Ne bitmez çilemiz varmış!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Ne bitmez çilemiz varmış!

21.05.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım sizi bilmem ama benim canım çok sıkkın. Yirmi yıldır her seçimden sonra aynı senaryonun hiç değişmeden tekrarlanması aklıma “Ben ne yaptım ki bu çileyi sürekli yaşamak zorundayım” sorusunu getiriyor. Sürekli yenilgi ve ardından oylar çalınmış söyleminden bıktım. İnsanın içinden “Oylar çalınmış mı, öyleyse çaldırma kardeşim!” diye haykırmak geliyor.

Neyse bugün sizleri biraz DNA konusunda yormak istiyorum. Şimdi gelelim DNA nedir? DNA hücrelerin genetik bilgisini nesiller boyunca taşıyor, yeni hücreler üretiyor ve kalıtsal özellikleri gene nesilden nesile aktarıyor. Yani hepimizin bilinçaltını yönetiyor. Yıllar önce Oktar Babuna diye bir genç adam çıkıp “Ben kan kanseriyim” demiş ve cümle Türk vatandaşlarından kan vermelerini rica etmişti. O kadar masum ve inandırıcıydı ki çadırlar kurulmuş ve iyi yürekli vatandaşlarımız akın akın kan vermeye koşmuştu. Sonra bu kanlar  adama uygun kan bulunması için bizim laboratuvarlar uygun olmadığından (buna karşı çıkan genetikçiler vardı) Amerikan, Alman laboratuvarlarına yollandı. O zaman Ecevit hükümetinin Sağlık Bakanı MHP’li Osman Durmuş haykırdı: “Yapmayın Türk milletinin DNA’sını çözmeleri için bu kanları oralara yollamayın!” O zamanlar ben de şöyle düşünmüştüm: “Bu adam da amma milliyetçi!”

Sonra bir gün gazetelerde küçük bir haber okudum, Amerikalı gazeteciler CIA başkanına soruyorlar, “Yugoslavya savaşı sırasında Sırpları durdurmak için neden geç kaldınız” Adam yanıt veriyor: “Sırpların DNA’sını çözmemiz çok zaman aldı.” Ben de bunu okuyunca “Amerikan laboratuvarları bizim DNA’mızı çözmekte zorlanır” diye eğlenceli bir yazı yazmıştım. “Çünkü Anadolu’da yaşayan 42 uygarlığın tüm özellikleri bizim DNA’larda, bilgisayar şaşırır” demiştim. Nedense ülkemizde değil, kanların gittiği Amerika’dan makalemi satın almak isteyenler olmuştu. Ama artık çözememişler sözüm yalan oldu, yanılmışım, bizim DNA’mızı paşa paşa çözmüşler. Neden bunu anlatıyorum, işte işin püf noktası, ne yazık ki gen haritamız çözülmüş ve elde edilen bilgileri AKP iktidarı çok güzel kullanılıyor...

Şöyle, biz en az altı imparatorluk geçirmiş bir bölgedeyiz. İmparatorlukların en büyük özelliği insana hayal kurduran bir büyüklükte olmalarıdır. Bu, bizim bilinçaltımıza yerleşmiş, genlerimizde tek kişiye biat etme, “O ne söylerse doğru söyler” diye de bir kayıt var. Yani “Stockholm Sendromu” olarak açıklanan psikolojik durum, ne yazık ki gen haritamızda. Ve yeni bir imparatorluk hayal etme, gösteriş, olduğundan farklı görünme, bence tembellik, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, bırakalım her şeyi baştaki çözsün duygusu gen haritamızın önemli özellikleri. Şimdi iktidarın bu yolda nasıl ilerlediğine bakalım: Tayyip Erdoğan en az yüz arabalı konvoylarla camiye, namaz kılmaya gidiyor. Ne gerek var o kadar arabaya diyoruz ama o arabalar, halkımızın hoşuna gidiyor. Saraylardaki ihtişam da! Ne yapsın? Bu DNA yüzyıllar boyunca atlarla namaza giden, saraylarda oturan imparatorlar görmüş. Ayrıca üçüncü dünya ülkelerinden biraz hallice olan ülkemizin yurttaşları, bu kötü gerçeği DNA aracılığıyla yok sayıyor, bu nedenle büyük bir çoğunluk uzaya gittiğimize, arabalar yaptığımıza, uçak gemilerine, deprem bölgesinde bir yıl sonra sıra sıra evlerin olacağına inanıyor, evet inanıyor! Aptal olduğundan filan değil, bilinçaltı ve genler inanmasını söylüyor.

Tayyip Erdoğan boşuna mı deprem bölgesinde çocuklara para veriyor, genetik kodlarımızda baba figürü öylesine hâkim ki Tayyip Erdoğan her şeyi çözebilen, işleri yoluna koyabilen babamız gibi görünüyor. Engelli yurttaşlar ilk kez devlet tarafından kendilerine verilen engelli parasını, devletin değil, bizzat Erdoğan’ın verdiğini düşünüyor. Çünkü genlerimizde sosyal devlet kavramı yok!

Ah yerim azaldı, şimdi “Işıl ne yapmaya çalışıyor?” diyeceksiniz, şöyle artık 20. yüzyılın kalıplarıyla insanlara ulaşılamıyor, yepyeni yollar denemek gerek. Ülkemizde son derece yetenekli bilişimciler var artık onları sahaya sürün. Çünkü seçim gecesi muhalif kanalların içine düştükleri bozgun halini unutmak imkânsız. İlk yirmi beşinci dakikadan sonra “Adam kazandı” diye kendi kendime söylenmiş ve bu bozgunu seyretmemek için, defalarca izlediğim Baba filmini yeniden izlemeye koyulmuştum. Demek ki, benim genlerimde de azımsanmayacak bir baba figürü varmış.

Yazarın Son Yazıları

Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025
Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Devamını Oku
27.04.2025
Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Devamını Oku
20.04.2025