Emperyalizm...
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Emperyalizm...

06.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son dönemlerde birçok siyasal çevre “emperyalizm” tanımını artık kullanmaz olmuştu. Bu kavramı kullananları ve antiemperyalist mücadeleyi önemseyip önceleyenleri de genellikle burun kıvırıp küçümseyerek karşılıyorlardı.

Oysa son yaşanan gelişmelerle, bu neoliberal yaklaşımların aymazlıkları hayatın ve uluslararası düzenin gerçekliğinde adeta tuzla buz oldu! ABD yönetiminin Venezüella’ya yönelik saldırısı, bizi bir kez daha gerçeklerle yüz yüze getirdi.

ULUSLARARASI ZORBALIK

ABD Başkanı Trump’ın emriyle ABD’nin askeri güçleri, bağımsız bir ülke olan Venezüella’ya saldırdılar. Ülkenin başkentine ve stratejik alanlarına bombalar yağdırdılar. Bütün dünyanın gözü önünde resmi devlet başkanı Maduro ile eşini kaçırdılar.

Uluslararası hukuku ayaklar altına alan bu hareket, tam anlamıyla uluslararası bir zorbalıktır. Maduro’nun tartışmalı kimliği, kişiliği ve ülkesinde yaşanan olumsuzluklar, hiçbir biçimde bu zorbalığa ve hukuk tanımazlığa kılıf yapılamaz. Bu yasadışılığı asla meşru kılmaz.

SÖMÜRGECİLİK HORTLADI!

Dünyanın gözü önünde yaşananlar tam anlamıyla bir emperyalist saldırıdır. Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk kuralları adeta yerle bir edilmiştir. Uluslararası sistem büyük yara almıştır. Eğer bu olumsuzluğa yeterli tepki verilmezse dünyada çok kötü bir yol açılmış olacaktır. Bir bakıma “gücü gücü yetene anlayışı” yerleşecektir.

Trump’ın niyetini bile gizlemeye gerek görmeden, tam bir üstencilikle “Venezüella’yı biz yöneteceğiz, ülkenin enerji kaynaklarını, petrol yataklarını biz işleteceğiz” demesi; tam anlamıyla sömürgeciliğin hortlamasıdır!

ÜLKELERE DE KAYYIM MI?

Trump’ın tehditleri yalnızca Venezüella ile de sınırlı değil. Kendilerine ve çıkarlarına uygun görmedikleri tüm Latin Amerika yönetimlerini tehdit ediyor. Demokratik tüm değerleri ayakları altına alabileceklerinin işaretlerini veriyor. Bir anlamda, bizim ülkemizde son zamanlarda alıştırılmaya ve yerleştirilmeye çalışılan “kayyım” uygulamasının artık ülkelere de mi yansıtılacağı sorusunu akla getiriyor.

Maduro örneğinde olduğu gibi Latin Amerika ülkelerindeki kimi uygulamalar ve liderler, elbette eleştirilebilir; meşruiyetleri sorgulanabilir. Ama onların yanlışları hiçbir ülkeye saldırı ve müdahale hakkı vermez. 21. yüzyılda, 2026 dünyasında, ülkelere kayyım atanamaz!

BOLİVARCI GELENEK

Bizim, Küba devriminin önderleri Fidel Castro, Che Guevara ve Şili’nin devrimci lideri Salvador Allende’nin mücadeleleri nedeniyle Latin Amerika bölgesine karşı özel bir ilgimiz ve sempatimiz var. Ailecek iki yıl önce Küba’ya gitmiş ve bu ülkeye yönelik ABD ablukasına yerinde tanıklık etmiştik. Ayrıca “Domuzlar Körfezi çıkarması” gibi geçmişte yapılmış emperyalist saldırıların sahalarını ve izlerini incelemiştik.

Küba’dan dönüşte uçağımız Venezüella’nın Caracas havaalanına da inmişti. Başkent Caracas’ı havadan görmüş ve orada kısa bir süre kalmıştık. Burada Latin Amerika’nın Bolivarcı geleneğini düşünmüştük. Tüm yönleriyle geçmişin Bolivarcı bağımsızlık ve devrim öğretisini hatırlamıştık.

İKTİDARIN TUTUMU

Zamanında Maduro’nun yanlışlıklarına ses çıkarmayıp tam tersine destek veren ülkemizdeki siyasi iktidarın, bu kez ABD’nin saldırgan tutumu karşısında sessiz kalması anlaşılmazdır. Olaya sıcak tepki veren bir başdanışmanın konuyla ilgili attığı tweetin bile sonradan silinmesi manidardır. Siyasi iktidar bu olayı hiçbir şey olmamış gibi geçiştiremez, geçiştirmemelidir.

Biz, ulusal Kurtuluş Savaşı ile bağımsızlığını kazanmış ve ulusal bağımsızlıkçı Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Cumhuriyeti kurmuş bir ülkenin yurttaşları olarak her türlü emperyalist saldırganlığa karşı çıkıyoruz. Dünya düzeni ve uluslararası sistem, emperyal amaçlara ve saldırılara daha fazla alet edilmemelidir.

İlgili Konular: #Nicolas Maduro

Yazarın Son Yazıları

Akbelen dersleri

Uzun süredir Muğla yöresinde örnek bir yurttaş duyarlılığı sergileniyor. Akbelenli köylüler doğayı, toprağı, ağacı; kısacası evlerini, köylerini, üretim alanlarını, yurtlarını aktif biçimde savunuyorlar. Ayrıca bu uğurda ağır bedeller de ödüyorlar.

Devamını Oku
10.04.2026
İzmir'in çiçeklerini soldurmayın!

İzmir, kurtuluşun ve kuruluşun kentidir.

Devamını Oku
07.04.2026
31 Mart’ın 2. yılı ve Ege’de CHP kırmızısı

31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası oluşan yeni dönem, ikinci yılı da tamamladı. Bugünlerde yerel yönetimlerde bir durum değerlendirmesi yapılıyor. Belediye başkanları-meclisleri, yerel siyasetçiler; iki yıllık dönemin muhasebesini yapıyorlar.

Devamını Oku
03.04.2026
Otoriterlikle mücadele

Otoriter yönetimlerin ve liderlerin yarattığı heyula, giderek bütün toplumları girdabına almaya başladı.

Devamını Oku
31.03.2026
Meslek Fabrikası’nın unutulmaz tarihçesi

Siyasi iktidarın muhalif kentleri ve belediyeleri siyaseten kuşatma - kıskaca alma hamleleri devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB), yıllardır mülkiyetinde olan binalardan çıkarılmak isteniyor. O binalar ki her birinin oldukça köklü tarihçesi var. İşte bu nedenle, söz konusu binaları sıradan hizmet binaları olarak görmemek gerekiyor.

Devamını Oku
27.03.2026
Eşitsizliğin dayanılmaz ağırlığı!

İki hafta önceki “Ekonomi-Politik”te enflasyonun ve hayat pahalılığının günlük hayatımızla etkileşimlerini irdelemiştik.

Devamını Oku
24.03.2026