Elveda liberalizm!
Mehmet Şakir Örs
Son Köşe Yazıları

Elveda liberalizm!

10.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya önemli bir altüst oluşu yaşıyor. Farklı bölgelerde, ülkelerde ardı ardına yeni siyasalekonomik gelişmeler yaşanıyor. Üstelik birbiri ile ilişkilenen, etkileşen bu gelişmeler, yeni ekonomik, siyasal ve sosyal gelişmeleri de tetikliyor. Bunların sonucunda, egemen ideolojide ve buna koşut olarak ekonomi-politik alanda önemli farklılaşmalar yaşanıyor. Krizler tırmanıyor, belirsizlikler artıyor.

Toplumlar oldukça derin ekonomipolitik kırılmalar ile karşı karşıya kalıyorlar. Bir bakıma, tarihsel bir dönemecin eşiğindeyiz. Liberal ekonomide yerleşik kurallar altüst oluyor. Kuralsızlık, ilkesizlik başat hale geliyor. BM gibi yerleşik küresel yapılar işlevsizleşiyor. “Gücü gücü yetene” diye tanımlanabilecek adeta bir “karakucak güreşi” örneği yaygınlaşıyor. Egemen ideolojinin kendi koyduğu kimi kurallar bile bir anlamda yok sayılıyor.

LİBERALİZMİN ÇÖKÜŞÜ

1990’lı yıllardan itibaren “küreselleşme” denilen etkili bir tarihsel dönemi yaşayan, dünyanın egemen ideolojisi kapitalizm; 2008 uluslararası krizinin yarattığı olumsuz artçı sarsıntıların ardından, şimdi de daha derin sarsıntılar ve büyük kırılmalar yaşıyor. Trump’ın ABD başkanlığına ikinci kez seçilmesinin ve sonrasındaki uygulamalarının, bu durumu daha da tetiklediğini ve hızlandırdığını düşünüyoruz.

Yazımızın başlıkları belki fazla iddialı bulunabilir. Ama yaşanan gelişmelerin önemine dikkat çekmek için özellikle kullandık bu iddialı tanımları. Çünkü okurlarımızın bu gelişmeleri dikkatle izlemesi, sorgulaması, düşünmesi ve analiz etmesinde yarar görüyoruz.

SON DAVOS ZİRVESİ

Biz aslında bu değerlendirmeleri Davos zirvesi sırasında yayımlamayı planlamıştık. Ancak gündemdeki gelişmeler ve bu köşenin haftada bir oluşu, yazıyı geciktirdi. Uzaktan da olsa, Davos gündemini ve içeriğini dikkatle izlemeye çalıştık. Oradaki konuşmalar-tartışmalar doğrusu değerlendirmelerimizi, yaklaşımlarımızı daha da pekiştirdi.

Son olarak yeniden gündeme gelen ve ortalığı sarsan Epstein dosyaları olayı, küresel ahlaksızlığın, çürümenin ve çöküşün boyutlarını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Ortaya çıkan böylesi çarpıcı skandallar, elbette ekonomipolitik gelişmelerden bağımsız değildir. Dolayısıyla birlikte ele alınıp irdelenmelidir.

OTORİTERLİĞİN EKONOMİSİ

Otoriterliğin yükselişine baktığımızda neler görüyoruz? Adaletsiz gelir dağılımına, fakirleşmeye karşı oluşan tepki, öfke; kendisine akacak yeni kanallar ve ırmaklar buldu. Uluslararası planda, ekonomik anlamda içe kapanmacılık, korumacılık yükselirken siyasal alanda da otoriterlik, tek adamcı yönetim anlayışı güçlendi.

Bu durum, şovenizm, ırkçılık, göçmen düşmanlığı, aşırı muhafazakârlık gibi tehlikeli yaklaşımları da beraberinde getirdi. Otoriterizm ve totaliterizm egemen hale geldi. İşte bu yükselen eğilimlerin ekonomi-politik alanda yarattığı sonuçları, şimdi ardı ardına görüyoruz ve yaşıyoruz. Klasik liberalizm giderek çöküyor. Bir anlamda otoriterliğin ekonomisi oluşturuluyor.

DEMOKRASİYE TEHDİT

Yaşanan bütün bu gelişmelerin temelinde elbette ekonomik nedenler ve yeni sınıfsal konumlanmalar var. Küreselleşme denilen yaldızlı dönem, dünyadaki gelir dağılımını daha da bozdu. Yoksulluğu, işsizliği tırmandırdı. Sınıfsal-toplumsal ayrışmaları, kutuplaşmaları körükledi.

2008 uluslararası krizi ve ardından yaşananlar, bir bakıma bu dönemin yaldızlarının dökülmesiydi. Orta sınıflar hızla ekonomik konumlarını yitirdiler. Bu durum, hem tepkileri hem de yeni sınıfsal konumlanışları beraberinde getirdi. Yeni arayışlara yönelen kitleler, kendilerine yeni sığınma limanları aradılar. Ama bunu yaparken de adeta yağmurdan kaçarken doluya tutuldular! Otoriterliğin ve tek adamcılığın girdabına düştüler!

DERİNLEŞEN EŞİTSİZLİK 

Ortaya çıkan ekonomik-sosyal veriler de bu saptamalarımızı doğruluyor. Oxfam’ın 2026 Küresel Eşitsizlik Raporu; milyarder sayısının 3 bine çıktığını, bu kesimin 2025’te servetlerinin 2.5 trilyon dolar artarak 18.3 trilyon dolara ulaştığını ortaya koyuyor. En zengin 12 milyarderin serveti, dünya nüfusunun yarısını oluşturan en yoksul 4 milyar insanın servetinden fazla. Üstelik bunlar siyasal gelişmelere de yön veriyorlar.

Bu ilginç tablo, servetin belirli ellerde toplandığını ve toplumsal dengelerin kökten bozulduğunu çarpıcı biçimde gösteriyor. Kapitalizmin çözülüşünü, liberalizmin çöküşünü izlemeyi ve yoksul geniş kitleler için yeni çıkış yolları aramayı; “Ekonomi-Politik”te sürdüreceğiz. 

Yazarın Son Yazıları

31 Mart’ın 2. yılı ve Ege’de CHP kırmızısı

31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası oluşan yeni dönem, ikinci yılı da tamamladı. Bugünlerde yerel yönetimlerde bir durum değerlendirmesi yapılıyor. Belediye başkanları-meclisleri, yerel siyasetçiler; iki yıllık dönemin muhasebesini yapıyorlar.

Devamını Oku
03.04.2026
Otoriterlikle mücadele

Otoriter yönetimlerin ve liderlerin yarattığı heyula, giderek bütün toplumları girdabına almaya başladı.

Devamını Oku
31.03.2026
Meslek Fabrikası’nın unutulmaz tarihçesi

Siyasi iktidarın muhalif kentleri ve belediyeleri siyaseten kuşatma - kıskaca alma hamleleri devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB), yıllardır mülkiyetinde olan binalardan çıkarılmak isteniyor. O binalar ki her birinin oldukça köklü tarihçesi var. İşte bu nedenle, söz konusu binaları sıradan hizmet binaları olarak görmemek gerekiyor.

Devamını Oku
27.03.2026
Eşitsizliğin dayanılmaz ağırlığı!

İki hafta önceki “Ekonomi-Politik”te enflasyonun ve hayat pahalılığının günlük hayatımızla etkileşimlerini irdelemiştik.

Devamını Oku
24.03.2026
Elektrik Fabrikası ‘Sanayi Müzesi’ olmalı

İ zmir-Alsancak’ta bulunan asırlık Elektrik Fabrikası, bu kadim kentin önemli kalıtlarındandır. Hem tarihi açıdan hem de endüstriyel açıdan İzmir için büyük önem taşımaktadır. Bu alanın çok katlı yapılaşmaya açılacağı haberleri üstüne; 8 Kasım 2024 ve 9 Mayıs 2025 tarihlerinde bu köşede konuyu ele almış ve yapılaşmaya tepki göstermiştik.

Devamını Oku
20.03.2026
‘Bayram benim neyime’

‘Bayram benim neyime’

Devamını Oku
17.03.2026