Bugün hakkında yazmak istediğim olay günlerdir medyada yer alıyor. Kimisi bu dehşeti magazinleştiriyor, kimisi siyasete alet ediyor, kimisi de soruna yalnızca insan açısından bakıyor. Ben hayatım boyunca ve bu köşede her zaman toplumsal şiddetin en fazla yöneldiği hayvanların da sesi olmaya çalıştım ve yine öyle yapacağım.
Önce Mersin Büyükşehir Belediyesi aşevinde dağıtılan bir kavurmada tek tırnaklı hayvan eti bulundu ve yemeğin içinden atlara takılan çip çıktı. Çipin at yarışlarında sömürülen Smart Latch adlı İngiliz atına ait olduğu saptandı.
Atın koşturulduğu son yarıştan sonra bacağında çatlaklar oluşunca sahibi Suat Topçu, onu “damızlık” olarak kullanmak istemiş ama Tarım ve Orman Bakanlığı, çatlakların çiftleşme sırasında kırığa dönüşebileceği gerekçesiyle uygun olmadığı raporunu vermiş. Bunun üzerine Topçu, atı güvenli bir yere teslim etmesi için eski bir jokeye teslim etmiş. Jokey de atı Osmaniye’deki bir binicilik kulübüne göndermiş. Binicilik kulübü ise atı, 50 bin TL’ye bir market zinciri sahibine satmış ve at oradan kasaba yollanmış.
Olayla ilgili soruşturma sürerken atı hibe etse bile sözleşme yapıp yeni sahibini Türkiye Jokey Kulübü’ne bildirmesi gerektiği belirtilen Suat Topçu’ya 132 bin 108 lira ceza kesildi. Belediyenin sorumlu tuttuğu et tedarik firması Toros Gıda’nın ardından ise Süleymancılar cemaati çıktı!
YILLARDIR SÜREN VAHŞET
Yıllardır at yarışı sektöründeki zulümleri yazıyorum ve bu nedenle atları sömürenlerle mahkemelik oldum. “Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü” adlı kitabımda insan türünün atlara uyguladığı şiddet üzerine geniş bir bölüm var. Uzun bir süredir at yarışı pistlerinde sakatlanınca iğne ile öldürülen atları tek tek takip edip bu vahşeti sosyal medyada ifşa ediyorum, TJK’nin önünde protesto eylemi de düzenledim!
2006’dan bu yana AKP döneminde Gıda Kodeksi’nde yapılan düzenlemelerle tek tırnaklı hayvanların “kasaplık hayvan” statüsüne alındığını bu köşede defalarca yazdım. Çeşitli sektörlerde sömürülen atların ve eşeklerin çoğunun sonunun mezbaha olduğunu hep anlattım, birçok olayı bizzat ortaya çıkarıp duyurdum. Buna karşın feryatlarımızı duymayanların, sanki bu şiddet daha önce hiç yaşanmamış gibi şaşırması, tüm medyanın olayı ilk kez oluyormuş gibi duyurması inanılmaz!
PARA VE HIZ TUTKUSU
Smart Latch de katledilen tüm atlarla aynı işkencelerden geçen henüz dört yaşında bir candı. Ayağı kırılsaydı büyük olasılıkla o anda iğneyle öldürülecekti. Çünkü artık para için yarıştırılamayacağı düşünülecek; uzun, zorlu ve masraflı tedavi sürecine gerek duyulmayacaktı. Doğrudur; kolay bir süreç değildir ama ayağı sakatlansa da bir atın iyileştirilmesi mümkündür!
“Spor” diye yutturulmaya çalışılan bu zulüm üzerinden milyarlar kazananlar, atlara iyi baktıklarını, onları “evlatları” gibi gördüklerini iddia eder. “İyi bakmanın” nedeni, atın hızlı koşmasını sağlamak içindir kuşkusuz. Ama sorarım size; insan evladının sırtına kamçıyı vurup kumar ve hız tutkusu için ölesiye yarıştırır mı? Atlar, koşmak ister ama doğada özgürce koşmak ister!
Önce esir ettikleri, sonra yarıştırdıkları ve “damızlık” diyerek ölene kadar sömürdükleri atları “DÖRT AYAKLI DARPHANE” diye anmalarının nedeni bellidir: PARA! Atın para kazandıramayacağı ortaya çıkınca da satar ya da keserler.
TEMEL YANLIŞ NE?
Medyanın benzer olayları görmezden gelip bu vahşeti gündemine almasının nedeni ise, aşevindeki kavurmanın insanlara servis edilmesi ve söz konusu atın TJK’ye üç birincilikle 1 milyon 125 bin TL kazandıran bir “yarış atı” olmasıdır. Olay, atın canı umursandığından değil, bunun için “Hipodromdan tencereye!” manşetleriyle haber oldu.
Atların canı önemseniyor olsaydı, bir at yarış pistinde iğneyle öldürüldüğünde, “safkan” olmayan bir at yük taşırken can verdiğinde de tepki gösterilmesi gerekirdi.
At, dana, inek, koyun, kuzu, keçi ya da tavuk... Hangi hayvan olursa olsun, insan türünün hayvanlarla ilgili ölümcül yanlışı aynıdır: Başka bir beden üzerinde hak iddia etmek, sömürmek ve yaşamak için atan bir kalbi durdurmak!
---
Not: Değerli okurlarım, gelecek haftaya kadar kısa bir süre izin rica ediyorum.