Kurt Dumanlı Havayı Sever...

04 Nisan 2015 Cumartesi

İzlediğiniz üzere, Cumhurbaşkanı- Başbakan ikilisi, savcının katledilmesinde terör tetikçilerinin, sözde dünyanın en görkemli en iyi korunan adliyesine girişlerinde cüppeli oldularını öne çıkardılar. Medyatik algılama sanatının diliyle savunma erkinin emekçileri avukatları, meslek örgütleri baroları zan altında bırakacak algıyı yarattılar. Yetmedi, avukatların yargı içindeki işlevlerinin gereği yasalarla gelmiş eşitlikçi konumlarını, haklarını ortadan kaldıracak uygulamanın ve polisin fiilen hukuka aykırı olarak başlattığı arama gerekçeli, terör estirircesine şiddet uygulanmasının önünü açtılar..
Yine görüntülerle sabit, iki teröristin, İktidarlarının sorumluluğundaki, hesap verilmesi zorunlu, “Ellerini kollarını sallayarak silahlı, patlayıcılı içeriye girişlerinin” hesabının verilmesi gerekirken, gündemimizde aynı kapılar önünde her türden şiddetin, çilenin çektirildiği, avukatların üzerine izansız yürüyen polislerin saldırı görüntüleri var.. Cumhurbaşkanı Erdoğan yine anayasal, yasal yetkilerini aşarak icraatın başı kimliği ile, sadece avukatların aranmasının değil, özel güvenlik kurumlarının, adliyeler de içinde olmak üzere pek çok yerden kaldırılması kararının fetvasını veriyor...
Terör, adliyelerdeki can pazarı tehditlerini hafife alamayacak kamuoyu teslim alınıyor.. Can güvenliği İktidarlarının sorumluluğunda olduğuna göre, dünyada olduğu üzere alınması zorunlu önlemler de nasılsa sorgulanamaz.. Savunma avukatlarının yargı bağımsızlığı, insan hakları adına korunması zorunlu görevlerini yapabilmeyi öngören yasalar ile adliye içinde can güvenliği sağlanması kriterlerinin olmazları, hukuk devleti düzeni, insan hakları, demokrasi çerçevesinde nasıl dengelenecek? Yargıçlar, savcılar, adli görevlilerin tümü için öngörülen önlemler ile avukatlar arasında, eşitlikçi kriterlerle bir ayrım yapılabilir mi? Teröristler sahte kimliklerle elini kolunu sallayarak avukat görüntüsünde içeri girebiliyorsa, yargıç, savcı, herhangi bir adli görevli kimliği ile de giremez mi?

***

Özel güvenlikle gelen zafiyetlere gelince.. Emekçi, işçi hakları çerçevesinde, özel yasa ile kurulmuş özel güvenlik kurumları ile ilgili geçmişte yaptığım haberler, sayfalar, dizilerle derdimi anlatma çabalarından bıkmış, yorulmuştum.. Sözde işçi statüsünde, emek sömürüsünde dev bir sektörün kuruluşu, sınır tanımaz liberalizm adına Özal döneminde başlatılmıştı. Erdoğan İktidarları icraatlarında özel güvenceyle, özel yandaşlar öncülüğünde patronaj şirketler eliyle dev sektöre dönüştürülürken, ucuz emek sömürüsü, kuralsız düzen içinde çalıştırmanın en etkin taşeronlaştırma örnekleri oldu. Günümüzde her meslek grubunda işsiz gençlerin çaresizlik içinde sığındıkları en kalabalık iş kapısı.. Uyduruk kurslar sonunda ellerine silah veriliyor, öncelikle kendi yaşamları tehdit altında, çok sorumlu güvenlik görevlerini üstlenmiş oluyorlar.
Merak ediyorum, Cumhurbaşkanı katlanan sayıda en çaresiz işçinin çalıştığı bu alana yönelik katkılarını nasıl bu kadar kolay yoka sayabiliyor? Yap-boz, verdikleri talimatların Hükümet icraatları olarak gerçekleştirilmelerini birlikte izleyeceğiz.. Günümüzde en ucuz emekle, en yaygın güvencesiz iş kapısı yaratmış özel güvenlik işletmelerinde yüz binlerle taşeron işçinin çalıştırıldığı gerçeğini unutmadan.. Hele de özel sektörde işleve uygun bir yeniden yapılanmaya dönüşümün olabilmesi olanaksız gibiyken..
Bütün bunlar yaşanan karanlık, terör travması, İktidarlarının tehdit ve şiddetle seçmen kaybetmeme siyasetlerinin ana paketi içinde ayrıntılar.. Kurt dumanlı havayı, gündem çarpıtması ile algı çarpıtmalarını, gerçekleri saptırmayı çok ama çok seviyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları