Aşkla ölüm arası

Aşkla ölüm arası

07.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı. Dayanamadım yeniden izlemeye gittim. Daha kapıdan adımımı atarken o koca kamusal mabedin -AKM’nin- fuayelerinde her yaştan genç kalabalığa karıştığımda, İstanbul’un ve ülkemin tüm yaraları, tüm yanlışları, tüm yokluğu ve yoksulluğu, tüm kaosu sanki dışarıda kalmıştı. İçeriye yalnızca “insanın kırılganlığı” sızmıştı. Çünkü sahnede birazdan yaşanacak olan, yalnızca Shakespeare’in değil, hepimizin kaderiydi: Aşk ile ölümün arasındaki o incecik çizgiydi.

ROMEO VE JULİET AKM’DE

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin yeniden AKM’ye dönen “Romeo ve Juliet” prodüksiyonundan söz ediyorum.

Shakespeare’in ölümsüz eseri günümüzde her zamankinden daha geçerli sanki. Shakespeare hâlâ çağdaşımız.

Günümüzün belli başlı sanat merkezlerinde sahnelediği eserlerle olsun eğitimciliğiyle olsun dikkatleri çeken, kendine saygın bir yer edinen Brezilyalı koreograf Ricardi Amarante’nin her anını bir oya gibi işlediği; hem çok klasik hem de çok çağdaş öğeler içeren özgün bir çalışmasıydı. Hemen vurgulamalıyım: Bütüncül bir başarı bu. Prokofiev’in o çok görkemli müziğini yorumlayan İDOB Orkestrası’nı Şef Zdravko Lazarov yönetiyordu. Ferhat Karakaya’nın yalın dekor tasarımı; Serdar Başbuğ’nun şaşaalı kostüm tasarımı; aşkın, sevincin, gençliğin, uçarılığın, ama aynı zamanda kinin, nefretin, düşmanlığın, öfkenin, şiddetin simge renkleri üzerine kurulması sahneye müthiş bir görkem yerleştiriyor; Önder Arık’ın ışık tasarımı bu görkemi çoğaltıyor, duygular dünyasını yoğunlaştırıyordu.

Bütün bunları taçlandıran ise başta Berfu Elmas (Juliet),Batur Büklü (Romeo) ve Matthew Solovieff (Mercutio) olmak üzere tüm solistlerin ve “corps du balett”in yine duygu yüklü mükemmelliğiydi. Sonuç dört dörtlük bir şiirdi.

Image

ÇAĞDAŞIMIZ SHAKESPEARE 

Muhteşem bir Shakespeare uzmanıydı tiyatro bilimcisi Polonyalı Jan Kott. “Shakespeare Çağdaşımız” onun deyişi ve onun dev eseridir.

AKM’nin sahnesine yerleşen bu yeni Romeo ve Juliet yorumunu izlerken de koreografinin dili, bana sık sık Jan Kott’un değerlendirmesini anımsattı. Sözcüklerin yerini devinim almış olsa da aşkla ölüm arasında gidip gelirken iki perde boyunca düşünmeden edemedim:

Biz bu coğrafyada birbirini yok etmeye ant içmiş iki aileye ne kadar da benziyoruz. Birbirinden çok farklı alanlarda hemen nasıl da ikiye ayrılıyor, birbirimize düşman kesiliyoruz. Ve bu düşmanlık sadece daha çok ölüme neden oluyor.

Biz kendi Juliet’lerimizi, Romeo’larımızı ne zaman, nasıl koruyacağız? Sevdayı, aşkı, silahların bıçakların hışmından, gençliği öfkenin önüne ne zaman nasıl koyacağız?

Bu sorularla ayrıldım o muhteşem temsilden ve AKM’den. Ve ben yine, her zamanki gibi, sanata tutunarak iyileşmeye çalıştım.

ANADOLU: BİR UÇTAN ÖTEKİNE

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tan Sağtürk öncülüğünde, 1. Anadolu Opera ve Bale Festivali, ilk kez geçen yıl gerçekleşmişti. Bu yıl ikincisi gerçekleşiyor.

2. Anadolu Opera ve Bale Festivali, 2025-2026 sanat sezonu boyunca sürecek.

Festival Bayburt, Çemişgezek, Rize ve Çorum’ da başladı. Şimdi sırada diğerleri var: Artvin, Aydın, Batman, Ceylanpınar (Şanlıurfa), Doğubayazıt (Ağrı), Elbistan (Kahramanmaraş), Ezine (Çanakkale), Gümüşhane, Isparta, Karaman (Konya), Osmaniye, Sarıkamış (Kars), Siirt, Sinop, Şarköy (Tekirdağ), Giresun, Tire (İzmir), Tosya (Kastamonu) ve Uzunköprü (Edirne) olmak üzere toplam 23 il ve ilçede sanatseverlerle buluşacak.

Festival ayrıca çocuk ve genç yeteneklerin keşfedilmesine, gençlere ve çocuklara evrensel sanatları tanıtmak ve bu sanatlara ulaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla gidilen her ilde genç yetenek taramalarının yapılmasını da içeriyor. Yolları açık, çalışmaları verimli olsun diyorum. 

Yazarın Son Yazıları

Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025