Bayram yerli, gerekçe yabancı
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Bayram yerli, gerekçe yabancı

10.08.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Önümüz bayram, şimdiden kutlarım.
Her bayramda “9 gün tatil” tartışması ortaya atılır; genelde de tatil uzatılır. Bu kez olmadı. Olmaması bir yana; arka planda yaşanan tartışmalar, her fırsatta maneviyattan, bayramların buluşturucu işlevinden, ailenin öneminden söz eden iktidarın karar süreçlerine hangi sosyal güçlerin, hangi maddiyatçı dinamiklerin etki ettiğini anlamak açısından da epey öğretici hale geldi. Bugün buna bakalım.
Türkiye’de devletin şirketleşmeye, şirketlerin de devletleşmeye başladığı bir süreç yaşanıyor. Bunun açık kanıtlarından biri de, şirket sahiplerinin bakan olarak atanması. Yeni sistem, bir başarı hikâyesinin ancak “özel çıkar” hedefi güden kesimlerden çıkabileceğini düşünüyor. Tur şirketi, özel hastane, holding ya da özel okul sahipleri bakan olarak bu nedenle atanıyor.
Yeni Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da böyle bir isim. İsim yapmış bir tur şirketi sahibiyken bakan olarak atandı. Ve bayram tatilinin uzatılmamasıyla ilgili tartışmada en çok onun söyledikleri akılda kaldı. Ne diyordu Bakan Ersoy özetle: 9 gün olmasına gerek yok; otelci arkadaşlardan öğrendim; zaten oteller dolu Bodrum’da.
Gelelim gerçekliğe: Türkiye’de halkın çoğunluğu emeğiyle geçiniyor. Daha doğrusu, geçinemiyor. Özel sektörde çalışanlar çoğu zaman yıllık izinlerinin tamamını kullanamıyor. İzinlerini tarlada, bahçede çalışarak ya da ek gelir yaratmaya uğraşarak geçirenleri de bu tabloya ekleyelim. Yani izin demek, tatil demek değil ülkemizde. 9 günlük bayram tatilleriyse hem bu durumu az da olsa telafi ediyor, hem de zaten göç halinde bir ülke olduğumuz, çoğumuz doğduğumuz yerde yaşamadığımız için, uzaktaki aileye, akrabaya, vefat eden yakınların mezarlarına ziyaret için fırsat yaratıyor. TÜİK’in adrese dayalı nüfus istatistiklerinden bir örnek vereyim. Türkiye’de İstanbul nüfus kütüğüne kayıtlı kişi sayısı sadece 2 milyon 540 bin 686. Yani bu şehrin nüfusunun çoğunluğu göçmen. Açık değil mi?

Kararlar kimler için?
Ama bayram tatili dendi mi yönetenlerin aklına sadece oteller geliyor. Kriter maneviyat, aile, akraba bağları değil; otellerin dolu olup olmaması. Paranın kudreti... Karar süreçlerinde halkın içinden gelenlerin, yani emeğiyle geçinenlerin, tatil yapmakta zorlananların olmadığı yerde belirleyicilik sermaye tekeline geçiyor. Maneviyatsa buna örtü yapılıyor.
Ya halkın gerçek şartları? Ülkemizde otellerde tatil yapabilenlerin toplam nüfus içindeki payı oldukça sınırlı. Yine TÜİK istatistiği vereyim. Geçen yıl seyahatlerimizin yüzde 70’inde aile, akraba ya da arkadaş evinde konaklamışız. Bu oran yaz sezonunda yüzde 66 olarak gerçekleşmiş. Geceleme sayısı içinde otellerin payıysa yüzde 8’i zor buluyor.
Seyahat amacına göre verilere de bakalım. 2018’de “yakınları ziyaret” amacıyla geceleme oranımız toplam turistik geceleme oranı içinde yüzde 69’luk bir paya sahip. Yani halkın çoğunluğu, iç turizm kapsamındaki seyahatlerini “yakınlarını ziyaret” amacıyla gerçekleştirmiş ve gittiği yerdeki akrabanın, ailenin, arkadaşın evinde kalmış. Ne oteli Allah aşkına? Ücretli çalışan halkın gelirinin üçte ikisi kiraya/konuta, ulaşıma ve gıdaya giderken hem de.
İyi de, “otellerdeki doluluk” nasıl sağlanıyor? Nasıl olacak, yabancı turistler sayesinde. Bakanlık verisine göre bu yılın ilk 6 ayında Türkiye’ye gelen turist sayısında yüzde 12 artış var. Türk Lirası değer kaybettikçe Türkiye’de yabancı turist olmanın maliyeti ucuzluyor, Türkiye’ye geliş cazipleşiyor.
Yabancı turistler ve durumu iyi olanlar otelleri doldurduğu için, ailelerini, yakınlarını, memleketlerini yılda ancak bir ya da iki kez ziyaret edebilen halkın çoğunluğunun ihtiyaçlarına bakmaya gerek yok. Bayram yerli; ama tatili iki gün uzatmama gerekçesi konuya da, halkın ihtiyaçlarına da yabancı.
Diğer yandan saptamamız sadece Turizm Bakanı’nın cümlelerine sıkıştırılmasın. Öncesinde sanayi sermayesi de tatilin uzatılmaması için epey bastırmış görünüyor. Sanayide kârlar hızla düşüyor; sermaye, emek maliyetlerini kısmaya çalışırken olacak iş mi! Bakın mesela TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murzioğlu ne demiş temmuzda: “İşçiler ister. Tatil yapacaklar ama benim işyerim duracak. Ben 9 gün primini ödeyeceğim... O tatili verdiğin zaman benden gidiyor. Emekçiler bunu ister ama işveren olarak ben istemem.” Kimin dediği oldu dersiniz?
Karar sürecinde otel sahibi var, fabrika sahibi var; peki ya halk? Çare Türkiye’nin elbette her alanda üretmesi, ama emekçinin de o üretimden payını, dinlenme hakkını alabilmesidir. Bayram tatili tartışmasına bir de bu açıdan bakalım.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021