Toryum dedikleri şey
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Toryum dedikleri şey

21.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemizde edebiyattan en ince bilimlere kadar tuhaf bir alışkanlık vardır. Geçmiş sanki yoktur, her şey ilgili öznenin kendisiyle başlar. Özellikle de edebiyatta: “İmge” yani “imaj” (image) kavramı diyelim. Ataol Behramoğlu kardeşim, 1983 yılında bir gün Ankara’da bana “Yahu ihtiyar, şu imge denen konuda bir yazı yaz da öğrensin millet” deyinceye kadar bu konuda tek yazı yazılmamıştı. Yazmam gereken bütün yazıları yazmışımdır, yazarım ve yazacağım. Bağışlayın, şimdi (Böbürlenmiyorum ama isteyen öyle sayabilir!) yaptığım işten söz ediyorum: Oturdum 50 sayfalık bir inceleme yazısı yazdım. Yazı Varlık dergisinin temmuz, ağustos, eylül, ekim ve kasım aylarında yayımlandı. Yazıyı Şiir ve Gerçeklik adlı kitabımda okuyabilirsiniz. Yazmak için “istiare”ye yatmadım, Fransızca ve İngilizce kaynaklardan yararlanarak yazdım ve yararlandığım metinleri de dipnot olarak belirttim. Millet sanki benim yazımı bekliyormuş gibi, çoğunlukla da yanlış yorumlayarak imge üzerine yazılar döktürmeye başladı. Ama bir tek yazıcı bile adımı anıp gönderme yapmadı. Bu sapkın ahlak hâlâ devam etmektedir.

Sözü, günün moda elementi “toryum”a getirmek istiyorum. Sanki Google denen bilgi olanağından herkes habersiz. “Toryum” yazdığınız zaman karşınıza toryum şehidi fizikçi Prof. Dr. Engin Arık çıkar ve onunla birlikte Özdemir İnce’nin adı çıkar. Hürriyet gazetesinde, “Fizikçi Engin Arık”, “Kurtarıcının Adı Toryum”, “Engin Arık’ın Vasiyeti”, “Kurtarıcı Toryum” (beş yazı), “Toryum Raporu”, “Türkiye’nin Beyni Isparta’da Öldü”, “Türkiye’nin Bağımsızlığında Fırsat”... Başka yazılar da vardır ama bu görgüsüzlüğü nankörleri, değer bilmezleri utanmazlar ya utandırmak için yapıyorum. Bir gün Türkiye’de toryum reaktörü yapılırsa adı kesinlikle Engin Arık olmalı.

Son günlerde Eskişehir civarındaki ender (nadir) madenler üzerine gevezelik yapıldığını düşünerek yazımı 4 Aralık 2007 günlü Hürriyet gazetesinde yayımlanan “Engin Arık’ın Vasiyeti” başlıklı yazımı ekleyerek bitiriyorum.

ENGİN ARIK’IN VASİYETİ

“Şimdi sırası mıydı?” Engin Arık, uçak düşerken son bilinç anında bu soruyu sormuştur mutlaka. “Şimdi sırası mıydı?” 26 Temmuz 2003 günü Bağdat’ın Hayfa Caddesi’nde Amerikalı askerlerin namluları üzerimize çevriliyken ben de kendime sormuştum bu soruyu. Ölümle burun buruna gelince insan bu soruyu soruyor kendine? O anda müthiş bir isyan yaşamıştır Engin Arık. Haksız ve adaletsiz bir ölüm!

Kanser haksız ve adaletsiz bir ölüme yol açmamak için girişimini ertelemişti. Kanser döneminde birkaç kez telefonla konuşmuştuk. Hastalıkla ve ameliyatla ilgili olarak. Bizim Tan1 kanserin filmlerini, raporlarını incelemişti. O dönemi biraz biliyorum, biliyoruz.

Isparta’da düşen uçakta yitirdiğimiz Prof. Dr. Engin Arık’la çok yakın arkadaş değildik. Çok yakın arkadaşları bizim çok yakın arkadaşlarımızdı. Benim Engin Arık’ı tanımama toryum neden oldu. Yazımın başlığını da onun toryum aşkını düşünerek koydum.

Tanıdığım ve bildiğim kadarıyla, ailesi içinde, meslektaşı olan eşiyle, çocuklarıyla çok mutluydu; yakın arkadaşlarıyla da mutluydu. Politik olarak son derece mutsuz olduğunu biliyorum. Yazıştık! Toryum çalışmaları dolayısıyla karmaşık duyguları vardı: Çalışma arkadaşlarından, öğrencilerinden memnundu. Ama onun dışında akademik çevreden, hükümet çevrelerinden, TÜBİTAK gibi kurumlardan hoşnut olduğunu söyleyemem. Bilen biliyor!

Basın ve medya da fizik alanında ne yaptığını bilmiyordu Engin Arık’ın. Ben de... Ta ki bir rastlantı sonucu aynı masa çevresinde oturuncaya kadar.

Hisarüstü’nde, yeni evlenmiş bir çift ile tanıştırılmak için davet edilmiş konuklar arasındaydık. Siyaset ve futbol birbirini tanımayan insanların birbirine alışma alanıdır. Bizim masanın konusu “sanayi siyaseti” idi. Lenin’in “Elektrik eşittir uygarlık” sözünden esinlenerek “Ucuz elektrik eşittir sınai kalkınma” demiştim.

“Kurtarıcının üzerinde oturuyorsunuz ama haberiniz yok!” demişti, masanın karşı ucunda oturan mavi gözlü, sarışınca ve topluca bir hanım: Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Arık, Türkiye Fizik Derneği ikinci başkanı. Sonra eklemişti: “Büyük bir servetin üzerinde oturuyoruz, küçük bir bilimsel yatırımla toryumu enerjide kullanarak dünya devleri arası girebiliriz.”

Sonra, Engin Arık’ın Boğaziçi Üniversitesi’ndeki laboratuvarına gittim ve kendisiyle bir söyleşi yaptım. Söyleşi “Kurtarıcının adı toryum” manşetiyle, 28 Temmuz 2002 tarihli Hürriyet Pazar’da tam sayfa yayımlandı. Ve Türkiye toryumun ne olduğunu, nükleer enerjide nasıl kullanılacağını öğrendi. Bana, aralarında Hakkı Devrim başta olmak üzere birkaç kutlama telefonu geldi. Birkaç bilimsel kıskançlık telefonu. Hükümet ciheti duymazdan geldi. Oysa ben yayımlanan söyleşinin küçük bir zelzele yaratacağını sanıyordum.

Bu vesile ile Engin Arık’ın “bilimsel elma”sının gerçekliğini de tanıdım: Yarısı umut ve mutluluk, öteki yarısı umutsuzluk ve mutsuzluk idi. Sözünü ettiğim söyleşiyi bulup okuyun. İnternette var. Toryum ve “Nobel’e layık görülen Engin Arık!” gerçeğini öğrenirsiniz. Toplum, siyaset, hükümet çevreleri ve bilim bürokrasisi toryum konusunda biraz bilinçlenirse bu saçma ölüm biraz da olsa bir işe yarar!... (Devam edeceğim.)

CUMHURİYET İMECESİ

Cumhuriyet gazetesi suskunluğun en yüksek sesidir yıllardır. Şimdi bu ses kısılmak isteniyor: Bir yandan ekonomik cendere, öte yandan siyasi baskı... Cumhuriyet gerçeğin yüksek sesle söylenmiş halidir, yalanla kurulu bu düzende iktidarların gözünde “fazla gerçek”tir. O yüzden kaleminden korkulur, susturulmak istenir.

Gazetemiz yalnızca bir yayın değil, vicdanı susturulamamış bir halkın belleğidir. Şimdi bir kez daha, baskıların, ekonomik ablukanın gölgesinde, “dayanışma” diyoruz. Bu çağrı, yalnızca gazeteye değil, hakikate sahip çıkma çağrısıdır. Gelin, kelime kelime, okur okur, imeceyle yaşatalım Cumhuriyet’i. Çünkü Cumhuriyet, sahibinin okur olduğu tek gazetedir!

***

1 Tan İnce, Md.Ph.D.

İlgili Konular: #Toryum

Yazarın Son Yazıları

Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025