federal Mahkemesi 11 Eylül yargılamalarıyla ilgili olarak Guantanamo’da tutulanların haklarını kullanamamalarını ABD Anayasası’na aykırı bulmuştur.2

Bir ülkenin demokratik olup olmadığını ve hukuk devleti ilkesinin içselleştirilip içselleştirilmemesini anlamak için yargılama yasasına bakılmalıdır. Düzenleme gerek şart ise de uygulama ile birlikte sağlanmalıdır; aksi halde hukuk devletinin yerleşmiş olduğu söylenemez. Daha önce yazmıştık3 adil yargılanma hakkı, soruşturmayla birlikte başlar. Anayasa Mahkemesi başlangıcı, “...bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği, arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır” şeklinde tanımlanmaktadır.4 AİHM de adil yargılanma hakkı ile ilgili süreyi aynı biçimde kabul etmektedir.5

NESNELLİĞE VURGU

Öte yandan yargıcın tarafsızlığı, görünümü AİHM kararlarında irdelenmektedir. Sözgelimi, Carvalho / Portekiz davasında “tarafsızlığın belirlenmesi için belli bir yargıcın söz konusu davadaki kişisel kanaatine dayalı öznel bir test uygulanması ve bir de nesnel test uygulanarak yargıcın bu bağlamda hiçbir meşru şüpheye yer bırakmayacak, yeterli güvenceler sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi gerektiğini” belirtmiştir. İngiliz hukukundan alınma “Adalet sadece gerçekleştirilmekle kalmayıp aynı zamanda gerçekleştiği de görülmelidir.”6 görüşü, AİHM’ye de yansımış olup nesnel tarafsızlıkla ilgilidir. Özellikle ceza yargılamalarında nesnel tarafsızlık/görünüm önem kazanmaktadır. AİHM, Coeme ve diğerleri/Belçika kararında,7 “Bu bağlamda... görünüm bile belli bir öneme sahip olabilir. Söz konusu olan demokratik bir toplumda halka yansıtılması gereken mahkemelere karşı güven duygusudur ve her şeyden önce ceza davaları söz konusu olduğunda, bu güven duygusunun sanığa da yansıtılması gerekir” değerlendirmesini yapmıştır. Anayasa Mahkemesi de evrensel hukuk ve içtihada koşut olarak Taşpınar davasında “Bağımsızlık ve tarafsızlık, yargı fonksiyonunu, idare fonksiyonundan ayıran en önemli ölçüt olup yargı yetkisini kullanacak merciin çözülmesi istenen uyuşmazlığa doğrudan veya dolaylı olarak taraf olmayan ve uyuşmazlığın taraflarından tamamen bağımsız olan kişi veya kişilerden oluşmasını gerektirmektedir” şeklinde bir gerekçeyle tarafsızlığın ve görünümün nesnelliğine değinmiştir.8

TARAFSIZLIKLA BAĞDAŞMAZ

Yukarıda açıklanan ilkelere göre “28 Şubat davasına” yaklaşıldığında nesnel tarafsızlık ve görünümün sorgulanması gerekmektedir. İddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünden yargılandığı, dosyada işlem yapan bazı yargıçlar hakkında da aynı doğrultudaki bir davanın olduğu bilinmektedir.9 Cumhuriyet savcıları için “tarafsızlık” söz konusu olmasa bile, sanıklar lehine kanıt toplama yükümlülüğü/zorunluluğu yasada düzenlenmiştir. (CMK m.160/2) Soruşturmanın başlamasıyla birlikte, adil yargılanma hakkının başlayacağı kuralı gözetildiğinde yasal düzenlemeye uyulmamış olması halinde, sözgelimi sahteliği ileri sürülen materyallerin doğru olup olmadıkları araştırılmadan dava açılmış olması karşısında anılan ilkelerin ihlal edilmediği söylenemez. Öte yandan aşağıda ayrıntılı olarak değinileceği üzere verilmiş takipsizlik kararını kaldıran yargıçların işlem yapmış olmaları da nesnel tarafsızlıkla bağdaştırılamaz!

NASIL MÜMKÜN OLUR?

Yargılamaya konu somut olayla ilgili olarak daha önce kovuşturmaya yer olmadığı kararı Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığınca 4.8.1997 tarihinde verilmiştir. Değişikliklere uğramış olsa da CMK’ye göre aynı konuda kamu davası açılabilmesi için bazı koşullar aranmaktadır. (CMK m.172) Koşulların varlığı halinde dava açılabilmesi için verilmiş takipsizlik kararının kaldırılması zorunludur. 

Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararına yapılan itiraz, İstanbul 4 No’lu DGM tarafından 11.12.1997 tarihinde reddedilerek kesinleşmiştir. Bu karar usulünce kaldırılmadan yeni bir dava açılamaz. Ne var ki kesinleşmiş takipsizlik kararı ortada dururken 28 Şubat davası iddianamesi yazılmış ve mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Yargılama başladıktan ve on ayı aşkın bir süre geçtikten sonra 18 Temmuz 2013 tarihinde yazılan yazı üzerine İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, bir gün içinde binlerle ifade edilen sayfalık dosyayı okumuş ve 19 Temmuz tarihinde takipsizlik kararını kaldırmıştır. Kaldırılmasında dahi adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olduğunu ileri sürmek mümkün. 

Gerçekten de binlerce sayfanın bir günde okunması nasıl mümkün olabilmiştir? Hemen belirtilmelidir ki önceden yazılmış iddianamenin ve iddianamenin kabul kararının, takipsizlik kararının kaldırılmasıyla geçerli olacağı kanaatimizce tartışmaya açıktır. Öncelikle takipsizlik kararı kaldırılmalıydı. Bütün bu hususların yargılamada, istinat ve temyiz süreçlerinde görülmemiş olması karşısında bireysel başvuru incelemesinde, Anayasa Mahkemesi tarafından gözetileceğini düşünmekteyiz. 

ÇELİŞKİLİ DURUM

Anayasanın 2010 referandumu sonrasındaki düzenlemesine göre (M.148) Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve jandarma genel komutanı görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan’da yargılanırlar. Anayasa Mahkemesi, bu yargılamayı Yüce Divan sıfatıyla yapar. 28 Şubat davası iddianamesi düzenlendiğinde anayasal düzenleme yapılmıştı. 28 Şubat kararında Yargıtay, “görevleriyle ilgili suçlardan” ibaresine sanıklara atılı suçun girmediğini belirtmektedir. Oysa aynı daire, Ergenekon isimli davada yargılanan Genelkurmay başkanının dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne görevsizlikle göndermişti. Aynı davada bağlantılı olabilecek sanıklarla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi “maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ancak bağlantılı diğer sanıkların da Yüce Divan’da birlikte yargılanmaları ile mümkün olabilecekse bu takdirde birleştirme kararı verilmesi gerekir. Yüce Divan’da yargılanan kişiyle ilgili değerlendirmeler, bağlantılı diğer sanıkların hukuki durumunu doğrudan etkilemediği takdirde bağlantının yoğun olduğu söylenemeyecektir. Ayrıca değerlendirme yapılırken unvanı ve üzerine atılı suçun niteliği gözetilerek Yüce Divan’da yargılanması öngörülen kişinin, bağlantılı diğer sanıkların hukuksal konumu üzerindeki etkisinin de gözetilmesi gerekir”10 şeklinde bir gerekçe kullanmıştı. 28 Şubat davasında, Yüce Divan’da yargılanması gereken sanıklarla diğerleri arasında yoğun bağlantı olduğu, iddiaya göre, tartışmasızdır. Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve jandarma genel komutanı yargılanmamaktadırlar, diğerleri askeri nitelendirmeyle onların astlarıdırlar. 

YARGITAY’DAN BEKLENEN...

Görüldüğü ve örneği de mevcut olduğu üzere Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatıyla bakacağı bir davadır 28 Şubat davası. Davanın açıldığı tarihte düzenleme yasası çıkmamış, sadece anayasa değişikliği yürürlüğe girmişti. Bizim kanaatimize göre yerel cumhuriyet savcısının iddianamesiyle de esasen dava görülemezdi. Belki, sanıklar lehine olduğu için usul kanunu uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianame düzenleyebileceği düşünülebilirdi. Yazımızın sınırları itibarıyla bu konu ayrı bir yazı konusu olabilirse de artık düzenleme yapılmış olmakla, pratik bir yararı olmadığı ifade edilmelidir. 

Münhasıran Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı hakkındaki davalar Anayasa Mahkemesi’ne gönderilseydi ya da Anayasa Mahkemesi sadece bu kişiler hakkındaki davaları kabul etseydi Yüce Divan’dan karar çıkana ve kesinleşene kadar diğer sanıklarla ilgili ceza davaları beklemek durumunda kalırdı. Hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşip cezaevine alınan bir kuvvet komutanı ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin yargı yeri yönünden ihlal kararı vermesi durumunda mağduriyet nasıl giderilecektir? Konuya, yaşı bağlamında değil, hukuksal olarak bakılmalıdır. 

Değindiğimiz usul hukukuna ilişkin konularda bireysel başvuruların yapılmış olması halinde en doğru kararın Anayasa Mahkemesi tarafından verileceği düşünülmelidir. Ergenekon ve Balyoz olarak isimlendirilen kararlarda olduğu gibi!

Uzun yıllar Yargıtay’da üyelik ve ceza dairesi başkanı olarak görev yapmış bir yargıç olarak, bireysel başvurudan önce Yargıtay’ın karar vermiş olmasını isterdim!


NOTLAR

1. 16.C.D. 21.04.2016 tarih, 2016/4672 E. 2016/2330 K.

2. Ersan Şen - H.Sefa Eryıldız, Suç Örgütü, 4. Baskı, Ankara, 2021, s.920 vd.

3. Hamdi Yaver Aktan, Adil Yargılanma Hakkı ve Bir Öneri, Cumhuriyet, 7 Ekim 2019.

4. Bireysel Başvuru No: 2012/625, 09.01.2014.

5. Eckle Almanya Kararı, Başvuru No: 81307/78, 15.07.1982, Paragraf 73/75.

6. Rıza Türmen, Adli yıl açılış fotoğrafı, 6 Eylül 2021, t24.com.tr

7. Başvuru No:32492/96, 22.06.2000, Paragraf 21

8. Bireysel Başvuru No: 2013/3912, 06.02.2014.

9. Alican Türk: Bitmeyen Sömürü 28 Şubat: Yalanlar-Gerçekler-Belgeler, Ankara, Galeati Yayıncılık, 2021, s.210.

10. Anayasa Mahkemesi (Yüce Divan), 12.10.2017, Esas 2017/2, Karar 2017/1.

HAMDİ YAVER AKTAN

YARGITAY ONURSAL CEZA DAİRESİ BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026