Ahmet Hakan’a sormak istediğim bazı sorular

Ahmet Hakan’a sormak istediğim bazı sorular

17.01.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Ahmet Hakan Türkiye’nin tüm çelişkili konularına her gün parmak basıyor. Birkaç kampa bölünmüş bir Türkiye’de polemiğe açık konulara dalıyor. Hedefi, orta yolu bulmak, kanamayı durdurmak. Sonuçta da birilerini düşündürüyor, birilerini kızdırıyor, birilerine “işte bu”, öte yandan başkalarına da bazen “Hadi canım sen de!” dedirtiyor.
Ama bir şey kesin: Ahmet Hakan Türkiye’nin en çok okunan 2-3 köşe yazarından biri. Ben de onu her gün okuyorum. Bazen doğru söylemiş diyorum, bazen kızıyorum. Kendine has vurucu, ilginç özetleri, madde madde sıralama seçimleri, özledikleri-sinir oldukları tarzından listeler de uzayıp gidiyor.
Ahmet Hakan günümüz lügatında “eski Türkiye” ve “iktidarın Türkiyesi” arasında çarmıha gerilirken, uzlaşması güç konular arasında dil seçimi ve mantık kullanımı açısından bazen zorlanıyor. Son günlerde değindiği iki konuda olduğu gibi...
Bir yanda Ayasofya’da çekilen malum bale fotoğrafı, diğer tarafta Deniz Çakır olayı.
Leyla Alaton, Ayasofya Müzesi’ni (Dikkat edin: Müze!) gezerken, Instagram’dan bir balerin pozu paylaşmış, ardından bir fırtına kopmuştu. Olay çıkarma fırsatı arayanlar ortalığa dökülüp yine ağır tepkiler vermişlerdi. Ahmet Hakan, Alaton’a köşesinden olayın neden alevlendiğini anlattı: Ayasofya’nın muhafazakâr kesimin kanayan yarası olduğunu, “kırılgan, katmanlı duygusal” olarak nitelendirdiği durumları... Ama köşesinde de bu fotoğrafı yayımlamaktan çekinmedi. Böylece Alaton’un sildiği bu fotoğraf, çok daha geniş kitlelere ulaşmış oldu! Tabii öncelikle insanın aklına “Neden Ayasofya’da namaz ısrarı?” sorusu geliyor. Mesela Hıristiyan bir ülkedeki bir camide, “Biz burayı kendi ayinlerimize açacağız” deseler, bu çok hoşumuza gider mi? Türkiye’de cami eksikliği mi var? Bir bale figürü, bu kadar mı provokatif geliyor? Neyse geçelim, Ahmet Hakan orada özetle “bunlar cıslı konular Leyla Hanım, aman lütfen dikkat” demiş oluyor, nezaketle.
Sıra geliyor ikinci konuya, Deniz Çakır olayı. Ahmet Hakan: “Deniz Çakır adlı dizi oyuncusu bir eleman var. Fazla alkol aldığında dağıtmaya temayülü olduğuna dair onlarca haberin konusu olmuş bu elemanın, yine alkol aldığı bir günde başörtülü kadınlara salça olduğuna dair bir iddia ortaya atıldı.Şimdi herkesten önce Ahmet Hakan’a soruyorum: Burada kullandığı üsluptan memnun mu? Özeleştiri yaptı mı? “Dizi oyuncusu eleman-salça-alkol” vs, bu aşağılayıcı üslubu, üstelik böyle bir gerginliğe taşınmış konuda bir kişiyi hedef tahtasına koyarak kullanmış olmaktan mutlu mu? Gazetelere köşe yazıları “yetiştirilir”. Herhalde o acelelere kurban gitti bu kelimeler diyelim. Büyük ihtimalle zaten çok zor olan bu mesleği, İstanbul’da tutunmaya çalışarak, 1001 özel hayat sorununu aşmaya çalışarak yapan genç bir hanımefendi ile görüşmeden tek yönlü bir karalamaya bence girişmemeliydi. Nitekim Çakır suçlamaları yalanlayarak, doğrularını sıraladı. Ama çamur sıçramıştı bir kere. Aynı Ahmet Hakan, üç gün önce “Türbanlı kadının içkili kafede ne işi var?” diye bir özel bölüm kaleme alarak, Deniz Çakır’a destek olmak için bu soruyu soranlara kendi mantığının sesinden birçok yanıt verdi. “Belki şaşırtmak istiyordur-şaka yapıyordur- çelişki seviyordur-keyfimin kâhyası mısın demeye zemin hazırlatmak için gitmiştir-tebliğ yapacaktır.” Bunların her biri, alkollü mekâna giden bu kişileri aklayan bakış açıları (“belki tebliğ yapacaktır” provokasyonu hariç)... İyi de mesela buna benzer uzlaştırıcı, hoşgörülü mantıktan bale fotoğrafımız hiç nasibini almıyor. Aynı mantıkla o balerin ve fotoğrafı çeken “belki o muhteşem mekânda bir klasik bale figürünün nasıl duracağını görmek istemiştir, belki komşu Aya İrini Kilisesi’nde Devlet Opera ve Balesi’nin verdiği açılış konserlerinden farklı bir ortam görmemiştir, belki spontan olarak içinden gelmiştir” şeklinde sayılabilecek mantık kurgularını göremiyoruz Ahmet Hakan’dan.
Olayın mantık özeti şu: Zaten toplumda dayatılan hep tek yönlü bir yaşam tarzı baskısı var. Hep muhafazakâr yaşam tarzlarına ve gereklerine hoşgörüyle bakmamız isteniyor, ama bu yazıya sığmayacak kadar uzun bir şekilde aynı açıklık laik-özgür yaşam tarzlarına gösterilmiyor. Toplumda estirilen rüzgârla, hep aynı kesimin sesi dinlenip, “demokratik hoşgörü” yalnız onlar için kullanılıyor. Zaten yıllardır tekrarlıyorum: Altımızdaki halı çekilirken, maalesef CHP bile tüm bu süreçte hep “Aman nü heykel-resim savunmayalım, bizi sapık zannederler”, “Aman alkol yasaklarına karşı çıkmayalım, sonra bizi alkolik zannederler” şeklinde uzayıp giden bir tutucu mahcubiyet sürüp gidiyor yıllardır.
Sonuçta Ahmet Hakan, CHP’ye gidip “Binali Yıldırım üzerinden kampanya yapmayın, projelerinizi anlatın” derken kendi mantığının pozitif siyaset önerisini yansıtmış oluyor. Ama ben onun yerinde olsam, en azından günün 2. manşeti olarak “Binali Bey, Meclis Başkanı olarak size yakıştı mı anayasayı çiğnemek? Şu adaylığı bir daha düşünün veya istifa edin başkanlıktan” diye eleştirirdim. Veya protokol yeri savaşları komedyası devreye girdiğinde yine Yıldırım’ı sıkıştırırdım. Haksızlık yapmayayım, buna benzer bazı yazıları Hürriyet’te gündeme taşıyor, ama fazla orta yollu olarak!
Deniz Çakır’ı, hele kendisini dinlemeden infaz etmek kolay. Bale fotoğrafını manşet yapmak kolay. Ama günlük köşe yazarlığı insana başka sorumluluklar yüklüyor. Ben yine de Ahmet Hakan’ı her gün (çarşamba hariç!) okumaya devam ediyorum.  

Yazarın Son Yazıları

Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025
‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

Devamını Oku
10.04.2025