Nasıl 'Obez' olduk?
Sadık Çelik
Son Köşe Yazıları

Nasıl 'Obez' olduk?

08.05.2010 06:36
Güncellenme:
Takip Et:

Optimal beslenme yani hem sağlıklı hem dengeli beslenmenin en temel belirleyicileri yaşam şartları, sosyoekonomik statü, gıda seçimleri ve eğitim durumu. Türkiye’de dengesiz besleniyoruz, spor yapamıyoruz, üstüne üstlük artan gıda fiyatları da beslenme alışkanlıklarımızı olumsuz etkilemektedir. Araştırmalara göre, ülkemizde alınması gereken günlük temel enerjinin yüzde 60’ı, kaliteli proteinler yerine ekmek ve diğer tahıl ürünlerinden, aşırı şerbetli ve yağlı gıdalardan karşılanmaktadır. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü raporlarının belirlediği yeterli ve dengeli beslenme için gereken günde en az 5 porsiyon meyve ve sebzeyi tüketemediğimiz belirtilmektedir. Bu durumun temel nedenlerinin başında gelir dağılımındaki dengesizlik ve bilinçsizlik gelmektedir. Et, süt, balık, tam tahıllı ürünler, sebze ve meyve fiyatlarındaki artış yüzünden toplumumuzun büyük bir kesimi bu ürünleri yeterince tüketememektedir. Madalyonun diğer yüzünde ise ekonomik durumu elverdiği halde bilinçsizlikten tek tip, kötü beslenen bir kesim bulunmaktadır. Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı ABD ve AB ülkelerindeki toplumlardan daha obez bir toplum haline geldik.

Bilimsel makalelere göre çocukluk çağı şişmanlığı ülkemizde artan bir sorun olarak dikkat çekmektedir. Yağ hücrelerinin hacminin ergenlik döneminde büyümesi ileriki dönem beslenme alışkanlıklarını etkileyeceği için “Çocukluk çağı şişmanlığı” halk sağlığının önemli göstergelerindendir. Araştırmalara göre, şişman insan sayısı ülkemizde 10 yıl içinde iki kat artarak 11 milyonu, yine şişmanlık gibi rahatsızlıklar zemininde gelişen şeker hastalığına yakalananların sayısı, şimdi gizli şekerle birlikte 5 milyonu bulmuş. Erişkin nüfusun 15 milyonunun ise yüksek tansiyon hastası olduğu belirtilmiştir.

Restorana bile gitmeden, internet aracılığıyla verilen fastfood ağırlıklı (hızlı yenen) yiyecek siparişleri, oyun parkları, spor ve yeşil alanların eksikliği, otomotiv sektörü, asansör, yürüyen merdiven gibi fiziksel aktiviteleri en aza indiren bilişim vb. teknolojilere kolay erişim hareketsiz yaşamı teşvik etmektedir. Modern hayat ve onun sunduğu geniş yelpazedeki olanaklar yerinde ve doğru kullanılmadığı için beslenme tarzını hızlı hale getirmiş, doğal yaşamdan uzaklaştırmıştır. Kırsal kesimdeki insanlar ise hazır gıdalardan uzak durarak, daha çok hareket ederek daha sağlıklı yaşamaktadırlar.

Bu şartlar nasıl değiştirilebilir? Öncelikle bireysel önlemler alınmalıdır. Aileye ve eğitimcilere çocuğun beslenme alışkanlıklarının belirlenmesi, sporun yeme içme gibi bir zorunluluk haline getirilmesi konusunda büyük görev düşmektedir. Sonrasında et arzı yetersizliği için hayvancılığın teşvik edilmesi, küçük tarım ve aile işletmelerinin desteklenmesi, et, süt, balık, tam tahıllı ürünlerin tüketiminin ve bu ürünlere ulaşılabilirliğin kolaylaştırılması sağlanmalıdır. Zorunluluklardan dolayı tek tip, karbonhidrat ağırlıklı beslenme yerine daha dengeli beslenme koşulları oluşturulmalıdır.

Danimarka’daki büyük fastfood firmaları transyağı olmaksızın üretim yaparken, ABD’de bu tarz restoranlar büyük mönüleri kaldırmış, gelecek yıldan itibaren ürünlerin besin değerlerini mönülerine yazmaları zorunlu hale getirilmiştir. Görülüyor ki, Türkiye’de de bu alanda yeni düzenlemelerin, standartların oluşturulması gerekmektedir. Diyetisyenlerin açıklamalarına göre; yaygın kullanılan gıda katkılarından, yüksek fruktozlu mısır şurubu, fruktoz insülin seviyesini yükseltmediği için diğer şekerlerin verdiği doygunluk hissini vermez ve kişiyi daha çok yemek yemeye iter. Hazır gıdalardaki bir diğer tehlike, Çin ve Japon mutfaklarından ülkemize gelen Monosodyum glutamat (E621), lezzet arttırıcı olarak kullanılarak iştah metabolizmasını bozar. Bu ürün tüm cipslerde, mayonezde, sosis, salam, sucuk, bazı katı ve ekmek üstü yağlarda, et sularında, hazır çorbalarda-soslarda, tatlı-tuzlu hazır ürünlerde bulunmaktadır.

VII. Uluslararası Beslenme ve Diyet Kongresi’nde de belirtildiği üzere, sadece dengeli beslenme sağlıklı bir yaşam için yeterli görülmemekte, kişiler sürekliliği olması kaydıyla haftada en az 120 dakika tempolu yürüyüş gibi sporlar yapmalıdırlar. Buna göre okullardaki beden eğitimi derslerinin süresinin uzatılması gerekmektedir. Ne yazık ki sınav sisteminin baskısı ve stresi altında okullarda bu dersler “test çözme” dersleri haline dönüştürülmüş ve okul-dershane-ev arasında sıkışan gençlerimiz böylelikle kilo problemleriyle erken yaşta tanışmıştır. Bu anlamda eğitim alanında köklü değişimlere gidilmesi gerekmektedir.

sadik.celik@keyveni.com.tr

Yazarın Son Yazıları

Sürekli kriz halinde yaşamanın psikolojisi

Dünya da, Türkiye de uzun zamandır kesintisiz bir sarsıntının içinde. Savaşlar, yıkımlar, ekonomik daralma, yerinden edilen hayatlar, büyüyen belirsizlik, gündelikleşen şiddet, aşınan güven…

Devamını Oku
27.02.2026
İnsan doğasının ikiliği ve ilkenin direnci üzerine

İnsan tek bir varlık değildir.

Devamını Oku
19.02.2026
Epstein ile dünya bir anda kararmadı

Epstein dosyaları ortaya döküldüğünde dünyanın durması gerekirdi, değil mi? Okunanlar akıl dışıydı, anlatılanlar mide kaldırmaz cinsten. Peki gerçekten sarsıldık mı…

Devamını Oku
13.02.2026
Trump’tan tüm dünyaya

Bugün siyaset, çözüm üretmekten çok sürekli bir gerilim hâlini yönetme sanatı gibi çalışıyor.

Devamını Oku
06.02.2026
İnsanoğlu devam etmeyi sorguluyor

Dünya yaşlanıyor.

Devamını Oku
30.01.2026
Atlas ve Taşıyamadığımız Tüm Çocuklar

Şehirlerde yeni binalar dur durak bilmeden yükseliyor, AVM’ler çoğalıyor, caddeler ışıklandırılıyor. Eski mahallelerin yerinde cam cepheli yapılar, betonun içine sıkıştırılmış “modern hayat” vaatleri…

Devamını Oku
23.01.2026
İran: Kontrol Edilebilir Kaosun Kıyısında

Bazı ülkeler vardır; haritada çizilen sınırlarından fazlasıdır.

Devamını Oku
15.01.2026
Neoliberal Masaldan Gücün Yasasına: Maduro’nun Derdest Edilmesinden Öğrendiklerimiz

Maduro…

Devamını Oku
08.01.2026
Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Takvim değişir, peki ya insan? 2026’nın bize gelişi

Devamını Oku
01.01.2026
Toplumsal duyarsızlığın maliyeti - İfşa çağında ünlülere uyuşturucu operasyonları

Kimsenin fark etmediği bir sessizlik dolaşıyor ortalıkta.

Devamını Oku
25.12.2025
Şaşırıyoruz… ve Şaşırmamaya Alışıyoruz

Her sabah yeni bir şaşkınlığın eşiğinde uyanıyoruz.

Devamını Oku
19.12.2025
Bu ülke gerçekten kimin?

Bu ülke, gerçekten hepimizin mi?

Devamını Oku
11.12.2025
Kötülüğün yeni yurdu

Psikoloji, hukuk, dinler ve gündelik ahlakın ortak ezberinde kötülük, bireyin içindeki karanlıkla açıklanır.

Devamını Oku
04.12.2025
Kasım Üzerine: Dökülmenin ve Hatırlamanın Zamanı

Kasım, takvimin yalnız ayı.

Devamını Oku
20.11.2025
Sadakat Çağında Muhalif Kalmak

Bir toplumun neye güven duyar? Akla mı, yoksa itaate mi?

Devamını Oku
13.11.2025
Bir Tapınağın Hikâyesi: Mekânlar Değişiyor, İnsan Hep Aynı Savaşın İçinde

Denizden 150 metre yukarıda, Akropolis’in kayalık tepesinde yükselen sütunlar…

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyetin aynasında bugün

Türkiye’de uzun zamandır yeni bir fikir doğmuyor.

Devamını Oku
31.10.2025
Bir ahlak meselesi… Temiz eller, kirli zihinler

Ahlak; herkesin ağzında dolaşan fakat kimsenin pek de hayatına almadığı kelime.

Devamını Oku
24.10.2025
Bir Mahpusluk Halidir Bu Memleket

Bir ülkeyi anlamak için hapishanelerine, yani adaletin son durağına bakabilirsiniz.

Devamını Oku
16.10.2025
Öfkenin İkliminde Yaşamak: Adaletin Suskun, Zorbanın Gür Olduğu Bir Ülke

Toplum adeta bir gerilim teline dönmüş durumda; dokunan yanıyor, çekilen tınlıyor, kimse sesin kime ait olduğunu ayırt edemiyor.

Devamını Oku
10.10.2025
Gücün yakıcılığı, çekiciliği ve kontrol edilebilirliğinin önemi

Güç, insanlık tarihinin en eski büyüsüdür: Çekici olduğu kadar sınayıcıdır da insana kendini tanrı sanma yanılsaması verir...

Devamını Oku
02.10.2025
Kayıp Meslekler, Kırık Hayatlar

İnsan yalnızca yaşayan, tüketen bir beden değildir; aynı zamanda anlam üreten, topluma katkı sunan bir varlıktır.

Devamını Oku
25.09.2025
Manşetlerin Gölgesinde “Hayat”

Her gün televizyonda, gazetelerde, sosyal medyada büyük sözler, manşetler, olağanüstü gelişmeler, son dakika olaylar…

Devamını Oku
18.09.2025
Eylül Manzarası: Eşitsizlikten Umuda Eğitim

“Çok çalışırsan her şeyi başarırsın”.

Devamını Oku
04.09.2025
Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Tarım, Toplum ve Gelecek: Bir Yeniden Kuruluş Çağrısı

Devamını Oku
21.08.2025
Aşktan Öte Dertler…

İnsanoğlunun istila ettiği bu yeryüzü, artık sadece coğrafyaların değil, dertlerin de haritası.

Devamını Oku
14.08.2025
Kendine mahkum, aşka ve suça kör

Var olmak için nefes almak yetmez; insan bir yere ait hissetmek ister, bağ kurmak.

Devamını Oku
07.08.2025
Her yaz aynı alevlere uyanmak kader değil!

Dünyanın nefes almayı unuttuğu yıllar…

Devamını Oku
31.07.2025
LGS ve Eğitimin Hal-i Pürmelali, Siyasi Ahlakın Evrildiği Yer ve Bahçeli’nin Temsil Önerisinin Anlattıkları

Bu yıl LGS’de 500 tam puan alan 719 öğrenciyle rekor kırıldı. Geçtiğimiz yıl bu sayı 352’ydi. Sınav zor; ama başarı fazla…

Devamını Oku
24.07.2025
Speed ve Galata: Sistem Hatası Veriyor - Kulenin Tepesinden Bakınca Görünen; Liyakatsizlik

İstanbul’un siluetine yüzyıllardır tanıklık eden Galata Kulesi…

Devamını Oku
17.07.2025
Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Dev aynasındaki bireyler ve hakikatin yerine geçenler

Devamını Oku
10.07.2025
Ütopyanın Maskesi, Distopyanın Gölgesi

Bir hayal ve bir kâbus: Ütopya ve distopya. Genellikle “var olmayan dünyalar” diye tanımlanırlar.

Devamını Oku
03.07.2025
İsrail-İran Savaşı Ekseninde Çivisi Çıkan Dünya

İnsanlığın kolektif aklı çöküyor gibi uzunca bir zamandır...

Devamını Oku
19.06.2025
Görmenin ve anlamanın göreceli olduğu bir dünyada hakikati kim belirler?

Batı felsefesi binlerce yıldır görmeyi yüceltir. Duyular arasında en "akıllı", en "ruha yakın" olan hep görme sayılmıştır. Platon, Timaios’ta, “Görüşümüz gerçekten de bize en büyük yararı sağlamıştır,” der. Çünkü ona göre göz, zihnin kapısıdır; ruhun dışarıyı yokladığı bir uzantı.

Devamını Oku
12.06.2025
Kendi Celladına Aşık Olmak: Gücün Büyüsüne Kapılan Toplumlar

Toplumlar bazen göz göre göre karanlığa yürür. Hatta yürümekle kalmaz, o karanlığa âşık olurlar. Tıpkı bazı bireylerin kendine zarar veren ilişkilerde ısrarla kalması gibi.

Devamını Oku
29.05.2025
Dans Vebası: İnsanlığın Ayaklarıyla Çığlık Atışı

1518 yazı. Strasbourg’un taş sokaklarında bir kadın, Frau Troffea, kimseye aldırmadan dans etmeye başladı. Ne müzik vardı ne şenlik. Zaten yüzünde de neşeye dair tek bir iz yoktu.

Devamını Oku
22.05.2025
İstanbul’u imar adaleti kurtaracak (Değiştirilmesi Gereken Boğaziçi İmar Yasası ve Kentsel Dönüşüm)

İstanbul'u imar adaleti kurtacak (DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN BOĞAZİÇİ İMAR YASASI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM)

Devamını Oku
01.05.2025
Ülkenin Gerçek Beka Sorunu: Umudu Tükenen Toplumlarda Nüfus Kaçınılmaz Olarak Yaşlanır

Ülkenin Gerçek Beka Sorunu: Umudu Tükenen Toplumlarda Nüfus Kaçınılmaz Olarak Yaşlanır

Devamını Oku
24.04.2025
Sadece Ahmet Değil: Bu Ülkede İyilik Konu Edildi, Kötülük Sıradanlaştı

Sadece Ahmet Değil: Bu Ülkede İyilik Konu Edildi, Kötülük Sıradanlaştı

Devamını Oku
17.04.2025
Beyin Göçü Savaşları veya Zekânın Büyük Kaçışı: Türkiye Neden Tutamıyor?

Beyin Göçü Savaşları veya Zekânın Büyük Kaçışı: Türkiye Neden Tutamıyor?

Devamını Oku
20.03.2025