Meriç Velidedeoğlu

‘Deprem’

31 Ocak 2020 Cuma

Elazığ ve Malatya depremlerinin hemen ardından, “25 Ocak” günü deprem bölgesine giden Erdoğan, hastanedeki yaralıları da ziyaret ettikten sonra, kendisini bekleyen gazetecilerle konuşurken yaralıların, bu “alaka” dolayısıyla çok “memnun” olduklarını vurgulayarak dile getirdi.

Oysa bu “alaka” olağandır, dahası beklenir de; duyulan “memnuniyet” de böyledir; kuşkusuz başka ülkelerde de...

Dolayısıyla “doğal bir durum”, gerek bu “alaka”, gerekse bu “memnuniyet”...

Ne var ki, bu denli “doğal olan bu durum”, Erdoğan tarafından gerçekleştirilmişse, “bambaşka bir anlam” kazanır!

Neden” derseniz, Erdoğan’ın da, ünlü düşünür “Erasmus”un dile getirdiği gibi, “Her yaptığından olağanüstü bir memnunluk duyanlardan” biri olduğu, açıkça görülüp bilinmesinden...

16 yy”ın düşünürlerinden olan Rotterdam’lı (Hollanda) “Desiderus Erasmus” ya da “Felsefe Dünyası”nın “Erasmus Usta”sı, yapıtlarında bu gibi insanlardan söz ederken, görünüşlerini, duruşlarını da “kendinden geçercesine, aynada kendini seyredenlere benzediğini” vurgulamaktan da sakınmaz.

Günümüzde, “Erasmus Usta”nın bu sözüne en güzel örnek olan da “ABD Başkanı Trump”ı kimse aşamaz...

Ne dersiniz?

Evet, konumuza dönersek, Erdoğan, depremin ertesi günü (26 Ocak) “Cezayir, Gambiya ve Senegal”i içeren bir “Afrika Turu”na çıkar ki, depremin artçı sarsıntılarının ardı arkası kesilmemesi bir yana, “artçı depremler”in de yer yer sürdüğü bir sırada...

Yurttaşlarının aç, susuz olarak, dağ gibi yükselen “Enkaz” yığınının altında, “30-35 saat” kaldığı bir sırada...

Dahası, “Enkaz” altında kalanların, yardım isteyen seslerinin duyulduğu sürecin başladığı bir sırada...

Üstelik bütün bu durumların, Erdoğan’ın ziyaret ettiği ülkelerin TV’lerinde, resmi akşam yemeklerine katıldığını gösteren görüntülerin yayımlandığı sırada...

Değerli dostlar, “Doğu”da olsun, “Batı”da olsun bu boyutta bir deprem yaşayan, depremin tüm acıları yaşamakta olan bir ülkenin başında olanın, böyle bir “ziyaret turu” için yurtdışına çıkması düşünülemez...

Dahası böyle bir deprem olduğunda yurtdışındaysa, programını kesip ülkesine döner...

Her ne kadar, Erdoğan’ın bu üç Afrika ülkesine yaptığı ziyaretin, “daha önce belirlenen bir program kapsamında olduğunun” altı çizilse de...

Ülkemizde bu denli yürek yakan bir deprem yaşadığımızda, “1939 Erzincan Depremi”nin unutulmaz simgesi olan bir resmi anımsarım hep.

26 Aralık’ta başlayan deprem, aralıklarla sürerken, ertesi gün daha da şiddetlendiğinde, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, “27 Aralık”ta, Erzincan halkının yanındadır; onlarla birliktedir; yakınlarını, canlarını kaybeden “Erzincanlı bir kadın”, İnönü’yü görünce dayanamaz, sarılır, başını dayayıp ağlar...

Acının bu bağlamda, bu denli içtenlikle paylaşılmasının en anlamlı tarihsel örneğidir bu görüntü...

Ve değerli dostlar, Elazığ ve Malatya depremleri yaşanırken, yıllar boyu “...savaşta, barışta, hep Kızılay var!” seslenişiyle de andığımız bu kurum, “halkın” yanında olmayıp, “Saray”ın emrinde bir görevli gibi, Saraylıların, “Ensar Vakfı”na milyonlar bağışlamakla mı meşgulmüş?

Umarım değildir...


Yazarın Son Yazıları

‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020
86 yıllık... 17 Temmuz 2020
Düğme 10 Temmuz 2020
Bir zamanlar... 26 Haziran 2020
‘65 yaş üstü’ 5 Haziran 2020