Özdemir İnce

İktidarın dili - muhalefetin dili

20 Ağustos 2019 Salı

Ülker İnce aylardır “kirletilen dil” konusunda söylenip duruyordu. Ben de dayanamayıp “Söylediklerini yaz” dedim. Oturdu yazdı. Ben de verdiğim sözü tutuyorum:

***

Evet, dilinizi düzeltmekten başlayın, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun, ne dediğinizi bilerek konuşun. Sonrasını düşünürsünüz. Nedir bu, ne dediğini bilmeden konuşmalar? Sözcüklerin içeriklerinden, yan anlamlarından, duygusal yüklerinden hiç haberli olmamalar? Sözcüklere paçavra gibi davranmalar, sümüğünü silmeler?

***

Doğru sözcük seçimi diye bir şey hiç yok artık. Hiç yok. Korkunç bir kaza oldu diyelim, bu olay, korkunç bir kaza ‘gerçekleşti’ diye haberleştiriliyor. Kardeşim, ‘gerçekleşme’ sözcüğünün anlamı olumludur, uzun zamandır planlanan, çeşitli zorlukların üstesinden gelinmesini gerektiren iyi bir iş -örneğin, her köye bir tiyatro kazandırma projesi- sonunda ‘gerçekleştirilir’. Ama korkunç bir kaza ‘olur’, bir toplantı ‘yapılır’, iki lider ‘buluşur’. O kadar! Yapmak, etmek, olmak sözcükleri yok artık, hep ‘gerçekleşmek’ var.

***

Geçen gün Halk TV’de haber izliyorum - izlemez olaydım. Bir otelde yangın çıkmış ve yangını önce ‘otelin misafirleri’ fark etmiş, harekete geçmişler, yetkilileri uyarmışlar, oteli bir felaketten kurtarmışlar. Güzel. Bu haberi kaleme alan adama sormak isterim: ‘Sizin eve bazen yatıya misafir gelir mi?’ diye. ‘Gelir’ derse ona ikinci sorum olacak: ‘Misafirlerinizden geceliğine kaç para alırsınız?’ Şaşıracaktır ve herhalde, ‘Ne parası, misafirden para mı alınır hiç?’ diyecektir. E pekiyi, misafirden para alınmıyorsa otelde parayla kalan adama neden misafir diyorsun?

***

O misafir değil ‘müşteri’dir. Müşteriden para alınır. E, pekiyi, oteller niçin ‘müşteri’ demez de ‘misafir’ derler. Yanıtını vereyim: Adam kandırmak için! Seni kazıklayan kapitalizm, sen kazıklandığını anlama diye senin yüzüne güler! Hiçbir şeyi para için yapmıyordur kapitalizm, senin iyiliğin, sağlığın için, sana hizmet için yapıyordur. Sen bu yalanı yutmaya neden bu kadar heveslisin acaba? Sen niçin egemenin, para babasının ya da iktidarın diline özenesin? Bırak onun dilini, ‘müşteri’ de.

***

O güzelim İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer yapacağı her şeyi ‘ortak akılla’ yapacakmış. Güzel kardeşim, ‘ortak akıl’ dediğin zaman egemenin, tek adamın kavramını kullanmış oluyorsun, egemen bu kavramı kullanır tabii çünkü anlamını çok iyi biliyor. Her türlü karar alma yetkisini kendinde toplamış, her şeye kendisi karar veriyor, millet meclisi falan kalmamış ama, tıpkı, otelde kalan müşterilere ‘müşteri’ demeyip ‘misafir’ diyen otel sahibi gibi, o da bizim gözümüzü küllemek için bize kararları yalnızca kendi aklına göre almadığını, (kendisinin temsil ettiğini çok iyi bildiği) ortak akılla aldığını söylüyor. Zaten onun aklına karşı çıkacak başka bir akıl mı var? Bütün akıl onda. Sen öyle mi ya, sen kararları ‘oybirliğiyle’, vatandaşların oyuna başvurarak, vatandaşlara danışarak almak istiyorsun, o zaman sen de öyle söyle: ‘Kararlarımızı tartışarak alacağız’ de, ‘kararlarımızı alırken herkesin görüşüne başvuracağız’ de.

***

Ben niçin Tunç Soyer diyorum ki, Yılmaz Özdil bugünkü yazısında (Sözcü, 7.8.2019) CHP’li 11 belediyenin işleri ‘ortak akıl’la yürüteceğini duyuruyor. Muhaliflerin politik bilincinden kuşkulanıyorum demek geliyor adeta içimden. Diyorum da.”

***

Ülker, çok haklı. Şu “Ortak Akıl” tapıncını benden çok daha iyi yazmış. “Ortak Akıl”ın mucidi R.T. Erdoğan’ır. İlk kez AKP’nin kuruluş basın toplantısında “Kollektif Akıl”dan söz etmişti. Daha sonra 26 Ağustos 2001 tarihli Akit gazetesinde yayımlanan röportajında da bu kavramı kullanmıştı. Bu söyleşide ağzındaki baklayı çıkarmış ve “Kollektif aklın temsil edildiği bir liderlik anlayışını benimsiyoruz” demişti. “Kollektif (Ortak) aklın temsil edildiği bir liderlik anlayışı” tek adam rejimidir. Sultanlık rejimidir. Bu konuda ilk yazıyı 10 Eylül 2001 tarihli Hürriyet gazetesinde yazmıştım. 18 yıldır onlarca kez yazdım ama kimseye anlatamadım: Ortak Akıl, totaliter akıldır!