Hüseyin Baş

Avrupa Yol Ayrımında

21 Kasım 2011 Pazartesi
\n

Yunanistan ve İtalyada Papandreu ve Berlusconinin istifasının ardından iktidara gelen kemer sıkma taraftarlığıyla ünlü Papademos ve Mario Montinin işbaşına gelmesiyle AB yeni ve tehlikeli bir döneme girmiş görünüyor. Söz konusu iki ülke ve krizin eşiğindeki Portekiz, İspanya ve belki de Fransa başta olmak üzere çok sayıda AB ülkesi ise sırada. O kadar ki, krizin önlenmesinde sert ekonomik önlemler almaktan öte çözüm üretemeyenlerin, bu kez kemer sıkma politikalarını uç noktalara götürerek AB’nin tümü için işlerin içinden çıkılmasını daha da olanaksız hale getireceklerinden korkuluyor.

\n

Daha açık deyişle, bugüne kadar Birliğin kimi ükelerini tehdit eden krizin bu kez Birliğin tümünün varlığını tehdit evresine gelip dayandığından ciddi endişe duyuluyor. Bu açıdan yaklaşıldığında ABnin uzak olmayan bir zamanda ciddi bir varlık sorunuyla karşı karşıya olduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Bunun belirtileri ise ortada, göz tırmalıyor.

\n

Krizi yaratanlar, krizin bir kez daha krizle çözüme ulaştırılması seçeneğini benimsemiş görünüyorlar. Zira örneğin Yunanistan ve şimdilik İtalyada işbaşına gelen yönetimlerin başbakanları dahil çok sayıda üyesi, krizin başsorumlulusu olmanın yanı sıra krizden büyük paralar kazanan ABDnin devlet içinde devletolarak ün yapan dev finans merkezi Goldman Sachs ve eski çalışanlarıdır. Daha açık bir deyişle Goldman Sachs, borçlandırılmasına yardımcı olduğu ülkelere, bu kez alacakların tahsili için, ücretlerin dondurulmasından azaltılmasına uzanan bir dizi sert ekonomik önlemler dayatmayı planlamanın peşinde görünmektedir.

\n

***

\n

Ancak bu defa bunu aracılar eliyle değil bizzat kendisi yapma kararındadır. Örneğin Yunanistanın vadesi dolan borçlarının ve memur ücretlerinin ödenmesi gibi acil sorunlarını karşılamak için serbest bırakılacak 8 milyar Avroluk bölümü bu kez sert ekonomik önlemlerin alınması ve hayata geçirilmesi koşuluna bağlanmıştır. Büyük bir olasılıkla İtalya da aynı koşulla yardım alabilecektir. Yunanistanda çok sayıda yorumcunun altını çizdiği bir başka gelişme ise sosyalist PASOKun liderinin 1974ten bu yana ilk kez nasıl olup da aşırı sağcı partinin kabinede yer almasına rıza gösterdiğinin sorgulanmasıdır. Ancak sorgulanması gereken salt bununla sınırlı değildir. Zira her iki ülkede işbaşına gelen başbakanlar ve çok sayıda bakanın, AB Merkez Bankasının yeni başkanı Mario Draghi düşünüldüğünde, her iki ülkenin borç batağına saplanmasının mimarı olan ünlü finans devi Goldman Sachsın eski memurları aracığıyla bizzat iktidara geldiği kimse için sır değildir.

\n

Dolayısıyla sözü geçen iki ülke ve muhtemelen sıradaki diğer AB ülkeleri şimdiden kemerleri kalan son deliğe dek sıkmaya ve çaresiz yeniden sokaklara dökülmeye hazırlanmalıdır.

\n

***

\n

Peki, kimdir bu Goldman Sachs? Paranın en güçlü odaklarınan biri sayılan bu banka, yılda ortalama yüzde 30 rantabiliteyle son on yılın dünyadaki en kârlı bankalarından, dahası kural tanımayan küresel serbest piyasacılığın mabetlerin biridir. Politik açıdan da dünyanın en güçlü odakları arasında yer almaktadır. Örneğin sadece bir iki hafta içinde ABnin iki ülkesi Yunanistan ve İtalyada kemer sıkma uzmanı Papademos ve Mario Monti gibi iki eski çalışanının başbakanlığa getirilmesini sağlamış olması, sözü edilen politik gücünün şaşmaz kanıtları arasındadır.

\n

Uzun süreden bu yana Atinanın krizden yatağa düşmesinin önde gelen sorumluluları arasında yer alan Goldman Sachsın bir başka özelliği ise borç batağına saplanmasında büyük payı olan küçük ülkelerin borçları üzerinde spekülasyon yaparak büyük paralar kazanmanın ustalarından biri olmasıdır.

\n

Örneğin 2001de Yunanistanın, Avroya dahil olmasını engelleyen olması gerekenden fazla olan borçlarını kuşkulu finans ürünleriyle daha az göstererek Avroya girmesini sağlamıştır. Ayrıca PIB üzerinden borçlarını rakamlarla oynayarak az göstermesi de keza Goldman Sachsın eseridir. Yunanistanın durumunun daha da kötüleştiği ve Tanrı’nın her günü iflastan söz edildiği 2009 yılında çaresiz Papandreu yönetimi bir kez daha Goldman Sachsın kapısını çaldığında ve üç yüz milyon dolar komisyon karşılığında Yunanistanın pazara sürdüğü tahvillerinin ödenme açısından güvenilir olduğu ile ilgili görüş bildirerek bu ülkenin borçlanmaya devam etmesine yardımcı olmuştur.

\n

Güç duruma düşen müşterisinden kâr sağlamakta sakınca görmeyen bu finans devi, faizlerin artmasını da kışkırtarak yardımla yükümlü olduğu müşterisinin alacaklılar önüde diz çökmesine katkıda bulunmakta sakınca görmemişir.

\n

***

\n

Yol ayrımındaki Avrupanın önünde iki seçenek var. Ya Birliği küresel serbest piyasaya bağlayan Lizbon Anlaşmasını bir yana bırakarak Birliğin kuruluş felsefesi dayanışmanın, sosyal adaletin Avrupasına dönmek ya da faşizme kadar gidecek bir istikrarsızlığın batağında tarih olmak.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tunus Nereye?.. 12 Mart 2012