Haydi binlerce Recep İvedik!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Haydi binlerce Recep İvedik!

23.03.2017 00:13
Güncellenme:
Takip Et:

Elini kolunu nereye koyacağını bilmiyor. Acayip bir özgüveni var! Girdiği her alanda kaba kuvveti ve patavatsız sözleriyle ilgiyi kendi üstüne çekiyor. Feci kavgacı! En çok suşi yiyenlerle, kitap okuyanlarla dalga geçiyor. Aşırı sempatik! Ve milyonların sevgilisi. Kimden söz ettiğimi anladınız, Recep İvedik’ten! Son filmi beş haftada yaklaşık 7 milyon kişi tarafından izlendi. Bu müthiş bir rakam.

Recep İvedik inşaat işçisi

Peki, kim bu Recep İvedik? Şimdi biraz korunaklı kalelerinizden çıkın. Kenti bir ur gibi saran rant inşaatlarında çalışan inşaat işçilerine konuk olalım, en çok da memleketinden yeni gelmiş olanlara. Onların ne kadar savunmasız olduklarını görün. Ne sendika biliyorlar, ne işçi hakları. Artık tarımla uğraşan kalmadığından kazma kürek sallamayı bile bilmiyorlar. Büyük kentlerin en mutena semtlerinde bir şeyler öğrenmeye çalışıyorlar. Ama o da ne, son moda sakallı, saçları diken diken havada, dar paça siyah blucinle, siyah yelekli birileri, adeta bir mafya adamı havasında son model arabalardan inip ellerinde tespih onlara emir veriyor. Ama onlar o kadar bir şey bilmiyorlar ki, sonunda çimentonun nasıl karıştırılacağını dört beş seferde anlamayanlara siyahlı inşaat sahibi ve kalfası “Ulan salak!” diye bağırıyor!

“Recep İvedik bile olamazsın!” Gerçekten olamaz çünkü henüz yeni geldi. Hiçbir raconu bilmiyor ama içinden merak ediyor, “Bu Recep İvedik kim?” Çevresindekilere soruyor, “kim bu?” Daha önce gelenler, bir uzman gibi onlara ceplerindeki iPhone marka akıllı telefonu çıkararak ona birkaç Recep İvedik sahnesi gösteriyorlar. Bu İvedik, nasıl da kurnaz, nasıl da güvenli. Ve patron, kalfa artık kim geldiyse onunla alay eden kişilerle dalgasını geçen biri var. Hiç umursamadan! Âşık bile oluyor. Çok da romantik. Ve günler geçiyor, artık bu yeni gelen de bazı raconlar öğrendi ve ilk yapacağı iş, bir Recep İvedik filmine gitmek! Onun kahramanı artık Recep İvedik! Öncelikle bir kirli sakal bırakması gerek! Ve de bir lokantaya gidip, bacaklarını ayırarak garsona şöyle bir el etmesi ve gelen garsonun yüzüne bile bakmadan pilav üstü fasulye ısmarlaması gerek. Yerken sağa sola bakabilir. A o da ne, birisi ona şaşkınlıkla bakıyor, ekmeği olduğu gibi ağzına attığı için, adam ürküyor, ekmek boğazında kalabilir. Ah be kardeşim bizi ne sandın, ekmeği öyle hanım gibi yemeyiz biz, ağzımıza tıkarız. İşte bu kadar! “Hey garson bizim pilav üstü nerede kaldı amma da mıymıntısın!”

Recep İvedik minibüste!

İnşaat işçisi kardeşimizi orada bırakıp şimdi biraz minibüslere takılalım. Önce minibüs şoförleriyle başlayalım. Sabah çok erken kalkıp direksiyonun başına geçtikleri için, saç sakal birbirine girmiş, zaten sakal kesmek yok, “kim bu kirli sakal modasını çıkardıysa bin yaşasın”, üst baş dökük. Resmen uyuyor ve her seferinde zınk diye fren yaptığı için yolcuların yüreği ağzında, efendiden bir adam uyarıyor, “Kardeşim biraz önüne bak, kaza yapacaksın!” Ne, kim bu uyarıyı yapan! Ha kerli ferli biri, ağzının payı verilmeli. Zınk bir fren, şoför bir an bekliyor ve sonra arkaya dönüp kerli ferli adama sesleniyor: “Bu kadar korkuyorsan taksiye bin arkadaş! Bana işimi mi öğreteceksin!” Hayda, efendiden adam, “Anlamadım” diye şaşkınlıkla soruyor, “ne diyorsun?” Şoför kararlı, “hemen şimdi Recep İvedik olsa ne yapardı” diye bir soru geliyor aklına, dün gece filmine gitmişti. “Amca” diyor, “ahın gitmiş vahın kalmış hâlâ mı ölmekten korkuyorsun?” Efendi adam, iyice şaşkın, önde gene kirli sakallı, bacakları ayrık bir genç oturuyor ve artık o da bir Recep İvedik olarak söze giriyor: “Memleket bu korkaklar yüzünden batıyor.” İşte artık şenlik başlamak üzere, bu arada minibüstekiler, onlardan biri de ben oluyorum. İşe karışıyoruz. Orta yaşlı bir kadın, “Evladım yeter artık, okuldan torunumu alacağım. Geç kalıyorum”. Şoförün yanındaki adam iyice şahlanıyor: “Oğlun mu kızın mı bilmem ama çocuk yaparken sana mı sordular? Bu yaşta minibüslerde çürüyorsun!” Yok artık iş çığırından çıktı, Recep İvedik bile burada pes eder. Şoför de pes ediyor ve gaza basıyor. “Ulan hepiniz bana muhtaçsınız! Hadi gidelim.” Minibüs hareket ediyor.

Recep İvedik hastanede

Hastanenin önü, öyle otel hizmeti veren bir hastane değil, sıradan bir vakıf hastanesi. Kirli sakallı, pantolonlarından göbekleri fırlamış üç Recep İvedik sıra almak için bekleyen hastaların yanından ellerini kollarını savurarak ilerleyip gelip sıranın en önünde duruyorlar. Sıra veren görevli; “Lütfen sıranıza gidin” diye bizimkileri uyarıyor. Pat görevlinin bulunduğu bankın üstüne bir yumruk iniyor: “Ulan baban da mı memurdu böyle fiyakalı fiyakalı konuşuyorsun?” Görevli sakin, yeniden uyarıyor;“Lütfen sıraya girin!” Bu arada sıradakiler de başlıyor söylenmeye “Sıra var, sıra...” Recep İvedik’lerin yaşlısı “Bizim durumunuz acil!” diye sıradakilere bağırıyor. Yanıt hemen geliyor “Bizim de acil!” Ve birden görevli hiçbir işlem yapmadan öylece durmaya başlıyor. Recep İvedik’ler şaşkın ve birdenbire görevlinin arkasında durduğu bankın üstünden atlayıp adamın gömleğine sarılıyor: “Lan acil dedik, senin ananı s...meyen ibne olsun!!” Durum vahim tam o sırada kapıdaki görevli korumalar içeri giriyor. Korumalarla Recep İvedik’ler bir güzel kavgaya tutuşuyorlar, bu arada görevli bayılmış, ayıltılmaya çalışılıyor. Adeta bir film sahnesi...

Piyasa yapan Recep İvedik’ler

Recep İvedik’lerin en çok sevdiği işlerden biri kentin marka caddelerinde topluca dolaşmak. Çoğunluk çevredeki lüks kafelerde oturacak paraları olmadığından aşağı yukarı dolaşıp caddedeki kızlara laf atmakla ömür tüketiyorlar. Özellikle de pazar günü. O gün saçlarını öyle bir jöleliyorlar ki, kafalarında kazıklar var sanırsınız, elbette kirli sakal ve apış arası yerlerde sürünen blucinler. Çoğunluk ellerinde o gün oynanan maçtaki takımların flamaları. Hele maçta takımları kazanmışsa sakın ola ki, o civarlarda dolaşmayın. Baş Recep İvedik yumruklarını sıkmış, sloganı bağırıyor “İşte böyle koyduk mu koyarız!” Hemen kaçın çünkü benim başıma geldi, aralarına alıp size olmadık işler yapabilirler. Bu Recep İvedik’lerin potansiyel portakal sıkıcısı olma ihtimalleri de var.

Çocuk Recep İvedik’ler

Oldukça pahalı bir restoran anne baba, iki çocuk, kayınvalide mutlu bir aile (!) günündeler. Kimse çocuklarla ilgilenmiyor, onlar da masalardaki tüm tuzluk ve karabiberlikleri boşaltıp yerlere üfürüyorlar. Garsonlar şaşkın, ama biliyorlar ki, bu çocuklara hiçbir şey söylenemez. Anında müdür çağırılır ve iş, işten atılmaya kadar gider. O çocuklar birer Recep İvedik, dokunulmazlıkları var. Aynı şeyleri marketlerde, özellikle de ayakkabı satılan dükkânlarda yapabilirler. Ayakkabıların birini çıkarıp ötekini yere atabilirler, onlara karışılmaz, sınıfta da istedikleri gibi kalkıp dolaşabilirler. Hatta birbirlerine kalem silgi atabilirler. Öğretmen hanım ya da bey aman dikkat, velinin hışmına uğrayabilirsiniz. Evet, her yerdeler. Biraz dikkat siz de fark edeceksiniz. Bu arada kişisel olarak ben Recep İvedik’i yaratan Şahan Gökbakar’ı kutlamak istiyorum. Pek çok sosyal bilimcinin yapamadığını yapmış, ülkenin insan manzarasını çok iyi gözlemlemiş. Ben ondan şimdi bir kadın Recep İvedik bekliyorum. Hadi bakalım. Ayrıca Recep İvedik filmlerini küçümseyenlere ufak bir hatırlatma, biz neyiz ki, neyi küçümsüyoruz.

Yazarın Son Yazıları

Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025
Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Devamını Oku
27.04.2025
Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Devamını Oku
20.04.2025
Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Devamını Oku
13.04.2025
Boykotun sessiz çığlığı

Boykotun sessiz çığlığı

Devamını Oku
06.04.2025
Plastik mermi, cop, tazyikli su ve bitmeyen tutuklamalar

Plastik mermi, cop, tazyikli su ve bitmeyen tutuklamalar

Devamını Oku
30.03.2025