Kutu gibi çok şık bir stat. Tribünlerde semtin coşkun taraftarları. Beşiktaş maçına denk gelmiş bir açılış maçı. Önce Elazığ depreminde kaybettiğimiz canlarımız için sahalarımızda pek rastlamadığımız düzgünlükte bir saygı duruşu. Ve ardından karşılaşmanın ilk düdüğü; dönen top. Moralsiz, özgüvenini yitirmiş Beşiktaş takımının başında Şenol Fidan var. Tek sürpriz 19 yaşındaki Rıdvan’ın Caner’in yerine sol bekte olması. Dört pasın üçünü rakibe atan Diaby bile sahada ama Oğuzhan kenarda. Hakem Göçek’in göremediği(!) fauller de Beşiktaş’ın bir diğer şanssızlığı. Daha 6. dakikada Diaby’e ceza alanına girerken atılan tekme mesela, gören yok. Göztepe’nin ilk golü de Beşiktaş’a verilmesi gereken kornere aut kararı çıkmasının ardından oluyor. Golde Douglas’ın adamını kaçırması da cabası. Ve penaltı yasağı(!) kalkıyor; Beşiktaş da penaltı kazanıyor. Skor 1-1’e geliyor fakat Beşiktaş savunmasının dağınıklığı Göztepe’ye 2. golün de yolunu açıyor. Oysa ki Gözgöz’ün de defansı iyi değil. Ne var ki bunu değerlendirecek bir baskısı yok Kartal’ın. Olduğunda da son tercihler hep yanlış. Boyd mesela bu kadar mı beceriksizlik olabilir? Aslında genel moralsizlik herkesi fena etkilemiş. Şenol Hoca son bir hamle olarak Gökhan Gönül ve Caner’i alıyor oyuna. Oyuncuların yerleri bir kez daha değişiyor. Artık Beşiktaş savunmayı bırakmış, beraberlik golü peşinde, İzmir ekibi ise skoru koruma derdinde. Göztepe ceza alanı ana baba günü gibi. Ama Beşiktaşlılar top ezmekte adeta birbirleriyle yarışıyor. Gole 84’te çok yaklaşıyor Siyah-Beyazlılar. Eğer Burak topu Beto’nun üstüne vurmak yerine çok müsait durumdaki arkadaşına verebilse... Ama son saniyede Burak’ın vuruşu da iyi Beto’nun kurtarışı da. Sevinen Göztepe, hüsran Beşiktaş’a… Aslında yanlış kurulmuş takımla doğru futbol bu kadar. Umutlar yeni Hoca’da.
Yazarın Son Yazıları
Maçın en kötü başlayanı uydurduğu faul düdükleriyle orta hakemdi.
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.
Önde presle rakip alanda topu tutabilme, savunmadan güvenli çıkışlar, kanatların iyi çalışması Beşiktaş’ın artılarıydı
Beşiktaş’ın son mali kongresi kulüpte işlerin hangi noktalara vardığının bir göstergesi maalesef.
Beşiktaş baskılı ve enerjik başlıyor ve 2 golle öne geçiyor. Ama VAR’ın işgüzarlığıyla, hakemin sarı kartı kırmızıya dönüyor, Orkun gereksiz hareketi yüzünden atılıyor ve Kartal 10 kişi kalıyor.
Bu ligin şaibeli olduğunu zaten hep biliyorduk.
Maçın hemen başında Toure’nn soldan top sürerek ceza alanına girişi, Cerny’nin yerden topu uzatışı ve Cengiz’in net vuruşuyla Beşiktaş Kasımpaşa karşısında öne geçiyor.
Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım.
Süper Lig’i yayıncı kuruluş mu yönetiyor?
Zafer sarhoşluğu içindeyiz.
Maç yazımda “Fırsat kaçtı” başlığını atmıştım.
Fırsat kaçtı
Galatasaray derbinin favorisiydi. Ama belli ki Liverpool maçının yorgunluğu vardı.
Bitmeyen çilemiz bizim bu; tribünlerin küfürlü sloganlar nedeniyle sürekli ceza yemesi.
MHK’nin görevi iyi hakem yetiştirmek ve o iyi hakemleri adaletli bir şekilde maçlara vermek değil midir?
Garabetler ülkesiyiz; anımsarsanız 2004’te tekrarlanan Çaykur Rize-Fenerbahçe maçı ocak transferleri de kullanılarak oynanmıştı.
Beşiktaş-Başakşehir maçından çıktım koşa koşa eve geldim.
Bakın Erkek Milli Basketbol Takımımızın oyuncusu Kenan Sipahi, Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale çıkma başarısı gösterildikten sonra “Biz saha içinde ve saha dışında birlikte zaman harcamaktan çok zevk alıyoruz” diyor.
Sürekli dön dolaş aynı noktaya geliyoruz.
Bravo bildiniz, Ole Gunnar Solskjaer Beşiktaş’ı şampiyon yapamadı.
Karşınızda çok zayıf bir takım da olsa siz oyun kuramaz, topu rakibe verirseniz istediğiniz kadar savunmacıyla sahaya çıkın o rakip istediğini yapar, öyle olur böyle olur golü de bulur.
Eldeki kadroya bakıp Solskjaer üçlü savunmaya geçmiş.
Transfer değil emek!
Beşiktaş şu anki takım performansıyla kimi rahat yenebilir sorusunun yanıtı yok maalesef.
Gerçekçi olmak gerekirse Beşiktaş’ın bugün mucizeye ihtiyacı olacak.
Beşiktaş maçın başında kaptırılan topla şanssız bir gol yiyor.
Bu kadar kötü bir zamanlama olabilirdi ancak. Malum; Beşiktaş bu akşam Shakhtar Donetsk ile tarihi bir maça çıkacak.
Daha önceki yazımda, forma aşkının olduğu, aidiyete dayalı o eski yılların çok gerilerde kaldığından, artık her şeyin değerinin para ile ölçüldüğünden bahsetmiş ve bir futbolsever olarak üzüntümü dile getirmiştim.
Fikstür çekiminin üstünden daha bir hafta bile geçmedi. Ama kimse içerdiği haksızlıklar üzerine konuşmuyor.