Genelge ile dayatılan teokrasi
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Genelge ile dayatılan teokrasi

22.01.2026 09:56
Güncellenme:
Takip Et:

"Laiklik, devletin dinsel bir meşruiyete dayanmamasıdır. 

Devletin dinsel bir dünya görüşünü dayatması, hukuk devletinin sonu, totalitarizmin

başlangıcıdır."

Prof. Dr. Bülent TANÖR (Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Yapı Kredi Yay).

Son YÖK genelgesi (12.01.2026), ne denli süslenip sündürme yorumlarla gerekçelendirilmeye çalışılsa da düpedüz Anayasanın özüne ve pek çok pozitif kuralına (maddesine) aykırıdır. 

Özellikle md. 24/son tartışmasız çok nettir, açıkça emredicidir (buyurucudur) : 

  • "Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa,

din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla 

her ne suretle olursa olsun, dini veya dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez  ve kötüye kullanamaz." 

YÖNETSEL İŞLEMİN (İDARİ TASARRUFUN) ANAYASAL SINIRLARI VE LAİKLİK

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde özellikle perçinlenen “Laiklik” ilkesi,  yalnızca yalın (basit) bir din-devlet ayrımı değil; hukuk normlarının kaynağının us, bilim ve  sürekli değişen dünya - toplum gereklilikleri -Seküler- olması zorunluluğudur. 

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) tüm üniversitelere gönderdiği, eğitim saatlerini Cuma namazına göre uyarlamayı “buyuran” genelgesi, İdarenin "hizmetin gerekleri" yerine "dinin gereklerini," 

-giderek bir mezhebin şeriatını!- temel aldığını göstermektedir. Bu ciddi sorunun,  söz konusu yönetsel işlemin (idari tasarrufun) Anayasal düzlemdeki yıkımını irdeleyelim:

HUKUKSAL İRDELEME: NORMLAR KATMANLANMASI (HİYERARŞİSİ) VE İSTİSMARIN REDDİ 

YÖK genelgesinin gerekçesi olarak sunulan "ibadet hürriyeti" savunması, Anayasa md. 24  koruma kalkanı ardına gizlenmiş bir Anayasa çiğnemidir (ihlalidir); yaptırımı TCK md. 309’dur.

Madde 24 ve sınırları: Yazımızın başında aynen verdiğimiz Anayasa’nın 24. maddesi  tapınç özgürlüğünü (ibadet hürriyetini) güvence altına alırken, son fıkrasında devletin  temel düzeninin bir ölçüde de (kısmen de) olsa din kurallarına dayandırılamayacağını “her ne suretle olursa olsun“ diyerek mutlak bir dille yasaklar. 

Ek olarak Anayasa md. 14, temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasını açıkça yasaklar:

“Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.”

Demokratik Hukuk Devleti olan Cumhuriyetimizin olmazsa olmazı, kilit taşı Laiklik kurumu Anayasa’nın Başlangıç, maddeler 2, 13, 14, 24, 42, 68, 81, 103 ve 174 ile özen ve bilinçle, sistematik olarak korunmaktadır. Anayasada laiklik kadar çok sayıda maddede anılan ve bu denli geniş bir koruma kalkanı ile çevrelenen bir başka kurum veya ilke bulmak oldukça güçtür. 

Ülkemizde konu Anayasa Mahkemesi önüne yargısal denetime doğrudan götürülmemiştir. 

Bir türban davasında AYM, laiklik ilkesinin din ve vicdan özgürlüğünü engelleyici biçimde yorumlanamayacağını belirtmiştir. Devletin, bireylerin dinsel inançlarını yaşayabilmeleri için  uygun ortamı sağlama (pozitif yükümlülük) görevi olduğunu vurgulamıştır. Hukukçular, cuma namazı veya günlük namaz vakitlerine göre mesai düzenlemesi istemlerinde, bu kararlara şu iki kavram nedeniyle gönderme (atıf) yaparlar:

  1. Makul uyum (Reasonable accommodation): İdarenin, hizmeti aksatmadan bir çalışanın dinsel edimini yerine getirmesine olanak sağlayacak esnekliği, örn. öğle dinlenmesini namaz vaktine kaydırmak gibi.. göstermesi beklentisidir. Ancak pek çok kamu/özel hizmet kesintisizdir.
  2. Pozitif yükümlülük: Devletin salt karışmama değil, tüm hakların kullanılabilmesi için kolaylaştırıcı önlem alma ödevi. Türkiye’de camisi-mesciti.. olmayan kamu kurumu yok!

Ancak unutulmamalıdır ki AYM, bu hakların "kamu hizmetinin yansızlığı ve sürekliliği" ile çatıştığı noktada Yönetimin (İdarenin) takdir yetkisini saklı tutmaktadır. 

Danıştay’ın, YÖK genelgesine koşut Başbakanlık genelgesi için (08.01.2016 tarihli “Cuma İzni konulu, mesai saatlerinin Cuma namazına göre ayarlanması” nın iptali istemi) “red” kararı vardır (Esas No: 2016/598, Karar No: 2017/2437, Tarih: 07.06.2017).

Danıştay İDDK, 2016/598 E. Cuma Namazı Mesaisi, “Düzenleme Hukuka Uygun

***

YÖK GENELGESİNİN HUKUKSAL NİTELİĞİ: YOK HÜKMÜNDEDİR!

YÖK Genelgesi tam da tipik olarak “laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyet”tir! 

Kamu kurumu olan üniversitelerin çalışma ve eğitim saatlerinin tek bir dinin bir mezhebine (yorumuna) dayalı ritüeline göre İdare genelgesi ile düzenlenmesi, hukuk kurallarının dinsel hatta dinci kaynağa bağlanmasıdır. Başka inançların istemleri nasıl karşılanacaktır? Kamu düzeni yıkılır!

Yetki ve görev: Danıştay yasası md. 24. uyarınca, ülke çapında uygulama alanı bulan bu tip düzenleyici işlemlere karşı yargı yolu / ilk derece mahkemesi doğrudan Danıştaydır. Yönetsel (İdari) yargı sisteminde, YÖK’ün akademik özerkliği / Anayasa md. 130) göz ardı (by pass) ederek genel bir dinsel -hatta dinci!- kural koymaya kalkışması, hukuksal belirlilik ilkesine aykırıdır ve yetki aşımıdır. 

Yargıtay 2014/19591 E. Namaz Molası Süresi, Ara dinlenmesi sayılır (Mesaiye dahil değil)

AİHM 28790/08 (Sessa), Dini Takvim Uyumu: Karar, Devletin Takdir Yetkisi.

AİHM 55170/00 (Kosteski), Namaz ve Disiplin : Karar, İhlal Yok (Kurallara Uyulmalı)

***

YÖK’ün böyle bir düzenleyici işlem yapma yetkisi 2547 sayılı yasada yoktur; söz konusu genelge, yetki zoralımı (gaspı) olup, Anayasa md. 6 ve 11’i açıkça çiğnediğinden, ''yok hükmündedir!''

AKADEMİK ÖZERKLİK VE KARŞILAŞTIRMALI ÖRNEKLER

Siyaset bilimi yazınında (literatüründe) bu tip karışmalar (müdahaleler), "devletin ideolojik aygıtları" aracılığıyla kamusal alanı dinselleştirme / dincileştirme çabası olarak görülür.

  • Akademik özerkliğe karışma (müdahale), Anayasa md. 130: Üniversiteler, kendi ders programlarını Senatoları aracılığıyla yapma yetkisine sahip tüzel kişilikli özerk kurumlardır. YÖK’ün bu yetkiyi merkezi ve tekelci bir buyrumla (talimatla) "dini saatlere" ayarlama dayatması, akademik özgürlüğün idari işlemle açık çiğnemi ve vesayet altına alınmasıdır.
  • Dünya örnekleri: Fransa’da Laicite ilkesi gereği, devlet okullarında ve üniversitelerde dinci takvimin kamu hizmeti akışını etkilemesine izin verilmez. Eğitim, tümüyle seküler bir takvimle yürütülür.
  • ABD: "Establishment Clause" uyarınca devletin herhangi bir dinsel töreni (ritüeli) desteklemesi yasaktır. Üniversitelerde bireysel tapınç (ibadet) hakkı korunur ancak ders saatlerinin dinsel vakitlere göre merkezi olarak durdurulması, "devlet-din ayrımı" (Separation of Church and State) ilkesinin çiğnemi (ihlali) sayılır.
  • İran: Dinci darbe sonrası (1979) eğitim sisteminde tüm ders saatleri namaz vakitlerine göre düzenlenmiş, bu durum bilimin seküler yapısını yıkmıştır. Türkiye’nin bu sapkınlığa savrulması, Anayasa'nın en azından "Başlangıç" ilkelerine ve değiştirilemez ilk 4 maddesine ihanettir.

KAMU SAĞLIĞI VE TIP ETİĞİ: HİZMETİN SÜREKLİLİĞİ

Bu çağ dışı ve uygar-çağcıl hukuka aykırı ortaçağ genelgesinin tıbbi sonuçları göz ardı edilemez.

  • Hizmetin kesintisizliği ilkesi: Tıp fakültesi hastaneleri ve eğitim birimleri bir bütündür. Ameliyathane programları, yoğun bakım nöbetleri ve uygulamalı eğitim süreçleri  ussal bir iş akışına dayanır. Bu akışın dinsel bir gerekçeyle durdurulması veya ertelenmesi,  kamu hizmetinin etkinliğini ve hasta güvenliğini (Anayasa md. 56 - Sağlık Hakkı) tehlikeye atar.
  • Tıp eğitimi ve bilimsel disiplin: Hekim adaylarına öğretilen ilk kural, bilimin nesnelliğidir.  Eğitim saatlerinin dinci (teokratik) bir dayatmayla değiştirilmesi, geleceğin hekimlerinin bilimsel öncelik algısını zedeler. Evrensel etik ilke “önce zarar ver-me!” dışlanabilir.

SONUÇ: GENELGE İLE DAYATILAN TEOKRASİYE KARŞI HUKUK DEVLETİ

Danıştay yasası md. 24. uyarınca, ülke çapında uygulama alanı bulan bu tip düzenleyici işlemlere karşı yargı yolu doğrudan Danıştay’dır. YÖK'ün bu ilkel genelgesi, basit bir "saat düzenlemesi" değil, laik hukuk devletinin Anayasal omurgasına yönelik bir operasyondur. Genelge, eğitimin zaman çizelgesini - mesai/ders saatini aktif bir biçimde dinsel bir ritüele göre değiştirmektedir. Bu, "pasif bir simge" değil, kamu hizmetinin işleyişine yapılan aktif ve kurumsal bir müdahaledir. (AİHM, Lauten v. İtalya) Anayasa md. 2’deki laiklik, md. 10’daki eşitlik ve md. 130’daki yönetsel özerklik ilkeleri bu genelge ile açıkça yok edilmektedir. Prof. Sami Selçuk'un vurguladığı gibi, hukukun üstünlüğü ilkesi gereği; bu tip anayasa dışı yönetsel işlemlerin (idari tasarrufların) yargı yoluyla iptali, salt hukukçuların değil, tüm aydınların tarihsel sorumluluğudur. (Yargıtay 1. Başkanı olarak, 6 Eylül 1999 ünlü Adli Yıl Açılış Konuşmasından.)

Genelge geri çekilmelidir. 

Türkiye gündeminin her bakımdan altüst oluşunu (edilmesini!) fırsatçılıkla kullanmak etik dışıdır.

Bu YÖK genelgesi, idari yargıya YD (yürütmeyi durdurma) istemli olarak iptali için gecikmeden taşınmalıdır. Öncü yükümlülük Türkiye Barolar Birliği, Türk Hukuk Kurumu’nundur. Herhangi bir yurttaşın yurttaş sıfatıyla dava açma hakkı vardır (Menfaat İhlali, “Locus Standi” ilkesi, actio popularis).

ABD kurucularından ve 3. Başkan Thomas Jefferson’un tarihsel uyarısı ile bağlayalım: 

"Din ve Devlet arasında aşılmaz bir duvar örülmelidir. Bu duvar, hem devletin dine karışmasını hem de dinin devlet aygıtını ele geçirmesini engelleyen biricik güvencedir." (1802)

Kaynaklar

  1. T.C. Anayasası. Maddeler 2, 6, 10, 11, 13, 14, 17, 24, 42, 56,130, 174….
  2. Danıştay 8. Daire Kararları. Üniversite özerkliği ve düzenleyici işlemler üzerine örnek kararlar.
  3. Kelsen, H. Saf Hukuk Kuramı - Normlar Hiyerarşisi üzerine. Çev. E. Uzun, Nora Kitap, 2021.
  4. AİHM Kararları: Lauten v. İtalya (Sınıflarda dinsel simgeler ve laiklik tartışması). Büyük Daire kararı : “Okulda Haç vb. dinsel simgeler takma yasağı AİHS’ne aykırı değil.”) 18 Mart 2011.
İlgili Konular: #Laiklik #genelge

Yazarın Son Yazıları

Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025
Tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkı

Tutuklu ve hükümlülerin sağlık hakkı

Devamını Oku
10.04.2025
Çürüyen AKP rejimi ve meşru direniş

Çürüyen akp rejimi ve meşru direniş

Devamını Oku
27.03.2025
14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

14 Mart’ın 198. yılı: Çökertilen sağlık sistemi

Devamını Oku
13.03.2025
Artan aşı reddi ve devletin ivedi yükümü

Artan aşı reddi ve devletin ivedi yükümü

Devamını Oku
27.02.2025
2024 nüfus verileri ve demografi politikamız

2024 nüfus verileri ve demografi politikamız

Devamını Oku
13.02.2025
32. Adalet ve Demokrasi Haftası kapanırken...

32. Adalet ve Demokrasi Haftası kapanırken...

Devamını Oku
30.01.2025
Beştepe’de bir mitralyöz

Beştepe’de bir mitralyöz

Devamını Oku
16.01.2025
AKP=RTE’nin 22 bin 104 TL planı ve sakladıkları

AKP=RTE’nin 22 bin 104 TL planı ve sakladıkları

Devamını Oku
02.01.2025
Sağlık bakanının öfke patlaması!

Sağlık bakanının öfke patlaması!

Devamını Oku
19.12.2024
Aile hekimleri ne istiyor?

Aile hekimleri ne istiyor?

Devamını Oku
05.12.2024
Efendiler, çalınanlar Hazine’ye geri konacak!

Efendiler, çalınanlar Hazine’ye geri konacak!

Devamını Oku
21.11.2024
‘Erdoğan’ın çaresizliği’ tehdidi

‘Erdoğan’ın çaresizliği’ tehdidi

Devamını Oku
07.11.2024
Yenidoğan Çetesi'nin anlamı

Yenidoğan çetesinin anlamı

Devamını Oku
24.10.2024
Genel Sağlık Sigortası (GSS)

Genel Sağlık Sigortası (GSS)

Devamını Oku
10.10.2024
Toplumun akıl sağlığı alarm veriyor!

Toplumun akıl sağlığı alarm veriyor!

Devamını Oku
26.09.2024
Çürüme, çöküş ve Erdoğan’a çağrı

Çürüme, çöküş ve Erdoğan’a çağrı

Devamını Oku
12.09.2024
Cumhuriyetin yargıcı mı, molla kadı mı?!

Cumhuriyetin yargıcı mı, molla kadı mı?!

Devamını Oku
29.08.2024
Ahmet Saltık yazdı...

23 yıllık AKP darbeciliği ve yıkımı

Devamını Oku
15.08.2024
Heybeliada konferansımız: Lozan Barış Antlaşması’na tehditler

Heybeliada konferansımız: Lozan Barış Antlaşması’na tehditler

Devamını Oku
01.08.2024