Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

01.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Bir yanda devletin en üst resmi bilirkişi organı Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) pozitif raporu, öte yanda özel bir laboratuvarın negatif sonucu. Kamuoyu şaşkın: Bilim kişiye göre değişir mi? Adalet, mikroskop altındaki bir kristale mi bağlı? Bu sorunu salt bir magazin figürünün davası olarak görmek, buzdağının altındaki devasa halk sağlığı ve hukuk bunalımını ıskalamak demektir. Bu karmaşayı bir uzman hekim neşteri, bir sağlık hukukçusu terazisi ve bir kamu yöneticisi yönetsel bakışıyla ayrıntılarına ayıralım.

BİLİMİN SINIR ÇİZGİSİ: SAÇ VE TIRNAK NE SÖYLER?

Bir halk sağlığı savunucusu olarak şunu belirtmeliyim: Madde kullanımıyla savaşım, salt güvenlik sorunu değil, toplum sağlığı sorunudur. Ancak tanı, bilimsel kanıta dayanmalıdır. Kokain, bedene girdiği andan başlayarak karaciğerde işlenir ve ana yıkım ürünü benzoylekgonin ortaya çıkar. Kan ve idrar, bu maddeyi salt birkaç gün konuk eder. Oysa saç telleri ve tırnaklar, bir kara kutu gibi geçmişi kaydeder. ATK raporunda saçın pozitif, kanın negatif çıkması tıbbi bir çelişki değil, kullanımın eski olduğunun işaretidir.

Ancak burada kritik bir ayrıntı devreye girer: Saç, dışsal kirlenmeye açıktır. Çevrede yakılan bir madde veya temas, saçın dış yüzeyine bulaşan moleküller analizde yanıltıcı sonuçlar verebilir. Bu noktada yıkama suyu analizleri ve metabolit oranları devreye girer. Laboratuvar bu ayrımı net olarak yap(a)mazsa bilimsel yanılgıdan çok, bilimsel yetersizlikten söz edilir.

HUKUKUN TERAZİSİ: CMK 75 VE KANIT GÜVENLİĞİ 

Bir sağlık hukukçusu olarak soruna baktığımızda, 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) md.75’i görüyoruz. Yasa koyucu, bedenden örnek alınmasını sıkı koşullara bağlamıştır. Çünkü insanın biyolojik verisi, onun özel alanıdır ve anayasa md.19 ve KVK yasası ile güvencededir. Süreçteki çelişkiyi nasıl okumalıyız? Hukukta “Kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi esastır; ancak adli tıp raporları takdire konu kanıt olsa da bilimsel kesinlik taşıdıkları varsayılır. Eğer resmi kurum raporu ile akredite özel laboratuvarın raporu taban tabana zıtsa burada Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği md.23 devreye girmelidir.

Çelişme, en üst bilimsel birim olan genel kurul veya ilgili ihtisas kurulunda, savunma hakkı sınırlanmadan çözülmelidir. Unutulmamalıdır ki kanıtın salt ne olduğu değil, nasıl toplandığı da hukukun önkoşuludur. Örneğin alınışından laboratuvara girişine dek geçen zincirleme kanıt tamlığı (chain of custody) bozulmuşsa o rapor hukukta bir kâğıt parçasına indirgenebilir.

KAMU YÖNETİMİ VE KURUMSAL GÜVEN 

Kamu yöneticisi gözüyle baktığımızda tablo daha ürkünçtür. Kurumlara olan güven, devletin omurgasıdır. Eğer halk, parayı veren özel laboratuvardan istediği raporu alır veya devlet kurumu birilerine operasyon yapıyor algısına kapılırsa toplumsal sözleşme çatırdar. ATK, Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak yansızlığını her türlü kuşkunun ötesinde korumak zorundadır. Özel laboratuvar ise akreditasyon yetkisine dayanarak ticaret kaygılarını bilimsel nesnelliğin önüne koyamaz. Bu olgu, Türkiye’de adli tıp hizmetlerinin özerkleşmesi ve uzman görüşü kurumunun daha saydam, etkin ve yaygın duruma getirilmesi için fırsattır.

Sonuç ne olursa olsun, bir saç telinin fırtınasında savrulan salt bir kişi değildir, bilimin onuru ve hukukun güvenilirliğidir. Halk sağlığı, kişi sağlığıyla başlar; adalet ise bireyin hakkını en duyarlı tartaç ile tartmakla yükümlüdür. Biz hekimler “Önce zarar verme” deriz, hukukta suçsuzluk karinesi vazgeçilmezdir. İki evrensel ilkenin kesişim kümesinde, bu somut olayda da maddi gerçeğin gecikmeden ortaya çıkarılmasını diliyoruz.

Ama karanlığı aydınlatacak olan ne salt hukuk ne salt tıp bilimidir. Her ikisinin rehberi etik ilkedeğerlerdir. Öte yandan bu yaygın afet, iktidarın ağır yozlaşmasından asla bağımsız değil! Kök neden, çeyrek yüzyıldır tek başına iktidar olan siyasal kadroların akıl dışı politikalarıdır. 2026’nın şafağında narkobaronların işgalidir bu!

***

Tüm ulusumuza ve insanlığa sağlıklı, üretken, onurlu ve barış içinde dayanışmacı mutlu bir yıl diliyoruz.

Yazarın Son Yazıları

Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025
Tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkı

Tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkı

Devamını Oku
10.04.2025
Çürüyen AKP rejimi ve meşru direniş

Çürüyen akp rejimi ve meşru direniş

Devamını Oku
27.03.2025
14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

Devamını Oku
13.03.2025
Artan aşı reddi ve devletin ivedi yükümü

Artan aşı reddi ve devletin ivedi yükümü

Devamını Oku
27.02.2025
2024 nüfus verileri ve demografi politikamız

2024 nüfus verileri ve demografi politikamız

Devamını Oku
13.02.2025
32. Adalet ve Demokrasi Haftası kapanırken...

32. Adalet ve Demokrasi Haftası kapanırken...

Devamını Oku
30.01.2025
Beştepe’de bir mitralyöz

Beştepe’de bir mitralyöz

Devamını Oku
16.01.2025
AKP=RTE’nin 22 bin 104 TL planı ve sakladıkları

AKP=RTE’nin 22 bin 104 TL planı ve sakladıkları

Devamını Oku
02.01.2025
Sağlık bakanının öfke patlaması!

Sağlık bakanının öfke patlaması!

Devamını Oku
19.12.2024
Aile hekimleri ne istiyor?

Aile hekimleri ne istiyor?

Devamını Oku
05.12.2024
Efendiler, çalınanlar Hazine’ye geri konacak!

Efendiler, çalınanlar Hazine’ye geri konacak!

Devamını Oku
21.11.2024
‘Erdoğan’ın çaresizliği’ tehdidi

‘Erdoğan’ın çaresizliği’ tehdidi

Devamını Oku
07.11.2024
Yenidoğan Çetesi'nin anlamı

Yenidoğan çetesinin anlamı

Devamını Oku
24.10.2024
Genel Sağlık Sigortası (GSS)

Genel Sağlık Sigortası (GSS)

Devamını Oku
10.10.2024
Toplumun akıl sağlığı alarm veriyor!

Toplumun akıl sağlığı alarm veriyor!

Devamını Oku
26.09.2024
Çürüme, çöküş ve Erdoğan’a çağrı

Çürüme, çöküş ve Erdoğan’a çağrı

Devamını Oku
12.09.2024
Cumhuriyetin yargıcı mı, molla kadı mı?!

Cumhuriyetin yargıcı mı, molla kadı mı?!

Devamını Oku
29.08.2024