HANGİ CUMHURİYET? ‘Yaşasın laik Cumhuriyet’

HANGİ CUMHURİYET? ‘Yaşasın laik Cumhuriyet’

31.01.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur.” (Atatürk, Hâkimiyeti Milliye, 12 Ağustos 1930)

Geçenlerde adliyede “şeriat” sloganları atıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimsenin cumhuriyetle ilgili tereddüdü yoktur!” dedi. Peki, gerçekten öyle mi?

Örneğin, adliyede “şeriat” sloganları atanların da Cumhuriyetle ilgili bir tereddüdü yok mudur? Eğer öyleyse, onların anladığı Cumhuriyet nasıl bir cumhuriyettir? Şeriatçıların cumhuriyeti hangi Cumhuriyettir?

SULTANSIZ/HALİFESİZ MECLİS VE ANAYASA

Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında adım adım ülkeyi Cumhuriyete taşıdı. 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra attığı her adımda “milli iradeye” (ulusal egemenliğe) vurgu yaptı. Örneğin 1919’daki Amasya Genelgesi’nde “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedi.

Atatürk’ün 23 Nisan 1920’de Ankara’da açtığı TBMM’nin aldığı ilk kararlarından biri “Meclis’in üstünde hiçbir güç ve kuvvet yoktur” şeklindeydi. Milleti, artık bu Meclis’in temsil edeceği belirtiliyordu. Bu Meclis’e bir “padişah vekili atanması” da kabul edilmemişti. Ayrıca sultan/halifenin geleceğini, ileride bu Meclis’in belirlemesine karar verilmişti. Böylece tarihimizde ilk kez, halkın temsilcilerinden oluşan bir meclis, dolayısıyla halk, saraydan; sultandan/halifeden bağımsız olarak fiilen kendi kaderini kendi eline alıyordu.

20 Ocak 1921 Anayasası’nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun) ilk maddesinde de “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” deniliyordu. Anayasada sultandan/halifeden ise hiç söz edilmiyordu.

Üzerine sultan/halife gölgesi düşmeyen ilk meclisimizin kabul ettiği sultansız/halifesiz ilk anayasamız, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek aslında -adını koymadan- devletin rejiminin cumhuriyet olacağını açıklamış ve ulusal egemenliğin önündeki kayıt ve şartları (saltanatı ve halifeliği) tanımadığını ilan etmişti. Atatürk, zamanı geldiğinde ulusal egemenliğin önündeki bu “kayıt ve şartları” da ortadan kaldırıp ülkeyi cumhuriyete taşıyacaktı.

TBMM, 1 Kasım 1922’de halifelikle saltanatı birbirinden ayırıp saltanatı kaldırdı. Halife Vahdettin’in İngilizlere sığınıp ülkeden kaçması üzerine TBMM, Osmanlı hanedanından Abdülmecit Efendi’yi halife seçti. Atatürk, zamanı gelince, ulusal egemenliğin önündeki kayıt ve şartlardan biri durumundaki halifeliği de -Uğur Mumcu’nun deyişiyle- “çürük bir diş gibi söküp atacaktı.

ANAYASA VE CUMHURİYETİN LAİK OLMADIĞI ZAMANLAR

TBMM, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti ilan etti. Ancak 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edilirken yürürlükte olan 20 Ocak 1921 Anayasası henüz “laik” değildi. Anayasanın 7. maddesinde, “Şeriat hükümlerinin uygulanması Büyük Millet Meclisi’nin görevidir” deniliyordu. 29 Ekim 1923’te anayasada yapılan değişiklikle “Türkiye Devleti’nin hükümet şeklinin cumhuriyet” olduğu (madde 1) belirtilirken anayasanın 2. maddesine, “Türkiye Devleti’nin resmi dini, İslam dinidir” cümlesi eklendi. Bunun yanında halifelik de henüz yerli yerinde duruyordu. Dolayısıyla 1923’te ilan edilen cumhuriyet henüz laik bir Cumhuriyet değildi. Ayrıca anayasaya göre henüz kadınların medeni ve siyasi hakları da yoktu. 1921 Anayasası’nda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denilirken o sırada milletin yarıdan fazlasını oluşturan kadınlar henüz egemenliklerine sahip değildi. Dolayısıyla Cumhuriyet, bu haliyle tamamlanmış değildi.

Atatürk, ilk fırsatta halifeliği kaldırıp, anayasayı laikleştirip, kadınlara, medeni ve siyasi haklar vererek cumhuriyeti tamamlamayı planlıyordu: Cumhuriyet tamamlandığında “laik” olacaktı.

ATATÜRK’ÜN LAİK ANAYASA VE LAİK CUMHURİYET ISRARI

Atatürk, aslında anayasanın laik olmasını istemiş, bunun için çaba harcamış, ancak 1921 koşullarında bunu başarmak mümkün olmamıştı. Atatürk, Nutuk’ta bu konuyu detaylı olarak anlatıyor. 1921 Anayasası’nın 7. maddesiyle 1924 Anayasası’nın 26. maddesinin TBMM’nin görevlerini saptadığını belirten Atatürk, “maddenin başında ‘şeri hükümlerin uygulanması’ vardır” diyerek TBMM’nin görevlerinin çok geniş ve açık bir şekilde tanımlandığı söz konusu maddeye, ayrıca “şeri hükümlerin uygulanması” diye bir cümlenin eklenmesinin “gereksiz” olduğunu belirtiyor. Atatürk bunu da şöyle açıklıyor: “Çünkü ‘şeri’ demek kanun demektir. ‘Şeri hükümlerin uygulanması’ demek ‘kanun hükümleri’ demekten başka bir şey değildir ve olamaz. Başka türlüsü çağdaş hukuk anlayışıyla bağdaşmaz. Bu böyle olunca, ‘şeri hükümler’ tabiriyle anlatılan anlam ve kavramın büsbütün başka bir şey olması gerekir”. (Nutuk/Söylev, TTK, Ankara, 1989, C.II, s. 952-953)

Atatürk, ilk anayasayı hazırlayan komisyona kendisinin başkanlık ettiğini; yaptıkları yasayla “şeri hükümler” tabirinin bir ilgisi olmadığını anlatmaya çok çalıştıklarını, fakat bu tabirden, kendilerince bambaşka bir anlam çıkaranları ikna etmenin mümkün olmadığını belirtiyor. (Nutuk/Söylev, C.II, s. 952-953)

Atatürk, aynı şekilde, anayasanın 2. maddesinin başındaki “Türkiye Devleti’nin dini, İslam dinidir” ifadesinin de aslında anayasada olmaması gerektiğini söylüyor. Atatürk, Nutuk’ta, bu maddenin anayasaya nasıl girdiğini şöyle anlatıyor: “Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da yeni anayasa yapılırken, ‘laik hükümet’ tabirinden ‘dinsizlik’ anlamı çıkarmaya eğilimli olanlara ve bundan yararlanmak isteyenlere fırsat vermemek amacıyla, kanunun ikinci maddesini anlamsız kılan bir tabirin (anayasaya) konulmasına göz yumulmuştur. Anayasanın 2. ve 26. maddelerinde gereksiz görünen, yeni Türkiye Devleti ile cumhuriyet yönetiminin çağdaş karakteriyle bağdaşmayan tabirler, inkılap ve Cumhuriyetin o zaman için sakınca görmediği tavizlerdir. Millet, anayasamızdan, bu fazlalıkları ilk uygun zamanda kaldırmalıdır.” (Nutuk/Söylev, C.II, s. 954-957) Görüldüğü gibi Atatürk, 1927 yılında Nutuk’ta, çok açıkça, anayasanın 2. ve 26 maddelerindeki “Devletin dini İslamdır” ve “Meclis’in, şeri hükümleri uygulaması” ifadelerinin “laik hükümet” tabirinden “dinsizlik” anlamı çıkarmak isteyenlere engel olmak için anayasaya koyulan “fazlalıklar” olduğunu ve “bu fazlalıkların” ilk uygun zamanda anayasadan çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Gerçekten de ilk fırsatta “bu fazlalıklar” anayasadan çıkarılarak anayasa laikleştirildi.

ANAYASANIN VE CUMHURİYETİN LAİKLEŞTİRİLMESİ

Atatürk, 1921’de kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu (anayasayı) ve 1923’te ilan edilen cumhuriyeti adım adım laikleştirdi.

Bunun için; 1924’te halifelik kaldırıldı. Hanedan sürgün edildi. Şeriat Bakanlığı ve Şeriat Mahkemeleri kapatıldı. Eğitim öğretim birleştirildi. Medreseler kapatıldı. Akılcı ve bilimsel eğitime geçildi. 1925’te tekke, zaviye, türbe ve tarikatlar kapatıldı. Kılık kıyafet devrimi yapıldı. Çağdaş hukukçular yetiştirmek için Ankara Hukuk Mektebi kuruldu. 1926’da Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Kadınlar medeni haklarına kavuştu. Çağdaş Ceza Kanunu kabul edildi. 1927’de medeni nikâh zorunluluğu getirildi. 1928’de “Devletin dini İslam’dır” ve “Meclis, şeri hükümleri uygular” maddeleri anayasadan çıkarıldı. Ayrıca dinsel yemin yerine “şeref-namus” üstüne yemin kabul edildi. Arap Harfleri kaldırıldı, Yeni Türk Harfleri kabul edildi. Uluslararası rakamlar kabul edildi. 1929’da okullardan Arapça ve Farsça dersleri kaldırıldı. 1931’de “laiklik” CHP Parti Tüzüğü’ne girdi. 1931 ve 1932’de Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu kuruldu. 1932’de din dili Türkçeleştirildi. 1933’te üniversite reformu yapıldı. 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildi. Ayasofya müzeye dönüştürüldü. 1930-1934 arasında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1935’te hafta tatili cumadan pazara alındı. Din adamlarının ibadethaneler dışında dini kıyafet giymeleri yasaklandı. 1937’de laiklik -diğer Atatürk ilkeleriyle birlikte- anayasaya girdi. 1924-1937 arasındaki bütün bu devrimlerle anayasa ve Cumhuriyet laikleştirildi.

Gerçek şu ki Atatürk, sıradan bir Cumhuriyet kurmadı, o laik bir Cumhuriyet kurdu. Onun siyasetteki kırmızı çizgisi laik Cumhuriyetti. Bu nedenledir ki Atatürk, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kuran Fethi Okyar’a, 10 Ağustos 1930’da gönderdiği mektupta, “Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur” demişti. (Hâkimiyeti Milliye, 12 Ağustos 1930)

Bugün Türkiye’nin farkı laik Cumhuriyettir. Türkiye’de ulusal egemenliğin, kadın haklarının, bilimin, sanatın, uygar yaşamın garantisi işte bu laik Cumhuriyettir. Laik niteliğini yitirmiş bir Cumhuriyetin demokratikleşmesi, kadın özgürlüklerinin ve diğer özgürlüklerin, akla ve bilime dayalı çağdaş bir düzenin güvencesi olması olanaksızdır.

Laik Cumhuriyet Atatürk’ün eseridir. “Şeriat isteriz” diye bağıranların karşı oldukları Cumhuriyet de işte Atatürk’ün kurduğu bu laik Cumhuriyettir. Yaşasın laik Cumhuriyet.

Yazarın Son Yazıları

İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025