Deprem ve Devlet (15 Mart 2023)

Deprem ve Devlet (15 Mart 2023)

15.03.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Erzincan halkının mühim bir kısmı öldü… Dahiliye ve Sıhhiye vekilleri bu sabah Erzincan’a hareket ettiler. Kızılay zelzele mıntıkasına para, çamaşır, çadır ve battaniye gönderdi. İmdat trenleri gitti. Meclis, bir milli yardım komitesi kurdu.” (Akşam, 28 Aralık 1939)

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş depremleri sonrasında devletin acil durum refleksinin çok zayıflatılmış olduğu görüldü. Oysa bugünkü iktidarın “Eski Türkiye” diye küçümsediği o Türkiye çok daha güçlü bir acil durum refleksine sahipti. 

Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için 84 yıl geriye gidelim. 

1939 ERZİNCAN DEPREMİ

27 Aralık 1939’da Erzincan’da gece saat 01.57’de 7.9 büyüklüğünde bir deprem oldu. Deprem Erzincan dışında Gümüşhane, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Ordu, Giresun, Malatya ve Tunceli’de de hasara yol açtı. Erzincan depreminde toplam 32.968 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin insan yaralandı, 16.720 bina tamamen yıkıldı.

1939 Erzincan depremi olduğunda Cumhuriyet henüz 16 yaşını doldurmuştu. Tek parti dönemiydi. İktidarda CHP vardı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Refik Saydam, İçişleri Bakanı B. Faik Öztrak’tı. II. Dünya Savaşı başlamıştı.

ÖNCE ASKERLER VE MAHKÛMLAR SEFERBER EDİLDİ

Depremde az hasar gören piyade ve topçu kışlalarından getirilen askerlerle ilk arama kurtarma çalışmalarına başlandı. Bu sırada mahkûmlar çalışmalara katıldı. Deprem sonrası ilk yardım işlerini General Hüseyin Abdullah Alpdoğan organize etti. 1 Ocak 1940’tan itibaren bölgede arama-kurtarma ve diğer işlerde çalışmak üzere 800 asker görevlendirildi. Ayrıca Etibank, aramakurtarma çalışmaları için bölgeye madenciler gönderdi. Divrik Demir Madeni işçileri süratle Erzincan’a sevk edildi. İlerleyen günlerde arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmaları için deprem bölgelerine, İstanbul ve Ankara itfaiyelerinden üç ekip gönderildi.

HASTANE YIKILDI, HASTALAR KURTARILDI 

Erzincan depreminde Memleket Hastanesi yıkılmasına rağmen hastanedeki 22 hasta kurtarıldı. Ayakta kalan gar hastane haline getirildi. Hastane operatörü Suat ile demiryolu inşaat hekimi Safa ilk geceden itibaren yaralılara müdahale etti. Kısa süre sonra Ankara Numune Hastanesi’nden, Kayseri’den, Erzurum’dan bölgeye gönderilen ilk yardım ve sağlık ekipleri yaralıları tedavi etmeye başladı.

İAŞE HEYETİ KURULDU

Dördüncü Umum Müfettişi ve Erzincan Valisi, Erzincan’da bir iaşe heyeti ve 4 adet dağıtım merkezi kurdu. Her merkez için mahalle heyetleri ve sokak temsilcileri oluşturuldu. Böylece depremzedelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışıldı. Halkın temiz su ihtiyacını karşılamak için kaybolmamış çeşmelerin tamir edilmesine başlandı. Ayrıca Erzincan’daki fırınlar tamir edilmeye çalışıldı. Bu sırada civar illerden Erzincan’a günde toplam 6.000 kilo ekmek sevk edildi. 

SÜMERBANK YARDIMA KOŞTU

Depremin hemen sonrasında Sümerbank Malatya Bez Fabrikası, fabrika müdürünün yönetiminde Erzincan’a bir yardım heyeti gönderdi. Bu heyet istasyonda bir mutfak kurup halka ve yaralılara sıcak yemek dağıtmaya başladı. Fabrika ayrıca depremzedeler için Erzincan’a bol miktarda yiyecek, giyecek, karyola, yatak, yorgan gibi yardım malzemeleri gönderdi. Ayrıca çocuk ve kadın 200 depremzedeyi fabrikada istihdam etti.

Sümerbank’ın köy eşyaları satan mağaza ve depolarındaki bütün eşyaların hemen deprem bölgesine gönderilmesine karar verildi.

İMDAT TRENLERİ YOLA ÇIKARILDI

Deprem haberi alınır alınmaz bölgeye “imdat seferleri” başlatıldı. İçinde sağlık personeli, çeşitli araç gereç ve yardım malzemeleri bulunan “imdat trenleri” yola çıkarıldı. Ancak depremde demiryollarının zarar görmesi nedeniyle Erzurum ve Sivas’tan kalkan trenlerin Erzincan’a varması biraz gecikti. 29 Aralık 1939 tarihli gazeteler bozulan demiryollarının tamir edildiğini, bölgeye uçakla da erzak ve ilaç sevk edileceğini yazıyordu. 

İlk imdat trenleri 30 Aralık 1939’da Erzincan’a ulaştı. Aynı gün Dumlupınar Vapuru ile de ilk parti erzak sevkıyatı yapıldı.

BAKANLAR DEPREM BÖLGESİNE GİTTİ

27 Aralık 1939’da İçişleri Bakanı B. Faik Öztrak ve Sağlık Bakanı Dr. Hulusi Alataş deprem bölgesine gitmek için yola çıktı. Bakanlar zor bir yolculuktan sonra deprem bölgesine vardı.

MİLLİ YARDIM KOMİTESİ KURULDU

27 Aralık 1939’da Elazığ’da bulunan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Erzincan Valisi’ne çektiği telgrafta “Cumhuriyet hükümeti felaketin ıstıraplarını hafifletmek için acil tedbirler almıştır…” dedi. O gün TBMM’de depremzedelere yardım için Meclis Başkanı’nın yönetiminde “Milli Yardım Komitesi” kuruldu. Bütün vilayet ve kazalarda da yardım komiteleri kurulmasına karar verildi. Komiteye yapılacak nakdi ve ayni yardımlar Kızılay’a yatırılacaktı. TBMM üyeleri ilk taksit olarak Kızılay’a 40 bin lira bağışladı. Üniversite gençliği milli komitenin emrinde çalışmaya hazır olduğunu bildirdi. Öğrenciler, öğretmenler, çeşitli cemiyetler yardım kampanyası başlattı. Yurdun her tarafında Kızılay şubelerine para, yiyecek, giyecek ve yatak takımı gibi yardımlar gelmeye başladı. Yapılan yardım miktarları ve yardım yapan firmaların isimleri gazetelerde açıklandı. 

Bu arada deprem nedeniyle Ankara Radyosu müzik yayınına ara verdi. 

ZİRAAT BANKASI’NA GÖREV VERİLDİ 

29 Aralık 1939’da Başbakan Refik Saydam, Ankara, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Malatya vilayetlerine talimat vererek masraflar için Ziraat Bankası şubelerinin valilerin emriyle ödeme yapmalarını ve vilayetlerin kendi ihtiyaçlarından fazla gıda maddelerini Erzincan’a göndererek yardımın kesintisiz devam etmesini sağlamalarını istedi. 

29 Aralık 1939’da milli bankaların mağaza ve depolarındaki tüm stoklar felaket bölgesine gönderilmeye başlandı. 

KİMSESİZ ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKILDI 

30 Aralık 1939’da depremde anasız, babasız kalan çocukların sürekli veya geçici evlatlık edinilebileceği ve depremden etkilenen 240 kimsesiz çocuğun Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Ankara Keçiören’de yeni yaptırdığı ana kucağına alınacağı bildirildi. 100 kadar çocuk da Kızılay tarafından himaye edildi. 

DEPREMZEDELER İSKÂN EDİLDİ 

30 Aralık 1939’da depremzedelerin iskânına başlandı. Evleri yıkılanların önemli bir bölümü en yakın vilayetlere, özellikle Hatay, Adana, Mersin gibi sıcak iklimli yerlere gönderilip iskân edildi. Bu iskânın geçici olduğu da bildirildi. Yıkılan binalar yapılınca başka yerlere gidenlerin memleketlerine dönecekleri belirtildi. 

HÜKÜMET YARDIM ETTİ 

Hükümet, bina zararlarını tespit ve tetkik heyetleri oluşturdu. Hasar tespiti yaptırdı. Evleri hasar gören veya yıkılanlara 30 ile 60 bin lira arasında ödeme yapılacaktı. 17 Ocak 1940’ta 3773 sayılı bir kanun çıkarıldı. Bu kanuna göre ücretlilere iki veya üç maaş avans verilecekti. Deprem nedeniyle evi yıkılan veya hasar gören depremzedelerin vergi borçları silinecek ve yeni döneme ait vergi tahakkuk ettirilmeyecekti. Hükümet deprem bölgelerindeki üreticilere çift hayvanları ve tohumluk dağıttı. Tarım Bakanlığı’nca toplam 12.920 adet çift hayvanı ve önemli miktarda tohumluk deprem bölgelerine gönderildi.

KIZILAY SEFERBER OLDU

Kızılay, depremin ilk gününden itibaren depremzedelere para, çadır, battaniye, giyecek ve yiyecek yardımı yaptı. Sağlık heyetleri gönderdi. Çadırlarıyla iskân kampları kurdu. Kampların yanına sahra tuvaletleri yaptı.

29 Aralık 1939’da Kızılay, deprem bölgesine ilk imdat hastanesini gönderdi. 300 yataklı bir numaralı Kızılay Çadırlı İmdat Hastanesi 31 Aralık 1939’da Erzincan’a vardı. Hastane röntgen cihazı, çeşitli laboratuvarlar ve salgın hastalıklarla mücadele etmek için gerekli her türlü araç gerece sahipti. Hastane yeterli sayıda uzman doktorla birlikte Erzincan’da çalışmaya başladı. Bu hastanenin aldığı tedbirler sayesinde salgın hastalıklara da engel olundu. 

Kızılay deprem bölgelerinde çok sayıda çadır kurdu. Ancak kış koşullarında depremzedelerin çadırda kalmaları zordu, bu nedenle depremzedeler için ahşap barakalar yapılmasına karar verildi. Evleri yıkılan depremzedeler, Erzincan’da acilen inşa ettirilen baraka ve zeminliklere yerleştirildi. 

Kızılay, depremzedelere kısa zamanda Erzincan merkezde 90 adet pavyon, 35 adet ev, 90 adet baraka, 14 adet dükkân inşa etti. 12 odalı 90 baraka toplam 1080 odaya sahipti. Kızılay, memurlar için de Erzincan merkezde 13 bina inşa etti.

CUMHURBAŞKANI DEPREM BÖLGESİNE GİTTİ

31 Aralık 1939’da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü deprem bölgesine gitti. Yetkilileri dinledi ve gerekli talimatları verdi. Daha sonra yaralıları ziyaret etti, yıkılan evlerinin önündeki halkla konuştu. Vakit gazetesine göre “Milli Şef”in boynuna sarılan bir ana “Mehmed’im burada öldü. O da askerdi, senin oğlundur. Sen sağ ol babamız” diyerek acısını paylaştı.

BAKAN ELEŞTİRİLERİ KABUL ETTİ

TBMM’de yapılan deprem görüşmelerde milletvekilleri, deprem bölgesinde yaşanan idari sorunları eleştirdiler. İçişleri Bakanı Faik Öztrak, yardımların felaketzedelere ulaştırılmasında yaşanan sıkıntıları kabul ederek bu durumun nedenlerini açıkladı. (TBMM Zabıt Ceridesi, 10.1.1940, s.44,47) 

28 Aralık 1939’da Ulus gazetesinde F. Rıfkı Atay, “Elden gelen her şey o kadar kısa zamanda ve o kadar etraflıca yapılmıştır ki” diyerek hükümeti takdir ederken 29 Aralık 1939’ta Vakit gazetesinde Asım Us, “Yegâne teselli noktası Cumhuriyet hükümetinin felaketzedelerin acılarını hafifletmek üzere acil tedbirler alınmış olmasıdır” diye yazıyordu. Tan gazetesinde Zekeriya Sertel de “Hükümetin yardım için tedbir almakta gösterdiği sürat ve titizliği beğenip, takdir etmemek mümkün değildir… Her felakette yardım elini ilk uzatan Kızılay da derhal faaliyete geçmiştir…” diyordu.

1939 Erzincan depreminde daha 16 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti, iyi bir acil durum refleksi gösterdi. Askersivil yerel yöneticilerden merkezi yönetime, basından üniversitelere kadar devlet her yönüyle sefer oldu. Devlet, en hızlı haberleşme aracının telgraf olduğu bir ortamda, sınırlı olanaklara rağmen Kızılay, Etibank, Sümerbank gibi işlevsel kurumlarıyla, ülkeyi ören demir ağlarıyla, liyakatli yöneticileriyle felaket karşısında başarılı bir sınav verdi. Buna rağmen hükümet haklı eleştirileri de kabul etti. Bütün bunlar bugün değil, tam 84 yıl önce oldu.

KAYNAKÇA

  • Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA).
  • TBMM Zabıt Ceridesi: 10.1.1940; 19.4.1940; 17.1.1940.
  • Akşam: 28,29,30 Kanunuevvel 1939.
  • Tan: 28,29,30 Kanunuevvel 1939.
  • Ulus: 28,29,30,31 Birincikanun 1939; 2,3 İkincikanun 1940.
  • Vakit: 29 Birincikanun 1939; 2,20 İkincikanun 1940.
  • Fatih Tuğluoğlu,“1939 Büyük Anadolu Zelzelesi ve Erzincan Vilayetinde Yardım Faaliyetleri”, History Studies, Volume 7, Issue 4, December 2015, p.113-136. 
  • Orhan Yeniaras, Türkiye Kızılay Tarihine Giriş, İstanbul, 2000.
  • Türkiye Kızılay Cemiyeti, Merkezi Umumisi Tarafından 1941 Umumi Meclisine Sunulan ve 1939-1940 Hesap Yılı İçinde Yapılan İşleri Bildiren Rapor, Ankara 1941. 
  • Yusuf Ziya Keskin-Meryem İnan Önal, “Resmi Telgraflar Doğrultusunda 1939 Erzincan Depreminde Kurtarma İlk Yardım ve İskân faaliyetleri,” Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dergisi, S.9, Eylül 2021, s. 169-190.

Yazarın Son Yazıları

İstanbul Lozan’da kurtarıldı

İstanbul resmi olarak Lozan’da kurtarıldı.

Devamını Oku
07.10.2026
Dil Devrimi'nin İki Dev Adımı: CHP Programı'nın ve Anayasanın Türkçeleştirilmesi

1945 yılında anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi bir devrimdi, 1952 yılında anayasa dilinin eski dile döndürülmesi ise karşı devrim...

Devamını Oku
30.09.2026
'Yazı Devrimi'nin Psiko-Sosyal Anlamı

Cumhuriyet bizi geçmişimizden koparmadı, tam tersine kopuk olduğumuz geçmişimize bağladı.

Devamını Oku
23.09.2026
1921 Anayasası Görüşmeleri ve 'Mahalli Muhtariyet'

1921 Anayasası taslak metnindeki “tam muhtariyet” ifadesinin “siyasi özerklik” veya “etnik özerklik” olarak yorumlanabileceği düşünülerek 14 Aralık 1920 tarihli meclis oturumunda, taslak metindeki “tam” sözcüğü anayasadan çıkarılmıştı.

Devamını Oku
16.09.2026
“İzmir’in Kurtuluşu Sadece İzmir’in Kurtuluşu Değildir”

Bugün 9 Eylül 2026; İzmir Marşı’ndaki ifadelerle İzmir’in dağlarında çiçeklerin açtığı, bozulmuş düşmanların yel gibi kaçtığı gün; bugün güzel İzmir’imizin kurtuluşunun 104. yıl dönümü…

Devamını Oku
09.09.2026
Atatürk'e göre Büyük Zafer'in Anlamı - 1924 Dumlupınar Konuşması

“Efendiler! Milli hakimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur…”

Devamını Oku
02.09.2026
‘Geçmişi ve geleceği de kurtaran BÜYÜK ZAFER’

“Allah’ım, ne muazzam zaferdi o, ortalık hercümerç oldu; beş altı saat içinde başka bir dünya doğdu ve biz mest olduk…

Devamını Oku
26.08.2026
Lozan, Laiklik ve Bağımsızlık

“İslam hukukunda, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Müslüman olmayan toplulukların yararına din ve öğretime ilişkin bir takım çok özel ayrıcalıkların bulunduğunu Türk temsilci heyetine hatırlatmak isterim. Bu ayrıcalıkların kaldırılmaması (…) çok istenir bir şeydir…”

Devamını Oku
22.07.2026
Atatürk'ün Gözünden 'Vahdettin'in Kaçışı

“Vahdettin Efendi, bu gece saraydan gaybubet eylemiştir (kaçmıştır). Zat-ı Şahane İngiliz himayesine girerek bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan müfarekat etmiştir (ayrılmıştır).”

Devamını Oku
15.07.2026
‘Kurtuluş Savaşı’na savaş açmak!

“Gerçekte, içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı.

Devamını Oku
08.07.2026
Unutulan Cumhuriyet şehidi: Mehmet Zeki Dündaralp

Cumhuriyeti daha doğarken boğmayı amaçlayan Şeyh Sait İsyanı sırasında asker-sivil şehitlerimiz vardı. O şehitlerimizden biri de Lice’de, isyancılar tarafından vahşice katledilen Mehmet Zeki Dündaralp öğretmendi.

Devamını Oku
01.07.2026
Hatay'ın Kurtuluşu ve Atatürk'ün Fotoğrafı

“Hatay işlerinde hayırlı neticeler elde edileceğine emin olabilirsiniz. Atatürk’ün reisliği altında yapılan bütün toplantıların hayırla neticelendiğini bilirsiniz!’

Devamını Oku
24.06.2026
Atatürk’e ve Cumhuriyet’e Suikast - 'İzmir Suikastı'

“Benim naçiz (değersiz) vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (sonsuza kadar yaşayacaktır).”

Devamını Oku
17.06.2026
‘Devlet aklı’ kimin aklı?

1919'da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları o zamanki ''devlet aklına'' göre hareket etselerdi ne ulusal hareket örgütlenip emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı kazanılabilirdi ne de üniter, laik çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulabilirdi.

Devamını Oku
10.06.2026
Direniş mitingleri: ‘Halkın önünde hiçbir güç duramaz!’

‘Milletin heyecanını ve milli gösterileri yasaklamak için hiç kimsede güç ve kuvvet göremem.’

Devamını Oku
03.06.2026
19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanın-halifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır.

Devamını Oku
20.05.2026
1935 CHP Kurultayı ve Kemalizm

“Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm Prensipleridir.”

Devamını Oku
06.05.2026
Meşruti Monarşi Övgüsü ve II. Abdülhamit

“II. Abdülhamit’in 33 yıllık iktidarının 30 yılı meclis denetiminden uzak tek adam otoritesiyle geçmişti. II. Abdülhamit bu 30 yıl içinde devleti genelde saraydan yönetmiş ve muhaliflerine nefes aldırmayan bir İstibdat (Baskı) Düzeni kurmuştu.”

Devamını Oku
29.04.2026
23 Nisan ve Ulusal Egemenlik

“Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur…”

Devamını Oku
22.04.2026
Köy Enstitüleri: ‘Türkiye’yi Aydınlatan Fenerler’

“Köy Enstitüleriyle kapalı olan köylü hazinesi keşfolunmuştur...

Devamını Oku
15.04.2026
Anayasa böyle laikleştirildi

“Kanunlarımızı bugünün gereklerini, maddi zorunluluklarını göz önünde tutarak yapmalıyız. Memleketin maddi hayatı ancak bu şekilde kurtulur. (…) Onun içindir ki biz, her şeyden önce laikliğimizi ilan ettik. Kanunlarımızı ona göre yaptık. Şimdi de anayasamıza koymak istiyoruz…”

Devamını Oku
08.04.2026
II. İnönü Zaferi: ‘Milletin Kötü Kaderini Değiştiren Zafer’

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletimizin makûs talihini (kötü kaderini) de yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt bugün, en kıyıda köşede kalmış yerlerine kadar zaferinizi kutluyor.” (M. Kemal Atatürk, 1 Nisan 1921)

Devamını Oku
01.04.2026
Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı...

Devamını Oku
25.03.2026
Atatürk'ün gözünden 18 Mart Deniz Zaferi

“18 Mart 1915 Deniz Muharebesi’nde… O gün sahil bataryalarımızda bulunan askerler, subaylar ve kumandanlar, gerçekten takdire değer bir fedakârlıkla; hani, cesaretin, tevekkülün, en üst düzey(in)de, sonuna kadar toplarını kullanmışlar, görevlerini yapmışlardır…”

Devamını Oku
18.03.2026
Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025