Hiç kimse inkâr etmesin; herkesin aklında o 8-0’lık maç vardı. Ta kurada Liverpool çıktığından beri. Bu yüzden Beşiktaşlı taraftarlar için bu maçın anlamı çok farklıydı. Ne var ki özellikle sahaya çıkan Beşiktaşlı futbolcuların unutması gereken bir skordu bu. Sırtlarında böylesine ağır bir yükle oynamaları zordu çünkü. Hele Anfield Road’da Liverpool’a karşı daha da zordu.
Mücadele başlayınca gördük ki her iki takım da önce rakibini tartmak istiyordu. Adeta kendi kalelerine bakarak, geriye oynayarak geçirdiler ilk yarının 30 dakikasını.
Doğal olarak pozisyon neredeyse olmadı, zevkli bir futbol da. Oyun kontrol edilmekten kilitlendi.
Belli ki herkes hünerini rakibin yorulduğu dikkatlerin dağıldığı daha sonraki dakikalara bırakmıştı.
Beşiktaş’ta bir tek top Gökhan Töre’nin ayağına geldiğinde hız kazanıyor ve pozisyon ümidi doğuyordu. Sosa’nın maçın başından beri verdiği pasların yerini bulmaması da Siyah - Beyazlıların hızını kesiyordu.
Beşiktaş paslarla rakibi ileride tutmaya çalıştı ama top kaybedince kolay geriye devrildi.
Yine bir Liverpool atağında geriden kapılan top Demba Ba’yla buluşturulduğunda dakika 32’ydi. Ba’nın karşı karşıya attığı şut kaleciden döndü. Bu pozisyon hem maçın hareketlenmeye başladığı hem de gole en fazla yaklaşılan dakikaydı.
Sonra Liverpool daha çok sağ kanadından gelmeye ve korner atışları atmaya başladı. İlk yarının son 10 dakikasında kalesinden çıkamadı Beşiktaş.
İkinci yarı da bıraktığımız yerden devam etti. Yüreğimiz ağzımızda seyretmeye başladık maçı. Özellikle Sturridge’le penaltı aramaya başladı Liverpool. Allahtan son paslarda organize değillerdi. Ayrıca Bilic, Olcay’ı biraz geride tutarak rakibin sağ kanadının baskısını azalttı.
Sürekli püskürtülen toplarla Beşiktaş’ın etkili atak yapması imkansızdı. Bu durumda her şey Liverpool’un becerisine ya da beceriksizliğine bırakılmıştı.
Bilic, Sosa-Oğuzhan, Olcay-Kerim değişiklikleriyle takımı ateşlemeyi düşündü
Ve korkulan oldu. Liverpool aradığı penaltıyı 84’te buldu. Ibe hızlı aktı, Motta geç kalınca penaltıyı aldı. Zaten maçın hakemi penaltı vermeyi seven bir hakemdi.
Liverpool’un başka türlü gol atacağı da yoktu. Sonuçta ikinci yarıda olduğu gibi oyunun yönetimini rakibe bırakırsan sonuca da katlanırsın. Beşiktaş’ın şansı Liverpool’un beceriksizliğiydi.
Böylece Kartal yine de İstanbul’a tur umuduyla dönüyor.
Umutlu Dönüyoruz
Yazarın Son Yazıları
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.
Önde presle rakip alanda topu tutabilme, savunmadan güvenli çıkışlar, kanatların iyi çalışması Beşiktaş’ın artılarıydı
Beşiktaş’ın son mali kongresi kulüpte işlerin hangi noktalara vardığının bir göstergesi maalesef.
Beşiktaş baskılı ve enerjik başlıyor ve 2 golle öne geçiyor. Ama VAR’ın işgüzarlığıyla, hakemin sarı kartı kırmızıya dönüyor, Orkun gereksiz hareketi yüzünden atılıyor ve Kartal 10 kişi kalıyor.
Bu ligin şaibeli olduğunu zaten hep biliyorduk.
Maçın hemen başında Toure’nn soldan top sürerek ceza alanına girişi, Cerny’nin yerden topu uzatışı ve Cengiz’in net vuruşuyla Beşiktaş Kasımpaşa karşısında öne geçiyor.
Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım.
Süper Lig’i yayıncı kuruluş mu yönetiyor?
Zafer sarhoşluğu içindeyiz.
Maç yazımda “Fırsat kaçtı” başlığını atmıştım.
Fırsat kaçtı
Galatasaray derbinin favorisiydi. Ama belli ki Liverpool maçının yorgunluğu vardı.
Bitmeyen çilemiz bizim bu; tribünlerin küfürlü sloganlar nedeniyle sürekli ceza yemesi.
MHK’nin görevi iyi hakem yetiştirmek ve o iyi hakemleri adaletli bir şekilde maçlara vermek değil midir?
Garabetler ülkesiyiz; anımsarsanız 2004’te tekrarlanan Çaykur Rize-Fenerbahçe maçı ocak transferleri de kullanılarak oynanmıştı.
Beşiktaş-Başakşehir maçından çıktım koşa koşa eve geldim.
Bakın Erkek Milli Basketbol Takımımızın oyuncusu Kenan Sipahi, Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale çıkma başarısı gösterildikten sonra “Biz saha içinde ve saha dışında birlikte zaman harcamaktan çok zevk alıyoruz” diyor.
Sürekli dön dolaş aynı noktaya geliyoruz.
Bravo bildiniz, Ole Gunnar Solskjaer Beşiktaş’ı şampiyon yapamadı.
Karşınızda çok zayıf bir takım da olsa siz oyun kuramaz, topu rakibe verirseniz istediğiniz kadar savunmacıyla sahaya çıkın o rakip istediğini yapar, öyle olur böyle olur golü de bulur.
Eldeki kadroya bakıp Solskjaer üçlü savunmaya geçmiş.
Transfer değil emek!
Beşiktaş şu anki takım performansıyla kimi rahat yenebilir sorusunun yanıtı yok maalesef.
Gerçekçi olmak gerekirse Beşiktaş’ın bugün mucizeye ihtiyacı olacak.
Beşiktaş maçın başında kaptırılan topla şanssız bir gol yiyor.
Bu kadar kötü bir zamanlama olabilirdi ancak. Malum; Beşiktaş bu akşam Shakhtar Donetsk ile tarihi bir maça çıkacak.
Daha önceki yazımda, forma aşkının olduğu, aidiyete dayalı o eski yılların çok gerilerde kaldığından, artık her şeyin değerinin para ile ölçüldüğünden bahsetmiş ve bir futbolsever olarak üzüntümü dile getirmiştim.
Fikstür çekiminin üstünden daha bir hafta bile geçmedi. Ama kimse içerdiği haksızlıklar üzerine konuşmuyor.
Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim. Beşiktaş’ta çok isabetli gözüken iki transfer yapılmış, hele Abraham gibi çok renkli bir santrfor gelmiş ama hâlâ laf edenler var.