Köşe Yazısı

A+ A-

Gerçekçilik her zaman

17 Ağustos 2019 Cumartesi

Toplumsal yaşamı, ilişkilerini kavrayıp aktarabilen yazarlar yıllar sonra da güncelliklerini koruyarak ayakta kalır. Dün yazılan bir yapıtın bugünü açıklayabilmesi ondaki topluma, edebiyata yaklaşma yönteminin doğru olduğunu kanıtlar.

Edebiyatta gerçekçilik
Bertolt Brecht’in Komün Günleri adlı oyununda 1871 Paris Komünü’nü tarihsel materyalizm açısından çözümlediğini söyleyen Ahmet Cemal, oyunu gözden uzak tutmadan Allende’nin Şili’sine döner. Şili’de “Allende ve yandaşlarının köklü önlemlere gitmemeleri”nin Pinochet’yi, “dünya sahnesinin gördüğü en kanlı faşistlerden birini işbaşına getirdi”ğini; oyundaki komüncülerin de aynı görüşü paylaştıklarını ve Komün’ün yıkıldığını söyleyerek noktayı koyar. (Bkz. Brecht, Sosyalist Gerçekçilik ve Toplum, 1976, s. 19-20).
Bu yaklaşımı, daha sonraki dönemde İran’daki Şah yönetiminin yıkılması sırasındaki TUDEH’in tavrına ve Sovyetler Birliği’nin olanaksızmış gibi görünen yıkılışına da uygulayabiliriz...

Gerçekçilikten uzaklaşma
Gerçekçiliğin ışığında, edebiyatta yaşanmakta olanlara bakınca şunlar görülüyor: Edebiyat yapıtlarının toplumsal bir olay olarak değerlendirilmesi artık bizden uzaklarda kaldı. Bir yapıtı oluşturan toplumsal nedenlere çok az kimse bakabiliyor. Tek toplumsal neden tüketim oldu. En kısa zamanda, en çok tüketmek, moda ve marka.
Ne yazık ki bir yapıtın neyin savaşımını verdiğinin sorgulanması, hangi dünya görüşünü savunduğunun açıklanması, hangi insani ve toplumsal konuyu tartıştığının belirlenmesi, getirdiği biçimsel yeniliklerin ortaya konulması, kullandığı dilin ve uyguladığı anlatım biçimlerinin saptanması, hangi toplumsal koşullar sonucu, hangi ortamda oluştuğunun belirtilmesi gibi ölçütlerle var olması gereken bir edebiyat yapıtıyla ilgili böyle bir tartışma yapıldığını, eleştirmenlerin bu konular üzerinde durduğunu görmek genellikle hayal bile edilemiyor. Sistem kendi yazarını, kendi eleştirmenini yaratıyor, aynı çizgiye getiriyor.

Yeni arayışlarla gerçekçiliğe dönüş
Asıl olarak yaşam biçiminin her ayrıntısını belirleyen medya, edebiyatı da kanatlarının altına almıştır. Edebiyatçı da onun istediği gibi olursa var olacaktır; düzenin fermanıdır bu…
Gelinen noktada günümüz yapıtları insan yaşamında bir şeyleri değiştirmiyorsa, “klasik gerçekçilik” dünyanın bugününü kavramada yetersiz kalıyorsa “büyülü gerçekçilik”, “bilimkurgu” gibi yeni arayışlarla gerçekçiliğe dönüş zamanıdır.
Gerçekçi birikimimiz öylesine bereketli, örneğin insanlığın tarlasındaki romanın şu görkemine bakın: Don Kişot, Kırmızı ve Siyah, Vadideki Zambak, Goriot Baba, Madam Bovary, Oliver Twist, David Copperfield, Ölü Canlar, Müfettiş, Babalar ve Oğullar, Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Budala, Savaş ve Barış, Anna Karenina, İvan İlyiç’in Ölümü, Ana, Muhteşem Gatsby, Ulysses, 1984, Dönüşüm, Yabancı, Ve Durgun Akardı Don, Çanlar Kimin İçin Çalıyor?, Gazap Üzümleri, Bitmeyen Kavga, Moby Dick, Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Jean Christophe, Buddenbrooklar, Cemile, Gün Uzar Yüzyıl Olur, Otomatik Portakal, Gülün Adı, Yüz Yıllık Yalnızlık, Körlük…

Kaz Dağları, Hasankeyf, Munzur, Salda… ve kitap
Emperyalist politika ülkenin dört bir yanında doğaya saldırılarla da sürerken 3. Edremit Kitap Fuarı bugün açılıyor. Fuar, 17-25 Ağustos günleri Kaz Dağları’nın eteğinde (Zeytinli-Altınkum)…
Kaz Dağları’nın üstü altından önemlidir teminin öne çıkacağı, Ahmet Ümit’in onur konuğu olduğu kitap fuarında onlarca aydın binlerce kitapseverle buluşacak.
23 Ağustos Cuma saat 20.00’de Filiz Ali ile Sabahattin Ali 71 yıllık hüzün diyeceğiz.

Tümü Öner Yağcı - Son yazıları

Barış romanlarının çığlığı 14 Eylül 2019 Cmt
Emin Özdemir’in dersi: Okuma tutkusu 7 Eylül 2019 Cmt
Eylül deyince 31 Ağustos 2019 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Cemal, Sabahattin Ali