‘Sadece ekonomi konuşalım’ siyasetsizliği
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

‘Sadece ekonomi konuşalım’ siyasetsizliği

17.11.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

24Haziran seçimlerinin üstünden neredeyse 4 aydan fazla zaman geçti. Ne diyorlardı? “Yeni sisteme geçilmediği için, bütün yetki tek kişide toplanmadığı, işler yavaş gittiği için bu sorunları yaşıyoruz”. Bir an önce yeni sistemi uygulamaya başlarsak sorunlar çözülecekti. Yani ekonomik iyileşmeyle siyasette önerdikleri yeni düzenin kaderini birbirine bağlamışlardı.
Tablo ortada. İşsizlik, hayat pahalılığı aldı başını gidiyor. Geçim dertleri yayılıyor. Sosyal gündem bu. Yeni sistemin yaldızları, yarım yılı doldurmadan döküldü.
Fakat bu yetmez, çünkü ötesi var. Anlamak için, AKP’nin değişmeyen stratejisine bakalım önce.
16 yıldır AKP için siyaset demek aynı zamanda ittifaklar demek. İttifaklar neye yarıyor? AKP, siyasal İslamcı geleneksel seçmen tabanının dışına doğru genişlemenin yollarını buluyor. Bu sayısal katkı. Ayrıca ittifak yaptığı siyasi ve sosyal güçler aracılığıyla kendi gündeminin ötesinde bir ideolojinin diliyle konuşuyor; böylece bir tür “cephe siyaseti” oluşturuyor. İlk yıllarda liberallerle kurulan ittifak da, 7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana izlenen “milliyetçi cephe” siyaseti de bu çerçevede anlamlı. Siyasi alanı iki tercihe doğru daraltıyor cephe siyaseti aracılığıyla. Ve bu sayede de kendisini yine kendi oluşturduğu iki siyasal kutuptan birinin tek temsilcisi konumuna oturtuyor.
Bu “cephe siyaseti”nin bir katkısı daha var iktidara: İzlenen siyasetin sadece AKP’nin çıkarıyla ilgili olmadığı, tehdit algılarıyla ilgili teşhislerin AKP dışı güçlerce de paylaşıldığı izlenimi veriliyor. Kendisini böylece genel çıkarın temsilcisi konumuna yerleştiriyor. “Mesele parti meselesi değil, ülke meselesi” mesajını yayıyor. Ve yine bu sayede kendi ittifakları içinde yer almayan diğer kutbu “suçlu” olarak kodluyor, siyaset alanını daraltıyor.
İlk yıllarda liberal ittifakın dışında kalanlar
o dönem “darbeci, vesayetçi, bürokratik oligarşi” güçleriydi; bugün “milliyetçi cephe” ittifaklarının dışında kalanlar da “hain, bölücü, terörist”. Bu strateji sayesinde daimi “tehdit” algısını canlı tutuyor; “ben gidersem devlet çöker” propagandasına zemin açıyor. Tutuyor mu? Fazlasıyla.
Hâkim ittifak dışında kalan muhalif milyonların kendilerini rahatlıkla ifade edememesi; muhalefetin ihanetle, suçla özdeş kılınması; muhalefet kadrolarının propaganda imkânlarının giderek kısıtlanması; toplumun korkularla susmayı; siyasetten uzaklaşmayı tercih etmesi; karşı siyasetin söylem alanının daraltılması da sonucu oluyor.
“Yüzde 50 - yüzde 50” yarılmasının kurumsallaşması, iktidarın böyle geniş bir temsil gücüne kendisini yerleştirmesi bu 16 yıllık ittifaklar stratejisiyle yakından ilgili. Bu strateji çoğu zaman ekonominin önünde bir siyasi gündem belirlemeye yaradığı gibi, halkı da ekonomiyi, ekonomik sorunları bu siyasi ana söylem etrafında yorumlamaya çağırıyor. “Ekonomimize saldıran dış güçler, ekonomik kurtuluş savaşı, büyümemizi istemeyen iç mihraklar” söylemi bu ana siyasi cepheleştirme stratejisinin çevresinde inşa ediliyor. Havalimanı için “zafer abidesi” vurgusu da bunun uzantısı.
Sözün kısası, AKP için “ittifaklar siyaseti”nin hizmetinde olduğu bir ana strateji olmazsa olmaz.
Fakat muhalefet meseleyi ısrarla ekonomi alanına sıkıştırıyor, ekonomi dışında bir konu gündeme geldiğinde bunu hemen “gündem değiştirme” olarak görüyor. Ekonomi ile siyaseti birbirinin zıt kutuplarına yerleştirmenin sonuçları bunlar. Yanlış, hem de çok. “Sadece ekonomi konuşalım” demek, AKP’nin siyasi ittifaklarla tabanını genişletme stratejisinin önemini yok saymaya; burada zaafları belirmişken buna karşı bir strateji ve ittifaklar siyaseti kurmamaya ve “ekonomi kötüyse seçmen cezalandırır” kolaycılığına yol açıyor. Yetmez. 24 Haziran’dan sonra AKP yeni sürece sadece ekonomik sorunlarla değil, ittifaklar siyasetindeki krizlerle ve ittifakını birleştiren ideolojik tutkaldaki (millilik) aşınmalarla gidiyor. Ve henüz bu üç alandaki sorunları giderecek bir yeni strateji geliştirebilmiş değiller. Kuşatıcı bir strateji bulamadıkları sürece korkutmaya, sindirmeye dayanacakları ise kesin gibi.
İktidarın siyaseti iki kutup etrafında belirleyen ama aşınma potansiyeli de açığa çıkmış stratejisini kıracak ve karşısına kendi siyasi zıtlığını yerleştirecek, ekonomi başta olmak üzere ülke sorunlarının bu zıtlık etrafında politikleştirilmesini, açıklanmasını sağlayacak bir ana strateji gerekiyor önce muhalefete. Bu olmadan “sadece ekonomi konuşsak yeter” çizgisini güçlendirmek, olsa olsa siyasetsizliğe hizmet ediyor. Gören var mı? Emin değilim.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021