Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?

27.08.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu. Söylediği açık: Kavala, en kısa sürede serbest kalmalı. Mahkûmiyet sonuçları ortadan kaldırılmalı. Türkiye ihlaller nedeniyle tazminat ödemeli...

Bu, sıradan bir karar değil. Çünkü Kavala dosyasında 3. karar: 2019, 22 ve 26. İlk kararda AİHM, Kavala’nın tutukluluğunda m.18 dahil (İfade özgürlüğü) AİHS ihlalleri olduğunu vurguladı. 2022’de, Türkiye’nin bu kararın gereğini yerine getirmediğine hükmetti. Bugün ise, 2019’dan sonra sürdürülen tutukluluk ve mahkûmiyetin de sözleşmeyi çiğnediğini belirledi. Türkiye, AİHM’nin kesinleşmiş kararını uygulamadı; bunun üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi AİHS m.46§4 yolunu işletti ve dava yeniden AİHM Büyük Dairesi önüne geldi. Bakanlar Komitesi 2 Şubat 2022’de dosyayı AİHM’ye göndererek Türkiye’nin AİHS m.46 yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesini istedi. Daha da önemlisi, AİHM Kavala’nın mahkûmiyetine temel alınan eylemlerin büyük ölçüde kamusal tartışmalara katılma, sivil toplum çalışmalarını destekleme, bilgi paylaşımı ve Gezi olaylarıyla ilgili savunuculuk yapma olduğunu saptadı. Kavala’nın eylemleri ile Gezi’deki şiddet olayları arasında nedensellik bağı kurulamadığını, yeni ve ikna edici kanıt sunulmadığını belirtti. Buradan çıkarılması gereken temel ders şu:

Siyasal ve sivil çalışmalar, somut bir suça bağlanmadan ve kanıtlanmadan ceza yargısıyla bastırılamaz.

AİHM’nin kararı yalnızca Kavala’yı da ilgilendirmiyor. Türkiye’deki yargı bağımsızlığına, aşırı tutuklamaya, ceza normlarının geniş yorumlanmasına ve aynı kişiler hakkında art arda davalar açılmasına ilişkin sıradanlaşan yapısal sorunlara da dikkat çekiyor ve çok önemli bir uyarı yapıyor. AİHM kararları, AİHS m.46 gereği bağlayıcıdır.

AİHM ve AYM kararlarına tam ve gecikmeksizin uyulmalıdır. Çünkü bu yalnızca uluslararası hukukun değil, TC Anayasası m.2’deki hukuk devleti ilkesinin de gereğidir. Şimdi Türkiye’ye bakalım. Em. Amiral Türker Ertürk tutuklu. 427 bin insan niçin cezaevinde! Oysa AKP 2002’de geldiğinde 59 bindi, 7.2 kat büyüdü; nüfus ise 1.3 kat; niçin? Kavala ve Ertürk dosyaları farklı. CB danışmanı Uçum, son AHİM kararı için saçmalasa da Karar bağlayıcıdır ve hak ihlalini giderecek yargı kararı zorunludur. AKP, Avrupa’dan kopmak mı istiyor? Şu soruyu sormak hakkımızdır:

Siyasal iktidarı sert tonla eleştirmek niçin suç ve hapis demek? İfade özgürlüğü, salt iktidarı övmek midir?

Oysa Demokrasinin gerçek sınavı, iktidarı rahatsız eden sözleri de özenle dinlemek, hatta yararlanmaktır.

***

Bir başka soru(n) da TBMM’den geçirilen “Çerçeve Yasa” nedeniyle doğuyor. Emperyalizmin bölücü taşeron terörünün sona ermesi, silahların sus(turul) ması, toplumsal barış hepimizin dileği. Bunun için kimi özel hukuksal düzenlemeler yapılması da sorun olmayabilir. Ama şu soru çok meşrudur:

Bölücü emperyal terörü “Çerçeve Yasa” ile sonlandırmak için AKP, hukuku, anayasayı açıkça ihlal ve ulusal güvenliği tehdit edebiliyorsa; sert ama gerçekçi siyasal eleştiri karşısında neden bu denli vahşi ve acımasız?

Sorun, farklı durumlara farklı hukuk normu uygulanması değil; hukukun kişiye ve siyasal konuma göre kullanıldığı gerçeğidir. Oysa, gözleri bağlı tanrıça Themis’in elindeki adalet terazisi “Kör”dür; iktidar yanlısına da karşıtına da, akademisyene de silahlı örgüt üyesine de, gazeteciye de emekli amirale de. Aynı hukuk, aynı güvence, aynı yargı zorunludur. Gerçek “Terörsüz Türkiye”, salt silahların sustuğu Türkiye değildir; sözün de eleştirinin de tam özgür olduğu Türkiye’dir. İnsanların düşünce açıklamaktan korkmadığı, gazetecinin yazmaktan çekinmediği, bilim insanının araştırdığı, karşıtın eleştiri nedeniyle hapse atılmaktan endişe etmediği Türkiye’dir. Çünkü hukuk devleti, iktidarın yurttaşa lütfu değil; yurttaşın iktidar karşısında güvencesidir. T. Ertürk’ün hiçbir sözü yalanlanamamıştır; tutuklu yargılamanın CMK m.100’deki hiçbir koşulu yoktur. Kavala 9 yıldır hapistedir. Siyasal islamcı AKP/RTE iktidarı demokrasi treninden çoktaaan inmiş ve meşruluğunu yitirmiştir; bu net bir tarihsel olgudur! Peki rota?

Asıl soru: Hukuk, neden iktidar elinde pervasızca silah, “LAWFARE” olarak kullanılıyor? AKP’nin hedefi ne?

Bu soruya bilimsel-akılcılıkla yanıt veremiyorsak; sorun artık, sayıları yüzlere varan tek tek davalarda değildir.

Sorun; hukuk devletini bilerek yıkan, ağır bunalım yaratan, tüm uyarılara kapalı, giderek baskıcılaşan iktidardır. Mazlum gazilere kolluk şiddeti utanç verici, yüz kızartıcıdır. İktidar, açıkça sağduyusuz ve tümden usdışı (irrasyonel) politikaları saf beceriksizlikten sürdürüyor olamaz! Bir yandan karşıt kitleleri siyaset dışına itmek (de-politizasyon), bir yandan da halkın sabrını taşırarak sokağa dökmek!? Sonra da kurgulu yoksullaştırma, yaygın-ağır kolluk şiddeti, yaralanmalar, belki birkaç ölüm, RTE’ye göre “Birkaç kelle”(!) ve OHAL! Oyun bu mu? Peki sonra? Paspas anayasada Kürt yurttaşı temsil etmeyen DEM desteğiyle 20. kez yoz değişiklik ve 1876’ya dönüş mü? Zerrece gerçekçi ve etik mi; apaçık dışgüdümlü ve distopik değil mi? Çareyi, Amasya Genelgesinde, 22 Haziran 1919’da M. Kemal Paşa yazmıştı, gene geçerlidir: “Ulusun yaşamını, ulusun azim ve kararlılığı kurtaracaktır.” Bu amaçla, ülke ve ulusun parçalanmasına karşı tüm ulusal güçler tez elden birleşmeli ve ulusu uyararak örgütleyip ayağa kaldırmalıdır!

Yazarın Son Yazıları

Çok katmanlı bunalım

Türkiye neden eşzamanlı hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim, güvenlik, çok katmanlı-çok ağır bir toplumsal güven bunalımı yaşıyor?

Devamını Oku
08.10.2026
Çürüme...

Turizm Bakanı Ersoy’a ait Maxx Royal Bodrum’daki ağaçlık bölgenin yok edilip otel yapılması...

Devamını Oku
24.09.2026
Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!?

Türkiye çok kritik bir eşikte.

Devamını Oku
10.09.2026
Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?

AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu.

Devamını Oku
27.08.2026
Tarihsel eşik ve ulus devletin egemenlik bunalımı

103 yaşındaki TC, çok ağır egemenlik bunalımıyla yüz yüze.

Devamını Oku
13.08.2026
‘Çerçeve yasa’ neyin çerçevesi?

Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde.

Devamını Oku
30.07.2026
Bağımsızlığın ipoteği: NATO’nun kanlı mirası ve Türkiye’nin egemenlik sınavı

Atatürk’ün dış politikadaki altın anahtarı çok nettir...

Devamını Oku
16.07.2026
Yapay zekâ ve sağlığımız: Bir umut mu, bir risk mi?

Yapay zekâ (YZ), tıp uygulamasını ve halk sağlığı yönetimini kökten değiştirme gücüne sahip, kuşkusuz en güçlü devrimsel ve çağcıl araçlardan biri.

Devamını Oku
02.07.2026
2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026
Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Küresel haydutluk ve yeni dünya eşiği

Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.

Devamını Oku
12.03.2026
Çocukluk rehin, geleceğimiz yitik

Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.

Devamını Oku
26.02.2026
Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025