Yarabbi şükür, biz hep krizdeyiz!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Yarabbi şükür, biz hep krizdeyiz!

02.09.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Görgüsüzler gibi “Ben İspanya’dayken” diye başlamak istemiyorum ama ne yazık ki, böyle başlamak zorundayım. Ekonomik açıdan çıkmazda olduğu söylenen İspanya’da ekonomik çıkmazın boyutlarını koklamak için çarşı pazar, bol miktarda lokanta, bar dolaşıp kendimce bir gözlem yaptım, aynını Yunanistan’da da yapmıştım. Bence Avro bölgesinin krizini şu sözlerle açıklamak mümkün: Efendim, İspanyollar, Yunanlılar, İtalyanlar ve dahi Fransızlar evde yemek yemeği sevmezler. Onların yaşam kültüründe, öğlen, akşam toplu yemekler, bol içki ve kahkaha vardır. Haftanın yedi günü bu böyledir, iş güç onları fazlasıyla ilgilendirmez. Adam çalıştığıyla, haftanın her günü dışarıda yemek yiyebiliyorsa, çocuklarını devlet okullarında bedava okutuyorsa, hastalanınca ona bakan sigorta hastanesi varsa neden fazla çalışsın ki...Peki diyeceksiniz ki, neden sokaklara çıkıp protesto eylemi yapıyorlar, hükümetleri düşürüyorlar? Nedeni çok basit, haftanın yedi günü dışarıda yemek yeme hakkı, şu karışık durumda altıya düşmüş, kıyamet ondan kopuyor. Bir de emeklilik yaşı yukarı çekilmiş. Vay sen bunu nasıl yaparsın? Yaş ortalamasının doksanı çektiği bu ülkelerde adam genç sayılan bir yaşta emekli olup, hayatın tadını kırk yıl hiç çalışmadan, dükkân açmadan, yoksul üçüncü dünya ülkelerinin, biz de dahil, “her şey bedava” sistemindeki güzelim otellerinde geçirmeyi hayal etmiş, bu hayali nasıl elinden alırsın!
Tabii durum bu kadar basit değil ama tepem attı. Kime, buralarda lokantalar ucuz, cümle âlem hemen hemen aynı yerlerde yemek yiyip, aynı yerlerden eğleniyor dediğimde, arkadaşlarım dahil herkeste bir burun kıvırma: “Yakında görürler, paraları bir bitsin!” Bu bence “kedi erişemediği ciğere murdar dermiş” ona benziyor. Ayrıca iktidar kadrolarının ve medyanın şişirmesiyle, cari açığı ve milli gelirdeki paylaşım eşitsizliğini hiç hesaba katmadan, büyüme hızımızla fazla övünür olmuşuz.
Oysa tevazu iyi bir şeydir. Kendimizi dev aynasında görmek için ortada hiçbir neden yok. Sarı sendikaların cirit attığı, işçi haklarında, şiddetle gerilere düştüğümüzü görmemek mümkün mü? Öte yandan ülkemizin büyük çoğunluğunda kendimize kondurmadığımız “üçüncü dünya” ülkeleri koşulları fazlasıyla mevcut. Az biraz yağmurda övündüğümüz metroları su bastı da vaziyeti biraz anladık.
Tabii insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları ihlallerinden söz etmek de mümkün, ama zaten bunu her Allah’ın günü yapıyoruz. Yoksulluk sırada bekliyor ve biz, en küçük bir hak kaybında sokaklara dökülen Avrupa için, “aman aman yakında ağızlarının payını alırlar” diyebiliyoruz. Avrupa yaşlı bir kıtadır ama dünyayı değiştiren, ileri götüren tüm devrimlerinin de yatağıdır, rahmidir. Bu nedenle bize bir şaka gibi gelen, haftanın her günü dışarıda yemek yiyemeyeceğini, emekliliğini ılık sularda geçiremeyeceğini düşünen binlerce insan sokaklara dökülebiliyor ve gençler gelecekte anne-babalarının hayatlarından daha az sefalı bir hayat sürdüreceklerine dair en küçük bir duygu hissettiklerinde okul, disiplin vız gelip en şiddetli eylemlere başvurabiliyorlar. Çünkü genetik kodlarında, devrim, iç savaşlar ve iki dünya savaşı var. Belleklerinde atalarının yaptığı direnişler var. Ve elbette kaybedecekleri pek çok hak var...
Biz de övünüp duruyoruz ve sokağa çıkan yok. Oysa ne emeklilerin paralarında bir düzenleme oldu ne de işçi haklarında ve enflasyon alıp başını gidiyor. Ekonomiden sorumlu bakanımız da ilkokul bilgileriyle dışa övünürken, içeriye de “Tedbirli olalım” sözlerini boşuna söylemiyor. Bence tek avuntumuz şu olmalı: “Yarabbi şükür, biz hep krizdeyiz.”
Not: Bu arada bizim paramız öyle pul olmuş ki, vallahi billahi, lokantaların menülerini incelemekten içime fenalık geldi. Neyse ki böyle bir huyum var, kendini milletin ağası sanan hiçbir yerde lokantaların dışında asılı, her yemeğin fiyatının tek tek yazıldığı menülere göz atmadan lokantaların kapısından giren, sonra da gelen fiyata tepki gösteren yurdum insanına buralarda pek rastlanmıyor. Duyduğuma göre Bodrum’da bir litre suya 35 lira hesap çıkarılıyormuş. Buna da itiraz eden oluyormuş, kardeşim üşenmeyip menüye bir göz atsana! Yok eğer paran bolsa yakınmak neden?  

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025
Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Devamını Oku
27.04.2025
Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Devamını Oku
20.04.2025
Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Devamını Oku
13.04.2025