Olayların Ardındaki Gerçek

Barışlar’ın Tutsaklığı ve Basın Özgürlüğü

08 Mart 2020 Pazar

Gazetemizin yazarı ve OdaTV Haber Müdürü Barış Terkoğlu ile OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve muhabir Hülya Kılınç tutuklandı.

Bu olay, basın ve ifade özgürlüğünün yıkılması, evrensel hukuk kurallarına aykırı olarak basın özgürlüğünün ağır bir biçimde zedelenmesidir.

Tarihe bir not olarak düşmek amacıyla konuyu kısaca özetleyelim. 

Yazarımız Barış Terkoğlu ve iki gazeteci, Libya’da bir operasyonda şehit olan MİT görevlisini “deşifre ettiği” savı ile cezaevine gönderildi. Ancak şehidin adı haberden önce TBMM’deki bir basın toplantısında zaten açıklanmıştı.

Şehidin toprağa verileceği Manisa’da herkese cenazeye katılım çağrısı yapıldı. Şehidin ailesinin yaşadığı köyün muhtarı ve yakınları, şehidin adını verip fotoğraflarını Facebook’ta paylaştı. Gazeteci Hülya Kılınç haberde şehidin ismini verdi, soyadını yazmadı. Zaten sosyal medyada dolaşan fotoğraf da habere doğal olarak eklenmişti ve OdaTV de bu şehit haberini duyurdu.

Ortada yalan haber yok, tahrik yok, deşifre amacı yok. Zaten şehidin cenazesine de son görev için ilgililer, görevliler ve halk katılmış. Haberde şiddete çağrı söz konusu değil. Şehit olan kişi dünyamızdan gitmiş ve ondan artık kimse intikam alamaz. 

Peki, neden bu şiddet?

Neden gazeteciler tutuklanıyor? Neden bu baskı yöntemleri? Bu soru önemlidir ve yüzyıllar boyunca siyasal iktidarlara bu soru sorulur...

Yüzyıllar boyunca bütün dünyada siyasal iktidarlar, zor kaldıkları zamanlarda, dolaylı sansür ve baskı yöntemi uygulamışlardır. Kin ve intikam duygusu siyasal iktidarların gözünü körleştirir. 

Barış Terkoğlu, bilinen yöntemlerle, zorbalık ve baskıyı temsil eden model çerçevesinde sabaha karşı evinden alınarak Emniyet’e götürüldü. Psikolojik yöntemler çerçevesindeki uzun sorgulanması sonunda Çağlayan Adliyesi’ne getirildi, tutuklanarak Silivri’ye gönderildi. Son yıllarda alıştığımız bir yöntem... 

Bu durumdan en çok memnun olanlar mı? Kanımızca AKP’lilerin büyük çoğunluğu değil, en çok memnun olanlar FETÖ ve yandaşlarıdır. FETÖ’nün gizli yönlerini ve yöntemlerini açığa çıkaran Terkoğlu ve Pehlivan, FETÖ usulleriyle içeriye alınınca kuşkusuz, en çok FETÖ’cüler ellerini ovuşturup sevinmeye başladılar. 

Hemen ardından OdaTV’ye erişim engeli konuldu... 

Uygulanan bu model yanlıştır. Bu yol siyasal iktidara hiçbir şey kazandırmaz. Tersine, zaten insan hakları ve basın özgürlüğü konusunda tartışmalı olan AKP iktidarının dünya kamuoyundaki itibarı daha da zedelenecektir.

Demokrasi, siyasal iktidarın hukuk ilkeleri çerçevesinde denetlenmesi ilkesini taşır. İki Barış da basın yaşamları boyunca bu ilkeye inanmış gazetecilerdir. 

Bu uygulamalar Terkoğlu, Pehlivan ve onlar gibi düşünen gazetecileri susturmaz, başlarını öne eğdirmez, tersine onları kamçılar ve hukuk çerçevesinde çabalarını yükseltir. 

Terkoğlu, savunmasında ne diyordu: “Gerekirse betona gömüleceğiz, gerekirse güneşi görmeyeceğiz.” 

Bundan yaklaşık 145 yıl önce Namık Kemal ne demişti: 

“Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin.

 Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten.”

(Felek her türlü acı nedenini toplasın gelsin/ Dönersem kahpeyim millet yolunda gidişimden.) 


Yazarın Son Yazıları

Parlamenter Sistem 4 Haziran 2020
Bu gazete susmaz 23 Mayıs 2020
1915 Ermeni Olayları 28 Nisan 2020
100. Yılın Yankıları 24 Nisan 2020
Rekor işsizlik oranı 12 Mart 2020
Çözüm diplomaside 1 Mart 2020