Bir kez daha emriniz olur!
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Bir kez daha emriniz olur!

07.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili olarak düşüncelerini eleştiriyor. Devlet Bahçeli’nin “Maksimalist taleplerden kaçınmalıyız” demesine karşı çıkıyor. Maksimalist, “en aşırı, en üst düzeyde” anlamına gelir. Az, çok, aşırı gibi ölçüler muhatapları ilgilendirir. Bunlar beni ilgilendirmez. Ama gene de Bakırhan’ın söyledikleri arasında beni dalayan yerler var. Demek ki alıntı yapacağız.

“Somut taleplerimiz şunlardır: Herkese aynı nazardan bakan ve herkesi kapsayan anayasal yurttaşlık istiyoruz. Kayyumların değil, halk iradesinin esas kabul edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Anadilde eğitim talep ediyoruz. TMK, TCK ve infaz başta olmak üzere temel yasal düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesinin Türkiye’ye nefes aldıracağını biliyoruz. Hasta ve siyasi tutsakların serbest bırakılmasının vicdanları rahatlatacağını söylüyoruz. Bu talepler abartılı, uçuk ya da maksimalist değildir, çağdaş bir demokraside bulunması gereken asgari standartlardır.”

“Terörsüz Türkiye” isteniyor, bunun araçları, olanakları araştırılıyor. PKK istek ve hayallerini zorla kabul ettirmek için mücadele veriyor. Önüne gelen “barış” nedir, “süreç” nedir bilmeden barış sürecinden söz etmekte ve dilimizin en güzel sözcüklerinden “süreç” her anlamda kirletilmekte! “Süreç”in ne anlama geldiğini gerçekten bilen kaç kişi var?

“Süreç”in anlamını PKK elebaşı Duran Kalkan çok iyi biliyor ve “sürecin bu şekilde yürüyemeyeceğini” belirten terör örgütü elebaşı karşı tarafa rest çekiyor: “Herkes doğru oturup doğru konuşmalı. Böyle olmaz. Bu biçimde iş yürümez. Çözüm arayışı yoktur. Bizim yaptıklarımıza karşılık olumlu denecek herhangi bir şey yok. Komisyonu oyalıyorlar, oyalıyorlar, konuşuyorlar öyle. Ne olacağı belli olmayan bir şey var. Dağ doğura doğura fare doğuracak. Demokratik siyaset stratejisinde ısrarlıyız. Bunun önü açılsın.” (Sözcü, 16.10.2025) diyor.

“Demokratik siyaset stratejisi” de ne, içinde ne var? Özerklik mi federasyon mu? “Anadilde eğitim talep ediyoruz” diyorlar ki bunun siyaset dilinde anlamı şu: Özerklik ya da federasyon!

Bunun bir “üniter ulus devlet”te mümkün olamayacağını karşı taraf yani AKP hükümeti gevelemeden söylemek zorunda. Buna poker dilinde “sans voir” denir ki beş kâğıdı görmeden yapılan hamlenin adıdır. Adam açıkça “Maniyer yapmayın” (Cilveleşmeyin!)” demekte.

Amma velakin, Türkiye’nin hiçbir hükümeti mevcut düzeni (statükoyu) tartışma konusu yapamaz. Ama Kandil, sürecin devamı için, Devlet Bahçeli’nin söyleyişiyle “kurucu lider” Abdullah Öcalan’ın mutlaka serbest bırakılmasını şart koşmakta! O halde? AKP “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” açmazında.

Tuncer Bakırhan, anaokulundan üniversiteye kadar anadilde yani Kürtçe eğitim öğretim hakkı istiyor ki bu kesinlikle aşırı (maksimalist) bir talep değilmiş kendisine göre. Buna piyasada “Yersen!” derler. Tuncer Bakırhan bu isteğin “egemenlik hakkı” olduğunu bilmiyorsa ve bu nedenle saçmalıyorsa hemen görevinden istifa etmeli ya da istifa ettirilmeli. Bütün dünyada üniter ulus devletlerin anayasalarında devlete adını veren kurucu gücün dili ile okullarda öğretim yapılacağı yazar. Bu hakta ortaklık yoktur. Türkiye Cumhuriyeti üniter (bölünmez) bir ulus devlet olduğu için öğretim dili Türkçedir ki TC’nin anayasasının 42’nci maddesinde yazar: “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz, öğretilemez!”

Bırakın genel başkan olmayı, siyasette çanta taşıyıcılardan başlayarak herkesin bilmesi gereken bir kural. Siyasal partilerde görev alan ve alacak olanları anayasa hukukundan sınava sokmaktan başka bir çare yok galiba. Ülkenin anayasasında 42. madde gibi bir madde olacak, sen kalkıp “anadilde öğretim hakkı” isteyeceksin! Bunun anlamı, en azından, özerklik ya da federasyon hakkı istemektir. Bunun böyle olduğunu bilmiyorlar mı? Bir de maksimalist değilmişler de minimalistmişler (!).

Kürt ırkçılığının yeni bir vukuatı: DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürt’ü yok sayanlar alçaktır, bir halkın dilini yok sayanlar alçaktır, bir halkın haklarını gasp edenler alçaktır. Kim alçaktır biliyor musunuz? On binlerce Kürt’ü faili meçhul cinayetlerle katledip bunlara ses çıkarmayanlar alçaktır” diyor ve ekliyor: “Kim ki bize ‘alçak’ diyorsa alçağın en büyüğü oldur.”

Bu konuşmada beni ilgilendiren, “Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürt’ü yok sayanlar alçaktır” cümlesi. Türkiye Cumhuriyeti’ni Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak Osmanlı Devleti’nin vatandaşları olan halk kurdu ve bu kuruluştan sonra Cumhuriyet sınırları içinde yaşayan herkes ilke olarak vatandaş oldu: Türk, Kürt, Laz, Boşnak, Pomak, Arap, Acem, Kafkasyalı, Roman ve Kurtuluş Savaşı’na katılan herkes. Sırrı Sakık adını saymadığı halkların hak ve hukukunu yemiyor mu? Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı Mustafa Kemal Paşa, savaşa başlamadan önce adı bizce malum olmayan bir Kürt kökenli paşa ile bir notere gidip ortaklık anlaşması mı imzaladı?

Tarih kitabını zorla açmayın: Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrası meydana gelen Kürt isyanlarını saydırmayın ama sayalım: Simko, Ali Batı, Şeyh Mahmut Berzenci ve özellikle de Koçgiri isyanı (6 Mart 1921). Kurtuluş Savaşı’nda 1. İnönü Muharabesi 6 Ocak 1921 günü, İkinci İnönü Muharebesi 23 Mart-1 Nisan 1921 tarihlerinde yapılmış. Tarih kitapları Koçgiri isyanının İngiliz kışkırmasıyla çıktığını yazıyor.

“Alçaklık” sıfatını kullanmadan soruyorum: “Bu ne biçim ortalıktır bre Sırrı Sakık?!” Siyaset, poker oyununa benzer, blöf yaparsan masadan çıplak kaçarsın!

Yazarın Son Yazıları

Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026
AKP’nin ortak aklı

Değerli okur(lar) bugün okuyacağınız yazıyı 16 Eylül 2001 günü Hürriyet Pazar’da “AK Parti’nin kollektif aklı” adıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
10.02.2026
‘Rum’ demek ne demek?

On yıl kadar önce Sisam (Samos) Adası’nın Karlovassi kasabasında kutlanan Uluslararası Yannis Ritsos Günleri’nde yaptığım konuşmaya şöyle başlamıştım:

Devamını Oku
08.02.2026
Şeriata karşı çıkmak

Basından öğrendiğime göre, SOL Parti’nin “Şeriata karşıyız” pankartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti, daha doğrusu R.T. Erdoğan hükümeti nedense soruşturma açmış...

Devamını Oku
06.02.2026
Devletin cebinden...

Çiğdem Toker’in “Yap İşlet Devlet Projeleri’ne DEVLETİN CEBİNDEN Büyük Simbiyoz” (Tekin Yayınları, 2025) adlı kitabı AKP’nin ekonomik uygulamalarını hallaç pamuğu gibi atan bir kitap.

Devamını Oku
03.02.2026
İşçi burjuva olamaz

Jean-Paul Sartre’ın Les Temps Modernes adlı dergisinin ilk sayısında yayımlanan “Sunuş” başlıklı yazısından bir kez daha alıntı yapıyorum.

Devamını Oku
01.02.2026
Duymadık demeyin!...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM grup toplantısında “MHP iktidar ortağı değil” demiş.

Devamını Oku
30.01.2026
Kendin ettin kendin buldun

Emekliler ekonomik ve siyasal bir toplum kitlesidir.

Devamını Oku
27.01.2026
İktidar kanadında Esra Erol kavgası

19 Ocak 2026 tarihli Sözcü gazetesinin 14. sayfasında yayımlanan bir haber: “İKTİDAR KANADINDA ESRA EROL KAVGASI.

Devamını Oku
25.01.2026
Dondurma isteyen çocuk

Bir okurdan gelen e-postayı okumanıza sunuyorum:

Devamını Oku
23.01.2026
Cumhuriyetin fazilet ve adaleti

DEM Parti demlenmeye ve demletmeye devam ediyor.

Devamını Oku
20.01.2026
İskenderiye Dörtlüsü ve hayatımız...

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsü’nden (Justine, Balthazar, Mountolive, Clea) ilk kez Yusuf ağabey (Yusuf Atılgan) söz etmişti İzmir’de.

Devamını Oku
18.01.2026
Arkamdan ne derler...

11 Ocak 2026 gün ve 418665 başlıklı yazım “Çünkü ‘Arkamdan ne derler’ kaygısı her zaman en önemli ilkem oldu...” cümlesiyle bitiyordu.

Devamını Oku
16.01.2026
418665

“Dört yüz on sekiz bin altı yüz altmış beş” çocuk işçilik döneminde benim sağlık sigortası numaramdır.

Devamını Oku
13.01.2026
Anadolu 4

12 Aralık 2025 tarihli yazımdan bir alıntı yaparak bugünkü yazıma başlayacağım...

Devamını Oku
11.01.2026
Anadolu (3)

Luvi bölgeleri...

Devamını Oku
09.01.2026
Anadolu 2

Anadolu tarihi: Anadolu’nun tarihi bir anlamda Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’dan gelen işgal, istila ve fetih dalgalarının tarihidir.

Devamını Oku
06.01.2026
Anadolu

Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için “Şimdi”yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Devamını Oku
04.01.2026
Gerçek liderlik ne değilmiş?...

2000-2012 yıllarında yazı yazdığım Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Ahmet Hakan Coşkun (AHC), Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i hiç mi hiç beğenmiyorlarmış.

Devamını Oku
02.01.2026
Digiturk’ten şikâyet!!!

Digiturk’ten şikâyetçi olan benim. Kanalın hem normal hem spor yayınlarına aboneyim. İki abonelik için ayrı ayrı ücret ödemekteyim.

Devamını Oku
30.12.2025
DEM’in zırvaları

Sizler “zırva” sıfat sözcüğünü ağır buluyorsanız başka bir sözcük kurlanıp “DEM Parti’nin kıyakları” ya da “dehası” derseniz karışamam.

Devamını Oku
28.12.2025
Kürtçe anadilde öğretim mi?

Değerli okur(lar) 23 Aralık 2025 günü “DEM’in isterim de isterimleri” adlı yazımı okudunuz.

Devamını Oku
26.12.2025
DEM’in isterim de isterimleri...

Basında yer alan en önemli ortak haber: Öcalan için “özgürlük” talebi; MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan “terörsüz Türkiye” sürecinde DEM Parti de TBMM’deki komisyona raporunu sundu.

Devamını Oku
23.12.2025
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
21.12.2025
Gunnamak

“Doğurganlık hızı felaket!” Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Saray’da yapılan Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nda, doğurganlık hızının “felaket düzeyine indiğini” söylemiş.

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürk’ü örnek verip...

1 Ekim 2025 günkü Sözcü gazetesinin 11. sayfasında şöyle bir haber yayımlandı:

Devamını Oku
16.12.2025
Piliç değil bilinç

İnsanın kendisine sorduğu “Ben kimim” sorusu ve bir sorgulayıcının ona sorduğu “Sen kimsin” sorusu, gerçek anlamda, o kişiye varlığının adresini sormaktan başka bir şey değildir.

Devamını Oku
14.12.2025
MHP’li Semih Yalçın’a cevap

7 Aralık 2025 günü yayımlanan ve MHP’nin siyaset dağarı ile tarzını tasvir ettiğim “Vehim denen şey” başlıklı yazıma partinin genel başkan yardımcısı ve yazıda adı geçen kişinin (Semih Yalçın) tepki göstereceğini kuşkusuz tahmin ediyordum.

Devamını Oku
12.12.2025
Tek parti=Cumhuriyet

Tarih cahilleri ve tarih inkârcıları için bir kez daha okunması için dökümlü bir şekilde ve tekrar yazıyorum:

Devamını Oku
09.12.2025
Vehim denen şey

1. Gerçekte var olmayan fakat var olduğu sanılan, varmış gibi tasarlanan düşünce ve zan.

Devamını Oku
07.12.2025
Ekümeniklik mavalı

Şu kavanoz kıçlı dünyada her nesnenin, olgu ve olayın bir tanımı vardır.

Devamını Oku
05.12.2025
Kürtçe güçlendirilecekmiş...

Kürtçe güçlendirilecekmiş, hatta kalıcılaştırılacakmış.

Devamını Oku
02.12.2025
30 Kasım 2007

Gelecek yıllarda adını sık sık anmak zorunda kalacağımız Prof. Dr. Engin Arık (14 Ekim 1948) 30 Kasım 2007 günü (nedeni kuşkulu) bir uçak kazasında ekibiyle birlikte aramızdan ayrılmıştı.

Devamını Oku
30.11.2025
3 Kasım 2002’yi hatırlamak!

3 Kasım 2002 günü olanı, olanları aramızdan kaç kişi anımsamakta?

Devamını Oku
28.11.2025
Eski defterler...

Eski defterler son derece önemlidir.

Devamını Oku
25.11.2025
AKP’yi iktidara getiren seçim

1 Kasım 2002 günü “İki gün sonra 3 Kasım 2002” başlığıyla Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında...

Devamını Oku
23.11.2025
Devri sabık yaratmak

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir.

Devamını Oku
21.11.2025